Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '17

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
268
 

Annem öyle dedi...

İnsanın, pek çok kök inancı var... Bunların kimisi öz inanç seviyesinden geliyor. Yani çocuklukta yaşadığınız, duyduğunuz ya da gördüğünüz çoğu duygu ve durum sizin inançlarınızı oluşturuyor. Özellikle annenizin size söylediği ve aktardığı pek çok inanç, sizin hücrelerinize, DNA'nıza kadar işliyor. Çok zaman sonra, sizi bloke eden ve hatta mutsuz eden bu inançları yakalıyorsunuz. İşte o zaman, başlıyorsunuz değiştirmek için çabalamaya... Bazen farkına varmıyorsunuz bile. Ve öylece yaşayıp gidiyorsunuz. Sıkı sıkıya bağlandığınız inançlarınız, katı düşünce tarzınız ve hastalıklarınızla beraber...

Örneğin, kadın olmakla ilgili bizim toplumuzda çok önyargı var. Annelerimizin bizlere öğrettiği inançlar. Aslında onların da bir suçu yok çünkü onlar da annelerinden öyle görüp öğrenmişler. Mesela, kız kısmısı çok konuşmaz, çok gülmez. Bacaklarını açarak oturmaz, yemek yapar, çamaşır bulaşık yıkar, çocuklarına bakar; velhasılı, yuvayı dişi kuş yapar gibi. Yapmadığında ne olur? Kötü kadın olarak yaftalanırsın ve dışlanırsın. Sevilmezsin, yalnız kalırsın. O zaman ne yapmalıyım? Sevilmek ve yalnız kalmamak için, özgürlüklerimi feda etmeliyim. Okula gitmesem de olur, yemek yapmayı öğreneyim. Çalışmasam da olur, çocuklarıma bakayım. Arkadaşlarımla buluşmayayım, kocama zaman ayırayım.

Ya da, fiziksel özelliklerimiz yüzünden suçluluk duyarız. Mesela, annemiz eğer, uzun boyumuzdan dolayı bizi eleştirmişse, "kazık gibi duruyorsun, giydiklerin yakışmıyor, arkadaşların arasında çok sırıtıyorsun" demişse, kambur durmak, uzun boylu bir kadın olmaktan ötürü utanmak hatta kendini çirkin bulmaktan başka bir yol kalmamıştır bize... Ya da "bu saçların ne kadar uzun, Kezban gibi, kestir!" diye bir söz duyduysanız, ya ömrünüz boyunca kısa saçlı bir kadın olursunuz ya da kısa kestirmek için bahane olsun diye saçlarınızın dökülmesini sağlarsınız! Çok garip ama bir o kadar da gerçek!!!

Kadın olmak ne zor bir şey, kadın olmak ne pis bir şey diye duyduysanız annenizden eğer, kadın olmayı nasıl seveceksiniz? Kendinizi bırakın kadın olarak, insan olarak nasıl sevip onaylayacaksınız? Siz kendinizden bu denli utanırken ve kendinizi bu denli aşağılarken, başkasının size sevgi ve saygı duymasını beklemek haksızlık olmaz mı?

"Çocuklar kadının elini kolunu bağlar, ömür törpüsüdür" diye duyduysanız annenizden, kendinizi ne bir çocuk olarak kabul ettirebilirsiniz annenize, ne de kendi çocuklarınızı kabullenebilirsiniz... Bu yüzden çocuk sahibi olamamış kadınlar tanıyorum ben... Sorsanız deli gibi istiyorlar çocuk sahibi olabilmeyi. Bunun için ne tedaviler görmüşler... Ama bilinçaltları diyor ki; çocuğun olursa hayatın biter... O zaman o çocuk niçin sizi seçsin ki anne olarak?

Dikkat edin, bu tür negatif duygu ve düşünceleri başkalarından duymanız sizi o kadar etkilemez. Kollektif bilinç, eğer annenizin inancı olarak içselleştirilmiş ve size de aynen aktarılmışsa, sizin kök inancınız haline gelir. Bu durumda, inanın bana, annenizin yüklerini aynen alır, hastalıklarını aynen taşırsınız...

Bu yüzden, inançlarınızı gözden geçirtin. Gerçekten sizin mi? Yoksa öğretilmiş mi? Eğer sizi rahatsız ettiğini ve mutsuzluğunuza yol açtığını düşünüyorsanız, değiştirin! Hatta terkedin! Böylece bu döngüyü kırmış, kızınıza, oğlunuza ama en önemlisi kızınıza bu inançları aktarmamış olacaksınız! Daha mutlu olmak ve daha mutlu nesiller yetiştirmek için bu şart...

Sevgi ve ışıkla kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 326
Kayıt tarihi
: 03.02.16
 
 

19 yıllık akademisyen. Biyoenerjist. Thetahealing Uygulayıcısı ve Eğitmeni. Aile Dizimi Moderatör..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster