Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
511
 

Ankara Suriye ekseninde; 'öngörülemeyen' politikalar ve 'müslüman entelijansiya' üzerine...

Ankara Suriye ekseninde; 'öngörülemeyen' politikalar ve 'müslüman entelijansiya' üzerine...
 

Görsel internetten alıntı , savaşın asıl mağduru Halep'li kadın


 

Ankara,  Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun “Yeni Osmanlı”  fantezilerini gerçekleştirmek üzere oluşturduğu politikalarının kaçınılmaz sonucu olarak çuvalladı. ‘Komşularla sıfır sorun’ politikası ile övünen AKP iktidarının ilişkilerinin göreceli de olsa Kuzey Irak Kürt yönetimi hariç sorunsuz olduğu ülke yok!

 

Arap baharı’ ile başlayan değişimin/emperyal müdahalelerin arap halklarına demokrasi getirmediği şöyle dursun, ‘Müslüman kardeşleri’ iktidarlara getirdiği veya etkili olduğu siyasi satrançtan gerçekten özgürlük/demokrasi çıkmayacağının emareleri görmek isteyenler için net bir biçimde ortada. Tunus, Libya, Mısır ve nihayet Suriye’de ortaya konulan oyunun kazananı hiç kuşku yok ki radikal İslamcı gruplar! Elkaide, selefiler, Müslüman kardeşler vb. üzerinden sürdürülen  oyun, “sunni İslam kardeşliği” giderek Ankara/Türkiye’yi içinden çıkamayacağı senaryoların figüranı haline getiriyor!

***

 

 

Türkiye, Libya konusunda Erdoğan’ın  “Nato’nun Libya’da ne işi var!” dedikten 21 gün sonra “Libya halkının çıkarlarını korumak için müdahale edilmeli” noktasına gelişinde yaşadığı çelişkiyi Suriye konusunda adeta düzeltmek için en öne çıkarak; bir zamanlar birlikte ortak bakanlar kurulu toplantısı yaptığı Esad’a “Çek git!” dedi. Suudi Arabistan, Katar destekli rolüne Ankara kendisini fazlasıyla kaptırdı...

 

Yerli/yabancı medyada Türkiye’nin “isyancılara” verdiği destek dile getiriliyor. Ankara yapılan eleştirilere adeta kulağını tıkayarak bildiğini okumaya devam ediyor. Oysa Suriye konusunda bağımsız, arabulucu rolü üstlenerek uluslar arası arenada daha saygın ve meşru bir rolü üstlenebilirdi.

***

 

Suriye uluslar arası hukukun verdiği hakları ve dolayısıyla egemenliğine yönelik kalkışmaları bertaraf etmeye çabalarken, Türkiye’yi ürküten  “Öngörülemeyen Güney komşumuz Kürdistan” yürütülen politikanın “öngörülemeyen” bedeli/sonucu. Suriye Kürtleri otonom/özerk yapılarını hızla oluşturuyorlar. Türkiye’nin “Müsaade etmeyiz!” açıklamaları eşliğinde yürüyen tanklarına ABD’den gelen uyarı da ilginçti, ”Daha fazla ileri gitmeyin!”

***

 

Sürecin Türkiye’de yaşayan Kürtlere yansıması da Ankara tarafından ‘öngörülemeyen’  gelişmeler olarak görülüyor! Şiddeti yayarak klasik vur-kaç saldırıları yerine adeta cephe savaşı yürüten PKK,  Suriye’ye yönelik alınan tutumun ceremesi gibi. Tabi işin bu noktaya varmasında AKP iktidarının muktedir oluncaya kadar yürüttüğü “açılım” politikalarını ve dolayısıyla Oslo sürecini de göz ardı etmemek gerekir.

***

 

 

Osman Pamukoğlu’nun söylediği sözü aktardıktan sonra devam edelim; “Devlet karakolda var, dağda devlet yok.”

Başbakan’ın Pamukoğlu’na verdiği yanıt, “Bakın sevgili kardeşlerim bu kutsal ocaktan çıktıkları halde, bazı televizyon kanallarına çıkmak suretiyle, filanca ilimizin artık elden çıktığını söyleyecek kadar seviyesiz insanlar bu ülkede. Bunlar generallik seviyesine yükselmiş insanlar. Böyle seviyesizlik olur mu? Böyle seviyeden muaf insan olur mu? Bu ülkenin 1 metrekaresi dahi kimsenin istilasına girmemiştir, girmeyecektir.” oldu, yorum yok...

***

 

 

Ankara/iktidar/devlet’in kabul etmemekte ısrar ettiği tablo manidar. “Üç beş çapulcu/terörist” söylemiyle  gelinen noktada PKK vur-kaç taktiğini bırakıp, alan hakimiyeti sağlamak için saldırıyor. Üstelik bölgede yaşananlar hakkında sağlıklı bilgi kamuoyu ile de paylaşılmıyor.

***

Kuzey Afrika  ülkelerinden başlayarak emperyalizmin kurguladığı  değişimin/dönüşümün, halkların daha demokratik daha özgür bir dünyada yaşamasını  kısa vadede olanaklı kılmasa da, dizaynı yapanların  hesaplarını şaşırtacak ölçüde gelişmelerin gerçekleşmesi kaçınılmaz olarak görülüyor. Eşit ve özgür bir dünya, şiddetin sömürünün savaşların olmayacağı düşlerin yeşereceği iklimin kapısını aralayan “arap baharı” ancak o zaman gerçekten bahar olacak hiç kuşku yok. Ancak ilk  ve en büyük engel “sunni Müslüman kardeşliği” cephesinin ve ittifaklarının yarattığı “iktidarlar”ı  aşmaları gerekiyor. Emperyalizm ile uzlaşmış, uzlaşmanın ötesinde işbirliği/taşeronluk yapan sözüm ona “Müslüman entelijansiya”nın hegemonyasına halkların direnebilmeleri önkoşul.

***

Terörün panzehirinin hak ve özgürlükler, kısaca amasız demokrasi olduğu dünyanın yaşadığı tecrübelerle sabit.

***

 

Ortadoğu coğrafyasında yaşanan olayları ve gelişmeleri tek boyutlu değerlendirmek yanıltıcı hiç kuşkusuz,  akademisyen Dışişleri Bakanı’nın “Yeni Osmanlı” fantezilerinden öte siyasi ve politik öngörü/birikim gerektiriyor. Türkiye’nin “Enverist” hamlelerden öte derinlikli, saygınlık uyandıracak politikaları hızla hayata geçirmeye ihtiyacı var. 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nur Yılmaz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hocam, kefere entelajans'ida bak 30 yil ocelerinde bu isi nasil cozermis; Her gun o ulkenin yetkilisi konumunda dusunebilen bir kisi ve danisman rolundeki kimselerle oturup toplanti yaparlarmis. Senaryo tabi ki. Ortaya bir kac sonuc cikar bunlarida siyasi analizcilere gonderirlermis. Her ay sonunda genel bir hareket plani cikarmis! Adimlarida bu verilere gore atarlarmis. Genel ve kaba hatlariylada tutarmis. Aman elin keferesi iste halbuki biz oylemiyiz Aslan Yurekli Richard'iz evelallah! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 10.08.2012 3:24
Cevap :
Newyorklu hemşerim bizim danışmana ihtiyacımız yok ne de olsa "ben bilmem kocam bilir" diyen memleketin son temsilcileriyiz. Bu durumda Rıchard bizimkilerin eline su dökemez! katkın için teşekkürler...  10.08.2012 16:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1114
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 822
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster