Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
35
 

Abdullah Dede

Abdullah Dede
 

Sevgimizi "dede" sözcüğüyle duyurduğumuz Faruk Demirel öğretmenimleyiz 1965, Trabzon Erkek Öğretmen Okulu


Dede olmadan önce dudağından düşürmediği türküyü tutturdu; kimseler duymuyordu.   İzleyiciler top sahasında duyulan tok sese kulak vermişlerdi. Yüreği  hoparlördeki sesi duymazlıktan gelmedi. Düşündüklerinden, türkülerinden, ezgilerden sıyrılmadan derinden derine dinledi tok sesi. 
 
“ Cumhuriyet halk yönetimidir! Halkın söz ve karar sahibi olduğu, ulus olma yolunda yükseldiği temelin adıdır! Yaşasın Cumhuriyet! " diye gürleyen sesle Abdullah dedenin sıkılan yüreği genişleyip büyüdü. 
 
 
Nazlı yurdumun geniş ovaları
yüksek yaylaları
haymana pasinler harran
akarkan türküler söyleyen
akarsularım
neden suskunsunuz
etilerden kalan
yontu taşlarım
atalarım
karadenizin yamaçları
sarp dik dağları
ağrı nemrut tendürük
egemin üzümü
toroslar
akdenizim
sevdalım
güzel yurdum
 
 
Açık tribünde torunuyla birlikte oturan ak sakallı Abdullah dedenin yüreğinde duyduklarına burada olanların hiçbiri ulaşamazdı. Padişahlık denen yönetim biçimini görmüş, yaşamıştı. Kendi toprağında yabancı, toplumsal olaylara seyirci kalınan o yıllar uzaktı şimdi. Böylesine mutluluğu tattığı bugün de bile geçmişini anımsamadan edemiyordu. 
 
“ O günleri yaşamayanlar insan olma, ulus olma kavgasını kavrayamazlardı. Cumhuriyete ulaşmanın onurunu bilemezlerdi."
 
diye usundan geçirdi  Abdullah dede . 
 
Karayağız atın Sakarya’nın sazlığında battığı o gün yirmi iki gün, yirmi iki gece düşmana dur diyen Sakarya’nın destanını yazıyordu. Abdullah dede nasıl unutabilirdi, Karadeniz uşaklarının yetiştikleri o kutsal savaşı! Cumhuriyete, ulusal bağımsızlığa götüren büyük komutanın düşmana dur dediği en büyük karşı koyuştu.
 
Mavi gözleriyle Mustafa Kemal yine Sakarya’da, Çanakkale’de.
 
“ Komutanım vuruldu! " 
 
ünlemesi dağı, ovayı tuttuğunda Abdullah dedenin yüreği Conkbayır’daydı. Mustafa Kemal yetişip eliyle ağzını kapadı. Yığıldığı yerden büyük komutanın alınca sesini, görünce engin mavi gözlerini atılıp sarıldı boynuna. Sonra veryansın etti topu karşıda duran düşmana.
 
özgür kuşların sıcacık yüreği
gönül buğdayımız
ekmeğimiz
cumhuriyet
yaşanmışın en güzeli
 
 
Abdullah dedenin gönlü Anadolu gibi çok görmüş geçirmişti. İyiler, kötüler, güzellikler, acılar yan yanaydı.Öyle duruyorlardı.
 
" Gönlümdeki dağlanmış yara ellesem kanıyor, ellemesem duramıyorum. Ah o Sarıkamış, yetmiş beş bin yiğidin soğuğa, kışa yenildiği savaş. Nasıl unuturum o kışı, tipiyi. Allahuekber dağlarında açlığa, fırtınaya yenik düşen yiğitler, aha buramdasınız; şu seksen yıldır atan, kütürdeyen sesinde. “ 
 
Dur durak bilmeyen usunu, yüreğini – bayram şenliklerini bırakmış da – almış dağlara, ovalara düşmüştü.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1037
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 683
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster