- Kategori
- Spor
Fenerbahçe'ye sistem getiren adam; Daum...

Geçen sezon Fenerbahçe Zico’yu gönderip, Aragones’i, Galatasaray da Feldkamp’ın yerine Skibbe’yi getirmiş, her iki takım da sezona sorunlarla başlamıştı; bu arada da Beşiktaş’ta da işler yolunda gitmiyordu.
Mustafa Denizli’nin bu ortam içinde bir durum değerlendirmesi yaparak kendi teamüllerini de yıkarak Beşiktaş’ın başına geçip, ülkeyi tanımaya, alışmaya ve takımlarına sahip olmaya çalışan iki teknik adamın arasından sıyırarak takımını şampiyonluğa taşıdığını biliyoruz.
Fenerbahçe yönetimi bu tecrüben kendisine ders çıkararak Türkiye’yi tanıyan ve yıllardır da adı konmamış bir şekilde Daum Sistemi ile oynayan futbol takımının başına Daum’u getirdi.
Daum’un bugün pozisyonu geçen seneki Denizli’ninki ile örtüşmektedir. Daum bıraktığı yerden alıp takımını zirveye taşımıştır. Ancak Daum’un Denizli’den çok ciddi farkları var. En temel fark da herhalde Daum’un bir sistem adamı olmasıdır.
Şimdi filmi biraz geri saralım ve Daum’un sistemini karşılaştırmalı olarak analiz edelim, nerelerden nerelere hangi oyuncuları kullanarak gelmiş, hatırlayalım.
|
28.10.2004 M.U - FB 6-2 |
||||
|
Rüştü |
||||
|
Serkan |
Fatih |
Luciano |
Ümit Özat |
|
|
Deniz |
Aurelio |
|||
|
Hooijdonk |
Alex |
Tuncay |
||
|
Nobre |
||||
Birçok Fenerbahçelinin hatırlamak dahi istemediği bu maçta Fenerbahçe çok baskılı oynamış, bol pozisyon bulmuş ancak farklı kaybetmişti. Bu maçtan Daum çok şey öğrenmiş olmalıdır. Hatırlarsanız Hooijdonk ile Alex aynı anda oynar mı tartışmalarının yapıldığı maçlardan biridir bu. Fatih Akyel inanılmaz hatalar yapmış, Deniz çok aksamış, ancak esas belirginleşen takımın yapısının hücuma dönük ancak savunma yapamayan bir karakterde olduğuydu.
|
30.10.2004 BJK - FB 2-1 |
||||
|
Rüştü |
||||
|
Ümit Özat |
Servet |
Luciano |
Fabiano |
|
|
Deniz |
Aurelio |
|||
|
Serhat |
Hooijdonk |
Alex |
||
|
Nobre |
||||
Fenerbahçe kaybettiği bir başka maçı örnek alıyorum. Deplasmanda oynanan bu maçta Fenerbahçe’nin Orta saha kurgusunda çok ciddi sıkıntılar var. Hooijdonk geldiği ilk sene Fenerbahçe’nin şampiyonluğunda büyük pay sahibiydi. Ancak Daum’un ikinci senesinde kadroya dahil olan Alex’le birlikte takımın kırılganlığını arttırmaya başlamıştı. Oysa bir sene önceki İnönü derbisinde orta sahanın merkezine geçerek maçın yıldızı ve 3-1 Fenerbahçe lehine sonuçlanmasına yardımcı olmuştu.
|
17 Nisan 2005 FB - BJK 3-4 |
||||
|
Rüştü |
||||
|
Önder |
Deniz |
Luciano |
Ümit Özat |
|
|
Selçuk |
Aurelio |
|||
|
Anelka |
Alex |
Tuncay |
||
|
Nobre |
||||
Bu maç Rıza Çalımbay’a bir yarım sezon kazandırması açısından önemli olmakla birlikte Daum’un sezon sonuna doğru taktik yapısının oturması bakımından dikkat çekicidir. Fenerbahçe bu maçı hücum hattının geri dönmüyor oluşu ve çok top kaybetmesiyle Beşiktaş’ın hızlı hücumları sayesinde kaybedecektir.
|
11 Mayıs 2005 GS - FB 5-1 |
||||
|
Rüştü |
||||
|
Önder |
Deniz |
Luciano |
Serkan |
|
|
Selçuk |
Aurelio |
|||
|
Serhat |
Alex |
Tuncay |
||
|
Nobre |
||||
|
22 Nisan 2006 FB - GS 4-0 |
||||
|
Rüştü |
||||
|
Deniz |
Servet |
Luciano |
Ümit Özat |
|
|
Selçuk |
Aurelio |
|||
|
Appiah |
Alex |
Tuncay |
||
|
Nobre |
||||
Bir sene arayla oynanan maçları özellikle seçtim. Daum sistemini kurmuş, ancak kadro zafiyeti yüzünden bir türlü istikrar yakalanamıyordu. Şunu çok net olarak hatırlayalım Fenerbahçe, Galatasaray ile kupa finaline çıktığı gün defansın sol tarafını teslim edeceği bir oyuncusu yoktu. O yıl Ümit Özat devşirilerek yoktan yaratılmıştı. Aynı şeyi sağ kanat için de söylemek mümkün. Takımın as oyuncularından biri sakatlandığında Daum iskeletini oluşturan bazı futbolcuların yerini değiştirmek zorunda kalıyordu. Daum Mahmut Hanefi tarzındaki oyuncuları ise bir türlü sevememişti.
Daum’un 2005 ve 2006 sezonlarında sürekli belli bir şablonu oturtmaya çalıştığını; ancak takımda bazı marka olmuş –Hooijdonk, Anelka, Alex- oyunculara sürekli yer açmak zorunda kaldığı için sisteminden tavizler vermek zorunda kaldığını, bu tavizler yüzünden takıma bir türlü hakim olamadığını görüyoruz. 2006’da Denizli faciasından sonra takımın başından ayrılırken en çok da bu mücadeleden yılmış olmanın verdiği bezginlik olmalıdır üzerinde.
Konuyu örneklerle uzatmamak için Zico döneminde olup biteni çok kısaca özetleyeceğim, Aragones çok taze olduğu için geçeceğim, çünkü benim arşivlerimde bile bolca yazı var. Zico kendi sistemini oturtmak adına çıktığı maçlarda önce Şampiyonlar Ligi’nden elenmiş, sonra da ligde istikrarsız sonuçlara imza atmıştı. Kezman – Deivid ikilisini denediği Sivasspor maçında 1-1, kendi evinde de Bursaspor’a 1-0 yenilmiştir. Bu iki maç öncesinde Sakaryaspor'a da deplasmanda 2-1 yenilmişti. Zaten o tarihte Daum’un tek forvetli çift orta sahalı (Bknz. Newcastle United maçı) şablonuna geri dönülmüştür. O şablon Fenerbahçe’ye bir sene sonra çeyrek final oynatmıştır.
|
01 Ekim 2006 FB - Bursaspor 0-1 |
||||
|
|
Rüştü |
|||
|
Kerim |
Lugano |
Edu |
Ümit |
|
|
Appiah |
Aurelio |
Tuncay |
||
|
Alex |
||||
|
Deivid |
Kezman |
|||
|
Sevilla - Fenerbahçe 3-2 |
||||
|
Volkan |
||||
|
Gökhan |
Lugano |
Edu |
Vederson |
|
|
Selçuk |
Aurelio |
|||
|
Deivid |
Alex |
Uğur |
||
|
Kezman |
||||
Daum, bu sezon başında Kadıköy’e geri döndüğünde bıraktığından çok daha zengin bir kadro buldu. Üstelik sistemine de tam uygun bir kadroydu. Defansta Lugano-Bilica iyi bir ikili olabilecek yetenekteydi. Emre, Türkiye’de yerinin en iyisiydi. Sol kanat Brezilya’nın son yirmi yılına damgasını vurmuş ve halen de vuran iki oyuncudan Carlos ve Santos’tan oluşuyordu. Bunlara Vederson da ekleniyordu. Cristian’da Aurelio’nun izleri görülüyordu. Mehmet Topuz gibi hem orta sahada hem de sağ kanatta kusursuz görev yapabilecek bir oyuncu transfer edilmişti. Özer Hurmacı, Alexvari havaya sahip bir oyuncuydu. Her ne kadar gol atmakta zorluk çekiyorsa da İspanya gol kralı takımdaydı. Kendisi Türkiye’den ayrıldıktan sonra özellikle Zico döneminde yıldızı iyice parlamış ve milli takımın santraforluğuna yükselmiş Semih. Yine Türkiye’nin en iyi sağ beki Gökhan Gönül. Bunların arasına manevi oğlu olarak ilan ettiğini anladığımız Kazım’ı da ekleyince ortaya iyi bir takım çıkıyordu.
Daum’un dört sene önce Fenerbahçe’ye adapte etmeye çalıştığı sistem ile bu sene oynatıyor olduğu arasında aslında çok büyük bir fark yok. Arada çok ciddi bir oyuncu kalitesi farkı var sadece. Dört sene önce takımın as kadrosunda yer alanlar iyi birer yedek oldular; Selçuk-Deniz-Önder. Zaten büyük takımın anlamı da budur.
Daum’un rahatlamış ve takımına hâkim olduğunu son Galatasaray maçında gördük. Sisteminden taviz vermedi. O zaman ortaya, Brezilya milli takımının sol bekinin, İspanya ve Türkiye gol krallarının yedek beklediği bir takım çıktı.
Üstelik maç yıldız oyuncuların bireysel becerilerinin ortaya çıkıp ağırlıklarını koyarak değil, sistemin tüm çarkları çalıştığı ve bu çarkın içindeki oyuncular görevlerini yaptıkları için kazanılmış oldu. Bu bence çok önemli ve altının çizilmesi gereken bir gerçekliktir.
Dünkü yazımıza dönecek olursak da işte Rijkaard’ın gideceği uzun yol budur. Rijkaard’a dünyanın en iyi teknik direktörü unvanını kazandıran sistemini oynatacağı oyuncuları bulup, onlarla oynamasıdır. Daum bu yere tam 5 senede ulaşabildi. Onun bir şansı Türkiye’yi çok iyi tanıması ve dahası Fenerbahçe Kulübü Başkanı’nın bu sisteme, Zico’yu ve Aragones’i zorlayacak kadar inanması, uygun futbolcular transfer etmesiydi.
Fenerbahçe'de bir asırdır hiç olmayan şeyler son beş altı sene içinde yavaş yavaş yerine oturuyor. Sanki belli bir planın uygulanması gibi.
Fenerbahçe'nin ve Daum'un dezavantajı kadrosundaki kaliteli ayaklardan bazılarının hâlâ maç seçmeleri. Yoksa Gaziantepspor'un ikinci yarısı öyle oynanmaz, Fenerbahçe de o maçı kaybetmezdi.
Uzay Gökerman