Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
490
 

Alın size duygusal açılım...

Alın size duygusal açılım...
 

Evet sevgili dostlar;

Aylardır; gündemi meşgul eden bir, ''Açılım'' sözü var...Herkese göre farklılıklar gösterse de, aslında kelimenin özünde yatan anlamı var... Nedir ? Türk Dil Kurumu'nun yayınlamış olduğu Türkçe Sözlük'te;

1- Açılma işi.

2- Bakış açısı.

3- Gök biliminde, sağ açıklık.

4- Matematik'te, bir kısaltma veya formülün açık biçimi. Demek oluyormuş...


Açılma işi; kapalı olan herhangi bir şeyi açma fiilini yerine getirmek...

Misal; '' Dört kafadar arkadaş; geçen cumartesi gecesi, bizim balkonda Boğaz'a karşı çilingir sofrasını kurup, mangalın altını har'layıp, balıkları üzerine dizmek ve yanında da, bir 70'lik Altınbaş rakısının açılımı suretiyle, kafaları bir güzel, güzelleştirdik muhterem...'' gibi yani...

Bakış açısı; Her türlü durum karşısında insan olarak; değerlendirmelerimizde hissettiğimiz duygular sonucu, verdiğimiz kararlar...

Misal; '' 11 Eylül 1980 tarihinde, ortaokul birinci sınıftaydım. Benden çok büyük abiler ve ablalar, o zamanki devlet yönetimine karşı olan fikirlerini, birbirlerine kabul ettirmek için kavgalar ediyorlardı...Taşlı, sopalı, bıçaklı veya silahlı...Bir çok abilerin veya ablaların öldüklerini dahi görüyor ve duyuyordum...O zaman ki çocuk aklımla, bir bakış açısı geliştirmiştim kendime...Siyaset denilen şey, çok tehlikeli...bu yüzden abiler ve ablalar ölüyorlar...ben siyasetçi olmayacağım...! '' ve, olamadım...çünkü, ben istemediğim için olmadım...! Ben istemedim yani..!

Gök bilimdeki sağ açıklık; Güneş'in bir yıldaki açılımı -23 derece 27 dakikadan, +23 derece 27 dakikaya kadar değişir...diye açıklamış Türk Dil Kurumu Sözlüğü...

Ve Matematik... Her zaman, hayatımıza müdahalesi olan bilim dalı... Hayat; dört işlem üzerine kurulmuştur tezinin karşısına, hayır bazen de formüller vardır...Anti tezi ile çıkan bilimsellikler...Ve bu formüllerin çözümünü bulmak, açmak, açılımlarını göstermek...yani...

Ben; bunların içerisinden daha çok, geçmiş dönemlerde, çocukluğumda yaşamış olduklarım ve hatırladığım güzelliklerin açılımını, sizlerle paylaşmak istedim bugün... Bir tarih vermiştim yukarıda, 11 Eylül 1980...bu tarihe kadar gelen anılarımı, tarihi yazarken hatırlayıverdim bir anda...

İlk başta, Altınbaş rakısını açıvermiştik arkadaşlarımla...Ama, aslında Rahmetli Babam geldi aklıma... Çünkü; benim babam devlet memuru idi...Aybaşında maaşını aldığı zaman; evimizin erzaklarını alırken, kendisi için de bir, ''70'lik'' tabir edilen Altınbaş rakısı alırdı hatırlıyorum... Anneme; ''Hanım bir kilo kıyma aldım, onun yarısından köfte yaparsın çocuklara, yarısını da yemeklere katarsın...Bu garibe de, iki duble rakı içmek için, meze hazırlayıver sana zahmet...'' dediği zaman, annem; '' tabii ki hazırlarım bey, ayda bir rakı içiyorsun afiyet olsun, o da çok bir şey değil ki..!'' derdi... Okul harçlıklarımızı; pazar gecesinden cebimize koyardı...5 Türk Lirası benim cebime...5 Türk Lirası kızkardeşimin cebine...Bize tembihlerdi, hergün 1 Türk Lirası harcayın evladım, 5 gün okula gidiyorsunuz... diye.

Biz o; 1 TL ile, kocaman bir simit ve cam şişe içerinde Elvan gazozu alırdık... Meşrubat kamyonları Bedford'tu, meşrubat kasalar tahtadan'dı... Kamyon gelirken sallantıdan, cam şişeler birbirlerine çarpardı ve cam seslerinden meşrubat kamyonunun geldiğini anlardık...

Sabahları uyandığımız da, çıngırak seslerinden yoğurtçunun sokaktan geçtiğini anlardık... üç tekerlekli ve önünde kapalı kasası olan bisikletleri vardı... Tavaların içerisinde yoğurt satarlardı... Tavaları özeldi, boş tavayı verir, dolu tavayı alırdık... Ertesi gün, bu yine tekrarlardı çünkü yoğurt yemeyi çok severdik...

Apartmanımızın kapıcısı Hüseyin Amca; her sabah, kapımızın zilini çalar ve iki ekmekle, cam şişe içerisindeki sütümüzü, günaydın diye getirirdi...

Sokağımızı temizlemekle görevli olan; temizlikçi amcayı, bazen erken kalktığım zamanlarda pencereden izlerdim... Elinde kocaman bir çalı süpürgesi ve teneke kutudan yapılma küreği ile el arabasına süpürdüklerini boşaltmasını keyifle izlemek güzeldi...

Halil amcanın Bakkal dükkanı, karşımızdaki apartmanın altındaydı...Üst katlardan Ayşe teyze; ucuna bağladığı sepetin ipini sarkıtır ve, ''Halil efendiii, bir ekmek, dört yumurta, bir de gazetemi gönderirmisin...'' derdi ve Halil amca aşağıdan yukarı seslenirdi, '' Ayşe Hanım bozuk para yok, daha sonra verirsin yazayım mı deftere.? '' diye sorardı...

Bazen; ''Domatiiiiz, badılcaaan, suvaaan, badadiiiz, bübeer zerzevatçıııı...'' diye bir ses duyardık...cızırtılı bir hoparlörden çıkan sesi duyunca, annem biraz söylenirdi...'' Bak şu zerzevatçıya, şimdi çocukları uyandıracak...'' diye...Çünkü; öğlen uykusuna yatmış olan kardeşimizi, uyandırmasını istemezdi...

Sevgili dostlar, bunlar ilk anda aklıma gelenler... Bütün bunları yaşadığım dönemlerde, ayrımcılık yoktu memleketimde... Yoğurtçu amca, doğuluydu... Kapıcımız Hüseyin amca, karadenizliydi... Sokağımızı temizleyen amca, batılıydı... Bakkal Halil amca, güneyliydi... Zerzevatçı amca, iç anadolu'luydu... herkes hayatından memnundu... yokluk; o zaman da vardı ama, insanlar mutluydu... huzurluydu... güvenlik içindeydi... gelecekten korkusu yoktu... geçmişinden gururluydu... herkes birbirine güveniyordu... Devletine, Milletine, Kanunlarına, Hukukuna, Askerine, Polisine sahip çıkıyordu... Ne olduysa oldu ve bütün bunlar, sanki bir rüya idi de, bozuldu, kabusa dönüştü... Herkes birbirine düşman edildi... ve 11 Eylül 1980'den sonraki geçen bu dönem... Ülkemi farklı bir zemine taşıdı... Gelinen noktaya bakıldığı zaman ise, benim çocukluğum buz tuttu artık...

Sevgili dostlar; ben hala, ülkemi ve insanlarını seviyorum... Ama, herkes birazcık sağduyulu olsun ve bizi birbirimize düşman etmeye çabalayan güçlere karşı, birlik, beraberlik içerisinde, yıkılmaz bir güç olduğumuzu, tek bir Devlet, tek bir Millet olarak gösterelim... Tek bir bakış açımız olsun... O da, TÜRKİYE CUMHURİYETİ bölünmez bir bütün olsun...

Herkese Sonsuz Saygılarımla Sevgili Dostlar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 2772
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

Ankara Doğumluyum... Yazı yazmayı, çizmeyi, okumayı, izlemeyi, dinlemeyi, vb...vb... seviyorum. Bodr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster