Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '12

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
437
 

Al yorum, ver yorum; Yalnız seni seviyorum!

Al yorum, ver yorum; Yalnız seni seviyorum!
 

Sosyal Medya, dedikleri bu tür platformların diğerlerinden bir farkı varsa, o da yazanla okuyanın karşılıklı konuşabilmesidir.

Merkezinde yazının olduğu bu konuşma, insanları sadece sosyalleştirmekle kalmaz, bilgisini artırır ve farklı konulara ilgisini geliştirir.

Yazılara yorum yazmak bu bakımdan önemlidir. Ama, dikkat ediniz "yazı"lara diyorum; yazanlara değil...

Ama, bakıyorsunuz bizim bu MB mahallesinde, yorumlar da kişilere hasredilmiş... Bir al gülüm ver gülümdür gidiyor ki, artık kimin yorumcusu kimdir, önceden bilir olduk...

Bunun böyle olmasının bir nedeni, bizdeki "benim yazarım" saplantısı ise, bir nedeni de "en son yorumlananlar" köşesidir, diyorum ben.

Nurallah Ataç'ın çok hoşuma giden bir tesbiti vardır; bizim ülkede herkes fikrine, zikrine, siyasi duruşuna göre yazarını seçmiştir; herkes duymak istediklerini yazan kendi yazarlarını okur, böylece herkesin yazarı kendine, hali sürer gider, diyordu eleştiri ustası.

Bu durum aynen devam ediyor bu ülkede de bu mahallede de... Kimse bildiklerinden farklı bir şey duymak istemiyor, kimse farklı saydığı birinin "en son yorumlananlar" köşesinde yer almasını istemiyor...

Evet, elbette buradaki herkes böyle değil, işi biraz abarttığımın farkındayım... Ama pek çok kişinin de böyle olduğunu kabul etmeliyiz.

Oysa, her yazı, yazarından bağımsız bir "kimlik" taşır. Bu bakımdan, her defasında ilk defa karşılaştığınız bir kimliğe yorum yapacaksınız; o yazının sahibinin bildiğiniz bir isim olması hiç bir şey değiştirmeyecek...

Öğretmenlik hayatım boyunca, kompozisyon derslerini çok önemsedim. Her hafta mutlaka bir yazma konusu verirdim öğrencilerime... Sınavlarda da böyle yapardım. Dolayısıyla çok kompozisyon kağıdı okumuşumdur. Bu okumalar da, çoğu zaman öğrencinin ismine bakmazdım. Çok dikkat çekici bir şey olmadıkça kimin kağıdını okuduğumu bilmez, böylece değerlerdirmeyi sadece o yazı üzerinden yapardım.

Bunu bir marifet gösterisi olsun diye yazmadım, bir marifet olduğu halde... Meramım, şu yazı ortamında da belli ilkeleri koruyabilmemizdir. Ben, burada da, bazı özel haller hariç, yazıyı baz alarak yorum yapmaya çalışıyorum. Kimseyle "al yorum, ver yorum" ilişkisi içerisinde olmadım.

Ama, bazı arkadaşlar, fikirlerine, zikirlerine; mezheplerine, meşreplerine uymayanları değerli yorumlarından mahrum etmeyi bir mücadele yöntemi sanıyorlar, herhalde. Bazen, arkadaşın adını anarak, "usta, ne diyorsun bu hususta" dediğiniz yazılara bile cevabi yorum gelmiyor.

Hadi, Nurullah Ataç'ın söylediği gibi, "benim yazarım, benim şairim" saplantısından kurtulamayız kolay kolay da, hiç değilse şu "en son yorumlananlar" bölümünü lav etsek.

Benim adamın yazısı orda görünsün de, bir kaç tık fazla alsın, idealizmi(!)nden kurtuluruz belki böylece...

Adama-ya da madama- değil de adam gibi yazıya yorum yaparız! Buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Yanlış mı düşünüyorum!  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu konuyla ilgili başka bloglar da okudum, karınca kararınca gerek bloğumda gerekse yazılara yorumlarımda belirttim. Ama yazıya değil kişiye yorum yapılması olgusunu bu bloğunuzla dahi değiştiremezsiniz. Çünkü örneğin aynı konuyu başkası ele alsa ağır şekilde eleştirebilecek bir blog yazarı, yazan siz olduğunuz için son derece farklı bir yorum yapabiliyor. Buna pozitif ayrımcılık ta diyebilirsiniz ama bu bile yazınızda belirttiğiniz ana fikirle ironik bir karşıtlık yaratıyor. Diğer yandan ellerini heyecanla birbirine vurarak "bayıldımmm" tarzı yorumlara yaptığınız eleştiriyi olumlu buluyorum. En azından konuyla ilgili birkaç söz söyleyebilecek sığada insanların bir kaç özgün düşünceyle yoruma gerçekten "yorum" niteliği kazandırabilmeleri de önemli. Komik ama birkaç gündür blog ortamının bir mahalle gibi olduğunu ben de düşünüyor ve bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğunu kafamda tartmaya çalışıyordum. :-) Selamlar.

Güz Özlemi 
 23.12.2012 22:33
Cevap :
Biz doğru bulduklarımız, doğru bildiklerimizi yazıyoruz, isteyen istediği gibi algılar...Elbette her şeyi değiştiremeyiz...Burası bir mahalle olunca, mahalle baskısı da, mahalleli desteği olacak..:) Teşekkürler, selamlar  24.12.2012 17:45
 

Doğru düşünüyorsunuz. Tabii yorum denince,konu çok geniş kapsamlıdır ve pek çok kriteri vardır. Sizin değindiğiniz hususlara ise bir cümle hariç ben de katılıyorum. O cümleniz ise:"Her yazı,yazarından BAĞIMSIZ bir kimlik taşır". Sanki bağımsız “da” veya kimlik “de” desek daha mı doğru olurdu acaba? Zira evet,“yazıya göre” yorum yapılmalıdır ama,hiçbir yazı yazarından da bağımsız asla değildir. Aksine her yazı-yorum-cvp, hatta bunların nasıl, ne şekilde yapıldığı veya yapılmadığı dahi direkt yazarı, nasıl biri olduğunu, ilkelerini, dünyaya-hayata-“insana” bakışını ve hayatın içinde duruşunu yansıtır. ”Yaptıklarını” tasvip etmediğimiz birilerinin yazısına da yazısı ne kadar iyi olursa olsun şart olmadıkça yorum yapmak istemeyeceğimiz aşikardır. Bu iş, bir lafa bakarım bir de söyleyene meselesi gibidir. Sizin mesela o al gülüm ver gülümcülere veya son yorumcu hile hurdacılarına yorum yapmak içinizden gelir mi? Dolayısıyla yorumlar da tabii ister istemez ona göre “de” gelişecektir.Saygılar

Filiz Alev 
 16.12.2012 7:10
Cevap :
Yazının yazanından bağımsız olması, elbette yüzde yüz mümkün değildir.Her yazı bir şekilde yazarının ifade eder. Benim burada anlatmaya çalıştığım, aynı elden farklı yazılar çıkması ihtimaline karşı yorum hürlüğüdür. Şundan ki, eğer kendinizi yazara göre aylarsanız, kişinin yazdıklarını okumazsınız, bu durumda da iyi bir yazı kaçabilir. Mevlana'nın sözünden, her söz söyleyenine göre değer kazanır, gerçeğini anlayacağız ama bu bizim yorum yapmamamızı gerektirmez.Çünkü yorum eştirel de olabilir... Haklı olduğunuz nokta şu ki, bu al gülüm, ver gülümcüler, o kadar kendi adamlarına kapılmışlar ki, sizin yazdığınız yorumu beğenmiyor ve "bana bir daha yorum yazma" diyebiliyor. Elbette böylesini adamdan(ya da madamdan) sayıp bir daha kapısını çalmayız. Gerçekten de yorumlaşmanın insanlar arasında iyi ilişkilere yol açtığına (hani insanlar konuşa,konuşa da olduğu gibi) inanıyorum. Yeter ki, yorumu alan, dediğiniz gibi, sabit fikirli olmasın...Teşekkürler, selamlar.  16.12.2012 12:53
 

Ali bey,hayır siz değidiniz. Ankaradan saygılar.

Mehmet Emin Yolsal 
 15.12.2012 19:26
Cevap :
Teşekkür ederim, sevindim...Selamlar  16.12.2012 2:03
 

Sayın Ali bey, yazı ve yorumlar her zaman için zihinsel sorun olarak kalıyor. Ben de, yazıların yorumu hak edebilmesi için, "özgünlüğü ve kalitesinin" kriter teşkil etmesini düşünüyorum. Ama çoğu okur, önce yazarın ismini sonra yazısını okuyor. Ben yönetimden sisteme şöyle bir uygulama getirilmesini arzu ederdim: (Yazarın ismi gizlenerek) yazıların başlığı ve yazı yayınlanmalı. Kişi tıklayıp yazıyı okuduğunda "yazarın adını" görebilmeli, yazının kalite ve ilgi çekiciliğine göre yorum yazma olanağı açılmalıdır. Olabilirse bu bir "ilk" olacaktır, yorum guruplaşmalarını önleyici yönde... Selam ve saygılarımla...

Yurdagül Alkan 
 15.12.2012 17:45
Cevap :
Merhaba Yurdagül hanım...Yazılarınızı okudum ama bir merhaba diyememiştim ...Öneriniz ilginç gerçekten ama ne kadar uygulanır bilemem...İşin aslı şu ki, önemli olan insanın kendisidir. Teknolojik önlemlerle bu işler olur mu,zor...Okumayı bir hatır işi değil de gerçekten bir şeyler öğrenme amacıyla yaptığımız da sorun hallolacaktır...Selamlarımla  16.12.2012 2:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 4200
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 781
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster