Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '15

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
115
 

Almanya'da maç hatırası

Almanya'da maç hatırası
 

Hayatım boyunca unutamayacağım bir günü sizlere aktarmak isterim. 

Geçen hafta Münih'teydim. Münih'te kalışımın ikinci gününde Viyana'dan gelen bir genç çocuk bugün maç var gelsene dedi. 15 Euro'ya bilet almış. Ayakta duracakmış bütün maç kale arkası... Biletim yok. Para var ama lazım. Daha Berlin'e, Bremen'e gideceğim. Şansımı denemek istiyorum deyip düştük yollara. 

Almanya Kupasında Bayern Münih evinde Borussia Dortmund'u ağarlayacaktı. Yarı final mücadelesinde heyecan doruktaydı. Burada deplasman yasağı yoktu. Marienplatz'da Borussia Dortmund taraftarları ile Bayern Münih taraftarları buluşmuştu bile. Holiganlık yoktu. Atışma vardı ama temas yoktu. Olamazdı da! Her yer polis kaynıyordu. Güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkmıştı. Metro'ya bindiğimde Bayern ile Dortmund'un kardeş kardeş maça gittiğini gördüm. Bir de bizim maçlara baktım. Biz de böyle yan yana gitmen hayal ötesi bir şey. 

Metro'dan inince karaborsa bilet satan elemanları gördüm. Yanımda Viyanalı arkadaşım Almanca konuşarak onlarla pazarlık yapmaya çalışıyordu. Lakin fiyatlar 100 - 150 Euro arası değişiyordu. Bunlar şöyle bir sistem yapmıştı. Bayern'in doğu tarafı kale arkası 15 Euro. Tek sıkıntısı bütün maç ayakta duruyordun. Bu biletleri alıp 100 - 150 Euro'ya satıyorlardı. Umudum bitme noktasındayken bilet kuyruğunu gördüm. Uzun bir kuyruğun son sırasındaydım. Yanımıza bir adam yaklaştı. Uzun boylu, kel, siyah Bayern montu giymiş, mavi gözlü bir adam. Orta yaşlardaydı. Arkadaşım kaç para bir bilet diyerek mevzuya girdi. Aynı cümleyi tekrar etmesinden anlıyordum ne konuştuklarını. Tabi arada İngilizce ile kesişen ortak kelimelerden de neler bahsettiğini tahmin edebiliyordum. Benim 3 aylık Almancam onları tamı tamına anlamaya yetmiyordu. Bir bilet pazarlığı kaç dakika sürebilir? Bizim ki 10 - 15 dakikayı buldu. Meğer adam bira firmasında çalışıyor ve bedava promosyon bilet veriyormuş. Viyanalı arkadaşım Oliver, bu adam sana bedava bilet verecek, dediğinde o adama sarılmak istedim. 

Adam bileti çıkardı, sonra bir kağıt kalem verdi. Adımı, mail adresimi falan yazdım ve bedava bileti kaptım. El sıkıştık. Almanca teşekkür ettim. Sevinçten havaya uçacaktım. Lakin Türk genleri devreye giriyordu. Sahtedir lan bu! İçimden böyle bir ses yükselmişti. Çünkü bilette 'onur kartı' manasına gelen bir şey yazıyormuş, dedi Viyanalı arkadaş Oliver! Locadan başkan yanı mı izleyeceğiz derken girdik güvenlik kontrolüne. Özel Güvenlik görevlisi ceplermi kontrol etti. Üstümüz arandı. Bozuk para, çakmak, telefon hiçbir şeye el konmadı. Kimlik sorarlar diye pasaportla gelmiştim onu bile istemediler. Yanımdaki eleman pet bardağına bira doldurmuş öyle girdi stada. Statta bira içmek serbest! Biz de su içmek bile yasak ilan edilmek üzere... 

Bileti okutacağımız makinenin başına geldik. Bileti turnikeden içeri attım. Yeşik yandı. Bileti geri alıp turnikeden geçtim. Bilet sahte falan değildi. Bedavaya Almanya Kupasında Bayern'in yarı final mücadelesini seyredecektim. Sıra gelmişti yerimi bulmaya. Allianz Arena'ya girdim. Numaraları takip edip yerimi buldum. Batı tribünü 136ncı Blok 8.nci sıra 11 numaralı koltuk... Korner bayrağı ile aramızda az bir mesafe vardı. İşte burada 120 dakikalık bir maçı seyredecektim. 

Büyük bir seremoni yapıldı. Koreografi, oyuncuların sahaya çıkması, antremanın başlaması ve sonunda yapılan santra! Levandovski(Levent) attığı golde bize koşması... Maçta şarkı söyleyenler, atkı şov yapanlar, bira içip oturanlar, sakin, güzel bir maç geçti. Sahaya hiç yabancı madde atılmadı. İkinci yarıda mesela Borussia Dortmund gol attı ve golü atan oyuncu bize doğru koştu. Üst katlarda Dortmund tribünleri vardı. Sevincini bize yaklaşarak kutladı. Kimse üzerine o elindeki bira bardağını ya da çakmağını atmadı. Enteresan bir durumdu. Biz de asla göremeyeceğim bir durumdu. 

Maça gelirsek, penaltılarda kaybettik. Bayern fazla şov yaptı. Robben oyuna girdi 10 dakika sonra sakatlanıp yeniden çıktı. Götze ve Schweinsteiger uzatmaların ilk ve ikinci yarısında gole yaklaşsa da bulamadı. Bu arada hakemin kötü olduğunu söylemek lazım. Bu hakemler Almanya'da da kötüymüş meğer. Levandovskinin yüzde yüzlük penaltısını vermedi. Delirmemek elde değildi. Bir penaltıyı da uzatmaların ikinci yarısında yedi. Schweinsteiger 3 oyuncunun arasında hava topuna kalktı ve onlar tarafından biçildi! Biçildi ama hakem bunu da görmedi ve Schweinsteiger'e eliyle kalk manasında hareket yaptı. Evin yansın hakem!! 

Penaltılarda Bayern öbür kaleyi seçti. Uzak kaldık ama dev ekran sağ olsun bir şey kaçırmadık. Bayern penaltıları tek tek kaçırdı. Hepsi aynı köşeden auta gönderdi topu. Böylece Avrupa'da ilk maçımızda ev sahibi olarak yenik ayrıldık. Yine de gönüllerin şampiyonu Bayern diyorum. Bayern kendini kasmadı ve Şampiyonlar Ligine saklıyor. 

Gelelim atmosfere. Dortmund, Bayern hepimiz beraber el ele kol kola terk ettik stadı. Herkesin elinde biralar, sandeviçler ve dillerde Şampiyonluk şarkısı. Dortmund sevinçli Bayern biraz üzgündü. Üzgündü ama herkes kendini Şampiyonlar Ligi maçına saklıyordu. Metro'da beraberlik devam etti. Sonra herkes evlerine dağıldı. Ben de arkadaşla Bayern Fan Club gidip bira içtim. Bu güzel maç ortamını da kağıda kaleme aldım. 

Münih/Almanya 

Emre Erden 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 200
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 310
Kayıt tarihi
: 16.11.13
 
 

Balkan Göçmeni bir Türk. Silahlı Kuvvetler eski Teğmen, Doğu Akdeniz Üniversitesi - Kıbrıs, Müter..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster