Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '08

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
2453
 

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Kulübü’nün Frigya Vadisi gezisinden izlenimler… -1

Arkeoloji; bitmeyen bir öyküdür, Anadolu coğrafyasında. Kayıtlara geçmiş binlerce höyüğü, sit alanı ve antik şehriyle tarih kokan; Kibele’nin, kıskanç topraklarının sarıp sarmaladığı ve yeniden doğuş için arkeologları dört gözle bekleyen sayısız uygarlık… Bu bitmeyen öykünün, birer bölümüdür adeta. Bu öyküleri, bazen yeniden yazar arkeologlar, bazen de arkeologların yazdığı bu öyküleri, yerinde görüp tanımak için koşar arkeoloji gönüllüleri; höyüklere, vadilere, kentsel sit alanlarına…

İşte bu türden bir etkinlik çerçevesinde, Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Kulübü, Eskişehir’in önemli bir arkeolojik sit alanı olan Frigya Vadisi’ne, 20. 04. 2008 pazar günü bir gezi düzenledi. Bu gezi sayesinde, Arkeoloji Kulübü üyeleri yüzyıllar öncesinde yazılan, gezginlerin ve arkeologların yeniden keşfettiği bu arkeolojik öyküyü, bir günlüğüne de olsa okuma fırsatı buldular. Frigya Vadisi’ne yapılan bu geziye katılanlardan biri olarak, izlenimlerimi okuyucularımla paylaşmak isterim.

Gezimize, Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölümü öğretim üyelerinden Yusuf Polat Hocamızın rehberliğinde, yabancı dil hazırlık sınıflarında görev yapan üç öğretim görevlisi, üniversitemizin haftalık yayın organı Anadolu Haber’den üç muhabir, üniversitemizin değişik bölümlerinde okumakta olan otuz iki öğrenci, ilerde kendisinden bahsedeceğim bir arkeoloji sevdalısı teyzemiz ve otobüs kaptanımız olmak üzere kırk bir kişi katılmıştır.

Gezi yolculuğumuz, 20 Nisan pazar günü saat 8.45’de Anadolu Üniversitesi Rektörlük binası önünden, otobüsümüzün hareket etmesiyle başladı. Frigya Vadisi’ne gidiş, Antik Çağda adı Nakoleia olan Eskişehir’in Seyitgazi ilçesi üzerinden olduğu için, kaptanımız Seyitgazi yoluna girdi.

Bu sırada önümdeki koltukta, sosyoloji bölümü öğrencisi Ege Sarıaltın’ın oturmakta olduğunu gördüm. Ege, Kurtuluş Kayalı Hocamızın gözde öğrencilerinden biridir. Kendisiyle geçtiğimiz güz döneminde, Kurtuluş Hocamızdan Türk sosyologları dersini almıştık. Bu dönem de Fatime Güneş Hocamızdan, Kent sosyolojisi dersini alıyoruz. Seyitgazi’ye kadar, kendisiyle sosyoloji konusunda sohbet ettik. Modern, postmodern kavramları ve sosyoloji kuramlarının toplumsal gerçeğimizi ne ölçüde ortaya çıkardıkları gibi konular, sohbetimizin ana konuları arasındaydı. Bu arada Ege, önümüzdeki hafta sonu, İstanbul’da yapılacak sosyoloji kongresine katılacağını ve kongrede müzik sosyolojisi konusunda, bir tebliğ sunacağını söyledi.

Bu sırada Seyitgazi’ye vardık. Otobüsümüz durdu ve Yusuf Hocamızla birlikte otobüsten indik. Yusuf Hocamız, bir lokantaya yöneldi ve gezi sırasında karnımızı doyurmak için, ekmek arası köfte ve ayran konusunda lokantacı ile anlaştı. Daha sonra bize dönerek, köftelerimiz hazırlanana kadar Seyyit Battal Gazi Külliyesi’ni gezersek iyi olur dedi. Biz de kendisinin bu teklifini onayladık. Seyyit Battal Gazi Külliyesi’nin girişinde, hocamız külliye hakkında bize şu bilgileri aktardı:

Bizans'a karşı yapılan savaşlarda büyük kahramanlıklar gösteren ve İslamiyet’in Anadolu'da yayılmasında büyük katkısı olan, yıllar yılı nesilden nesile kahramanlıkları anlatılan Seyyit Battal Gazi adına 1207-1208 yıllarında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaattin Keykubat'ın annesi Ümmühan Hatun tarafından türbe ve cami yaptırılmıştır.

Osmanlılar zamanında, Yavuz Sultan Selim’in medrese, imarethane, tekke, dergah gibi yeni bölümler yaptırmasıyla, yapı bir külliye haline getirilmiştir. Külliyede ayrıca Ümmühan Hatun, Çoban Baba, Ayni Ana, Mihaloğlu Ahmet ve Mehmet beylerin türbelerinin yanında kral kızı Elenora'nın (Battal Gazi'nin eşi) mezarı ve keşikbaşlar odası gibi bölümler vardır. Ayrıca külliyede, bir müze de bulunmaktaydı ancak Herakles’in küçük bir heykelinin çalınması sebebiyle, bu müze uzunca bir süredir kapalıdır.

Yusuf Hocamız bu açıklamalarından sonra, “İçimizde Sanat Tarihçisi olsaydı belki daha başka bilgiler de sunardı” dedi. Bu sırada ön tarafımda bulunan Sanat Tarihi ikinci sınıf öğrencisi Tuğba Karaş arkadaşımızı göstererek, “kendisi Sanat Tarihi öğrencisidir” dedim. Bunun üzerine Tuğba, inşallah iki yıl sonra iyi bir Sanat Tarihçisi olacağım. O zaman sizlere, Battal Gazi Külliyesi hakkında önemli bilgiler sunabilirim diyerek, topu iki yıl sonrasına attı.

Daha sonra, külliyenin yukarıda belirttiğim bölümlerini gezmeye başladık. Yavuz Sultan Selim’in yaptırdığı medreseyi gezerken, yanımda bulunan Yiğit arkadaşıma medresenin “çilehane” bölümünü göstererek, sen bu çilehaneye gir. Biz Frig Vadisi’ni gezdikten sonra, dönüşte uğrar seni alırız dedim. Bu çilehanede geçireceğin birkaç saat, seni olumlu anlamda değiştirecek ve Eskişehir’e derslerini sıkı sıkı takip eden bir üniversite öğrencisi kişiliğinde geri döneceksin dedim. Yiğit her zaman ki gibi gülerek, hocam burası bizi açmaz dedi.

Battal Gazi Külliyesi’nin bölümlerini gezip dışarı çıktığımız da, Yusuf Hocamız şu an restorasyonu yapılan külliyenin, restorasyonunda gördüğü hatalar ve aksaklıklardan söz etti. Bu sırada Ziya arkadaşımız, geçtiğimiz günlerde Battal Gazi Külliyesi’nin yapılmakta olan restorasyonu hakkında, Sakarya Gazetesi’nde bir haber çıktığını ve bu haberde restorasyonun, bilinçsiz bir şekilde inşaat işçileri tarafından yapıldığı bilgisini paylaştı. Bu da ülkemize özgü bir sorunu, yakinen bizlere göstermiş oldu.

Battal Gazi Külliyesi’ni gezdikten sonra, köftelerimizin yapıldığı lokantaya gittik. Hazırlanmış olan köftelerimizi ve ayranları alıp, otobüsümüze bindik ve Frig Vadisi’ne doğru yola koyulduk. Yarım saat kadar otobüsümüz yol almıştı ki, Yusuf Hocamız şu an Doğanlı Vadiye girdiğimizi söyleyerek, bölge hakkında şu tarihi ve arkeolojik bilgileri sunmaya başladı:

Bu bölgede, özellikle Seyitgazi ilçesi yakınlarında sayısı onu aşan, daha çok Kalkolitik ve daha öncesi dönemlere ait höyükler vardır. Doğanlı Vadisi ve biraz daha ilerde yer alan Yazılıkaya Frig Vadisi, Prehistorik Çağlardan günümüze kadar iskan görmüştür. Arkeolojik çalışmalar ve tarihi kaynaklar, bölgede tarihin çok eskilere, Paleolitik Çağ' a değin uzandığını ortaya koymaktadır. Bu bölge, MÖ. 3. binde Erken Tunç çağı yerleşimi, MÖ. 2. binde ise Hitit yerleşimi görmüştür.

MÖ. 1200 yıllarında ortaya çıkan Dor Göçleri sırasında Thrak kökenli bir kavim olan Frigler, dalgalar halinde Boğazlar yoluyla Anadolu'ya gelmişler. Anadolu’daki Hitit imparatorluğu bu tarihlerde yıkıldığı için, İç Batı Anadolu’daki Eskişehir, Afyon, Kütahya ve Ankara dolaylarına rahat bir şekilde yerleşmişlerdir. Frigler, MÖ. 9. Yüzyılda bölgede güçlü bir devlet haline geldiler. Başkentleri Gordion (Polatlı-Yassıhöyük) olan Frig Devleti'nin antik kaynaklarda adı geçen ilk kralı, başkent Gordion'a adını vermiş olan Gordios'dur. Kral Gordios'dan sonra Frig tahtına oğlu Midas geçmiştir.

Bu dönemde Frig kenti olarak gelişen Yazılıkaya'da, Frig Kültürüne ait kale duvarları, yerleşim yerleri, kaya kabartmaları, kaya anıtları, su sarnıçları, sunak yerleri, kaya mezarları, basamaklı anıtlar, nişler, antik yollar, tabiat şartlarından etkilenmişlerse de, günümüze ulaşabilmişlerdir. Roma ve Bizans Çağlarında Frig yapıtları, dini amaçlarla genelde tahrip edilmiş, kaya barınakları ve kaya mezarları ilave edilmiştir.

Bu sırada Hocamız, otobüsten Doğanlı Kale’yi göstererek, bu kalenin Frigler döneminde bir bakıma gözetleme kulesi olarak işlev görmüş olabileceğini söyledi. Ayrıca az ileride bulunan Gerdekkaya Anıtı’nı göstererek, bu anıtın da bir kaya mezarı olduğundan söz etti. Daha sonra Areyastis Anıtı’na ulaştık.

Burada otobüsten inerek, anıtın yanına çıktık. Hocamız, Areyastis Anıtı hakkında şu bilgileri verdi: Anıt bir ev biçiminde yapılmıştır. Odacıkları vardır. Bu bakımdan bir tapınak özelliği göstermektedir. Areyastis Anıtı’nda, Frigçe yazıtlar vardır. Ancak bu yazılar henüz okunamamıştır. Anıtın üzerinde, yazılı olan ve Türkçe Areyastis olarak okunan kelimeden dolayı, bu anıta Areyastis Anıtı denilmiştir.

(Devam edecek)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3423
Toplam yorum
: 2174
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 575
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster