- Kategori
- Güncel
Kimlik ve menfaat çatışmaları

İsmail Yurtseven, Tuğçe Kazaz, Mesut Özil
Geçtiğimiz günlerde pop şarkıcısı İsmail Yurtseven’in gelir vergisi vermemek için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarak, geri kalan ömrünü Alman pasaportuyla sürdüreceği haberlerini okuduk basından.
Bir yanda milli benlik, diğer yanda para arasında sıkışmış, maddi çıkarları adına ülkesini ve kimliğini değiştirmekte hiçbir sakınca görmeyen psikolojik bir vakıa YK (!) nın ki. Çifte vatandaşlığa sahip şarkıcı paradan daha az önemsediği değerlerini terk ederek seçimini yapmış. Buraya kadar her şey yasal(!) En azından bildiğimiz kadarıyla.
Bu kişisel tercih eleştiriye açıktır ve saygı bekleyebilir. Ancak, kimse kendisini bir milletten daha uyanık ve daha akıllı sanıp insanları sömürmeyi aklından geçirmemelidir. Vergi ödememek için kimliği terk edilen bir ülkede, para kazanmak için turist olarak girmenin de yolu olmamalıdır. Yasalar buna müsaade ediyorsa da vicdanlar müsaade etmemelidir. Kimse bu uyanıklığa prim tanıyıp, kendisini kullandırmamalıdır. Bu ülke bir ticarethane değildir.
Konunun irdelenmesi gereken diğer yanı da, 71 milyonun geri kalan kısmıdır. Her imkân bulan vergi ödememek için bu tip yollara mı başvuracaktır ya da bizim vergilerimiz kimliğimizden taviz verdirecek kadar acımasız mıdır?
***
Ve yine daha önce birçok örneğini gördüğümüz “gurbetçi” tabir edilen, yurt dışında doğan ya da yaşayan Türk futbolcuların milli takım için, yaşadıkları ülke ve Türkiye arasında seçim yapma konusundaki kararsızlıklarına son örnek Alman Milli Takımını seçtiği duyurulan Mesut Özil oldu.
“Öteki Milli” Türkler (Okumak için tıklayınız…)Aylardır iki ülke gündemini meşgul eden Mesut, kendisiyle daha çok ilgilendiklerini ifade ettiği Alman Milli takımını seçti. Almanya’da doğup büyüyen ve daha önce Alman ümit milli takımının da formasını giyen futbolcu, kendisini manen de Almanya’ya ait hissettiğini, ailesi ve çevresinin de kendisine bu konuda destek olduklarını söylemiş.
Yurt dışında yaşayan bir futbolcuya milli takımı daha sempatik göstermek adına onlarla ilgilenmeli, ısrarcı olmalı ve belki de yalvarmalıyız(!) gibi bir sonuç çıkıyor buradan. Hiçbir ülkenin milli takımı, kişisel menfaatlere hizmet eden anonim şirketler değildirler ve milli takım forması da manevi değerler taşımakta olup bu formalar tüm menfaatlerden sıyrılarak giyilmelidir. Kimseye zorla giydirilmemelidir. Hele ay yıldızlı Türkiye forması. Zaten kendini Alman gibi hisseden bir insanın, Türkiye’yi temsil etmesini beklemek de mantığa pek uygun bir şey değildi zaten.
Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz yaz Avrupa Şampiyonası finallerinde İsviçre Milli Takımında Türk asıllı üç futbolcu takımımıza karşı forma giymiş ve Hakan Yakın bir de gol kaydetmişti.
Diğer birçok Avrupa ülkesi milli takımlarında da Türk asıllı futbolcular forma giydiği gibi Brezilya asıllı Türk futbolcu Mehmet Aurelio da ülkemiz adına ter dökmektedir.
İnsanların kendilerini ait olduklarını düşündükleri camiayı temsil etme isteklerine saygı duyulmalı fakat milli değerler hiçbir zaman pazarlık konusu yapılmamalıdır.
***
Magazin basını da geçtiğimiz günlerde ilginç bir haber geçti yine. Daha önce Yunanlı sevgilisi uğruna dinini değiştirip “vatanım” dediği Yunanistan’a göç eden eski Türkiye Güzeli Tuğçe Kazaz (Maria Seitaridis) eşinden boşanıyormuş.
Buraya kadar her şey normal gibi görünse de bundan sonrası oldukça haber nitelikli(!)
Sayın Kazaz, uğruna dinini değiştirdiği eşinden boşanınca yeniden eski dinine, İslamiyet’e dönecekmiş. Ne güzel… Çorap değiştirir gibi din değiştiren oturmamış kişilik manzaraları ve acemi hayatlar yine sırf ticari kaygılarla halkı sömürmenin yollarını arıyor. Kaybedilen sempatinin geri dönüş hikâyesi.
Bakalım Tuğçe’nin bundan sonraki dini ne olacak, onu da zaman gösterecek.