Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '12

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
584
 

3 Aralık Dünya Engeliler Günü

3 Aralık Dünya Engeliler Günü
 

engelliler için hazırlanmış resim


1992 Yılında Birleşmiş Milletler 3 Aralık gününü engelliler Günü olarak kararlaştırmış.

Dünya'nın bir çok yerinde; engellilerin yaşama hakları ile ilgili mücadele veren dernekler, kuruluşlar var.

Yine Dünya'nın bir çok yerinde engellilere yönelik programlar yapılmakta…

Diğer ülkele oranla bu tür faaliyetler ne yazıkki ülkemizde çok değildir.

Sadece uzun zaman önce, önemli bir gelişme olmuştur.

Özürlüler Yasası 2005 tarihinde kabul edilmiştir.

Engelli ne demektir.

Doğuştan veya sonradan gelen hastalıklar,

Sakatlıklar,

İşlevsel,

Zihinsel,

Ruhsal,

Farklılıkların olması…

Engelli kavramı:

Günlük yaşamda;

Eğitim,

Ulaşım,

Erişim

Palanlanırken bazı şeylerin düşünülmemesi sonucunda sakatların mağdur duruma düşürülmesini ifade eder.

Sakatlığından ziyade, engellenmişliğin – engelleyenin, sorunlaştırılması engelli kavramını ortaya koymuştur.

Engellilerin yaşadıkları ciddi sorunları vardır.

3 Aralık Dünya Engeliler Gününde tekrar bir çok konunun ele alınması, tartışılması, doğru çözümlerin bulunması için bir çeşit hatırlatma günüdür.

Bir araştırmada:

1990 yılındaki nüfus sayımında ülkemizde; engellireni oranı % 14 olarak tesbit edilmiş. Ondan sonra geçen zamanla birlikte şimdilerde bu rakam ne kadardır?

Burada şu bir gerçektir.

Engellilerin engellerinin kaldırılması için ciddi çalışmalar yapılmalıdır.

Bunu sıkça söylüyorum. Ben turizmciyim.

Tesisleride yani otel ve tatil köylerinde mutlaka sayıya göre tesbit edilecek oranla engelli odası koymak durumundayız.

Genel yerlerdeki tuvaletlerde de engelli tuvaletlerinin olması şarttır.

Burada insanı şaşırtan bir önemli olay; misafirlerimizin geleceği, kalacağı tesislerde engellileri düşünüyoruz da acaba bizim yaşantımızda engelliler için neler yapıyoruz, neler düşünüyoruz ve neler uyguluyoruz?

Avrupa’ya gidenler bilirler. Gerçi bunu salt Avrupa olarak belirlemek yanlış olur, Amerika ve Uzak Doğu içinde rahatlıkla söyleyebilirim. Oralarda engelliler için yapılanları gördüğümde her zaman üzülmüşümdür. Niye bizlerde yoktur.

Onlar için belediye otobüslerindeki tekerlekli sandalye ile otobüse binecek yolcunun nasıl otobüse geçtiğini gördüğümde de,

Merdivenli yerlerde merdivenlerin hemen yanında düz uzanan yollarda da, yüksek eşiklerin olmadığı eşiklerde de…

Çoğu ülkede ışıkların bile engelliler için ayarlandığını gördüm.

Engelliler için sıkça gördüğüm alışveriş yapılan büyük mağazalarda, metrolarda, yollarda engelli asansörleri olduğu ve sadece ama sadece engellilerin onları kullandığı.

Bizlerdeki gibi engelliden ziyade yürüme tembelliği içinde olanların kullanmadığı!

Tekerlekli sandalyeli biri için bizlerde kaldırımlar büyük derttir oysa dışarılarda böyle değildir.

Tabi bizimde büyük şehirlerimizin en lüks semtlerinde böyle incelikler düşünülmüş benim söylemek istediğim bütün ülkede olması ve resmi olarak yapılması…

Bizlerde bazı kaldırımlar o kadar dar, ağaçlı, taşlı, bölmeli ki! Tekerlekli sandalyeli birinin oralardan geçmesi ne mümkün…

Engellilerin eğitimleri de bizim ülkemizde çok zor…

Engellilerin çalışması da…

Yine turizmden söz edeceğim.

Bizim engelli ve hükümlü çalıştırma mecburiyetimiz vardır. Çok uzun yıllar engellilerle çalıştım asla bastırarak söylüyorum ki asla engellilerin işlerini diğerlerinden ne eksik yaptıklarını gördüm, ne de başarısız olduklarını…

Muhakak ki yapılacak işlerde seçimler yapılmalı.

Kim nasıl daha iyi ve hangi işte daha başarılı oluru bilmeli ve ona göre hareket edilmelidir.

Ben her zaman söylüyorum.

Yarınımızın ne olacağını hiç birimiz bilemeyiz.

Bu gün umursamadığımız o engelilerin arasında yarın biz ya da bir yakınımız olabilir.

Yaşam her halimizle, her şeklimizle bize verilmiş büyük bir hediyedir.

Saygı kendimize de başkalarına da.

Sevgi kendimize de başkalarına da…

Bence en büyük engel görmemek, bilmemek, anlamamak…

Üstelik bütün bunları yapmak için hiçbir engel yokken…

Mevlana Celaleddin-i Rumi:

İki parmağını gözünün ucuna koy bir şey görebiliyor musun?

Bu dünyadan sen göremiyorsun diye bu âlem yok değildir.

İnsan gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir.

Göz ise ancak gerçek dostu görendir insan gözdür, görüştür, gerisi ettir.

İnsanın gözü neyi görüyorsa değeri o kadardır.

İnsan dediğin gözden görüşten ibarettir.

Nasıl bakarsın öyle görürsün.

 

Hepimizin güzel gönüllerle bakmamazı dilerim…

 

 

Nazan Şara Şatana

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1577
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4687
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster