Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '06

 
Kategori
Kasko / Sigorta
Okunma Sayısı
1685
 

Arabanız kaskolu, ya kendiniz?

Arabanız kaskolu, ya kendiniz?
 

Arabamızı, evimizi sigorta yaptırıyoruz; peki ya kendimizi? “SSK’lıyım, Bağ-Kur’luyum buna ne gerek var?” diyorsanız; biraz daha düşünün. Arabanıza gösterdiğiniz hassasiyeti kendinize de gösterin.

“Bugün git yarın gel” sözüne en zor katlanacağımız yerler sağlık kuruluşları olsa gerek. “Benim Emekli Sandığı’m, SSK’m, Bağ-Kur’um var; kaygıya ne gerek var, üstelik her hastanede tedavi olabiliyorum” diyerek kendisini güvende hisseden var mı bilinmez; ancak bu sorunun en iyi cevabını özellikle İstanbul’da yolu hastaneye düşen hastalar bilir. Bu yüzden SSK’lı ya da Bağ-Kur’lunun çilesi anlatmakla bitmez. SSK’lıların devlet hastanelerinde ve özel hastanelerde tedavi olması da bir çözüm olmadı. Eskiden SSK kuyrukları belli başlı hastanelerde olurken şimdilerde özel sağlık kurumlarında da bu görüntüler yaşanıyor.

Fotoğrafın bir karesinde bu var, diğer karesinde ise nüfusumuzun yarıya yakınının herhangi bir sosyal güvencesinin olmaması gerçeği var. Kişi başına düşen milli gelire, yoksulluk ve işsizlik rakamlarına bakıldığında bunu normal karşılamak mümkün. Ama bu gerçeğe rağmen son model cep telefonlarına bütçe ayırabiliyor, araba alıyor ya da yeniliyor, evimizi sigorta yaptırıyoruz. 10 bin liralık bir araba için 1.000 lira kasko ödüyoruz. Ancak kendi sağlığımız söz konusu olduğunda aynı hassasiyeti göstermiyoruz. Hastalanmadan doktora gitmiyor, özel sağlık sigortalarına ilgi göstermiyoruz.

Peki özel hastaneler, parayı bastıran ya da sağlık sigortası olan hastalarına yapmış olduğu özel hizmeti SSK, Bağ-Kur sevki ile gidenlere de veriyor mu? Hayır. Hâlâ parası ya da sağlık poliçesi olan “özel” hizmet alıyor. Özel hastaneler devletle belli konularda anlaşmalar yapmışlar. Ancak her şeyi bir arada bulabileceğiniz kurum neredeyse yok gibi. Bazı kurumlarda ise hastalar muayene bedellerinin, ameliyat masraflarının bir kısmını ödeyerek bu hizmeti alabiliyor. Kısaca ne kadar para, o kadar sağlık ilkesi hâlâ geçerli. Bugün sağlık sigortalarında poliçe kimler için yapılmışsa onlar bu hizmetten faydalanabiliyorken SSK, Bağ-Kur’da ise primi bir kişi ödüyor, bütün aile kullanıyor. Hal böyle olunca da sistem tıkanıyor. Görünen o ki, yakın gelecekte de ülke olarak nüfusumuzun tamamı sosyal güvence altında olmadıkça pahalı bir hizmet olan özel sağlık hizmetini tam anlamıyla almaları çok zor. Aniden oluşabilecek bir sağlık probleminde, acil olarak karşılamak zorunda kalacağınız sağlık harcamalarını nasıl ve nereden karşılayacaksınız? Sağlığınız için gerek duyulan tanı ve tedavi işlemlerinde en modern ve güvenilir seçenekleri herhangi bir gider kaygısı duymadan nasıl karşılayabilirsiniz? Acil durumlarda kimden yardım alacağınızı ve ne yapacağınızı biliyor musunuz? Bu durumda yanınızda sürekli destek olabilecek birileri ya da bir organizasyon var mı? Kafanızı bu tür sorularla meşgul etmek istemiyorsanız; hemen bir sağlık sigortası yaptırmanızı tavsiye ederiz. Ortalama 300 ile 1.000 YTL arasında prim ödenerek alınabilen sağlık sigortaları, Türkiye için yeni bir umut kapısı. Her ne kadar SSK ya da Bağ-Kur’unuz olsa bile maddi durumunuzu aşabilecek hastalıklar için şimdiden önlem alın ve en azından sadece yatarak tedavi içeren sağlık poliçesine sahip olun.

Sağlık sigortası seçerken nelere dikkat edilmeli?

Sağlık sigortaları genel ve özel şartların bütününden oluşur. Genel şartlar bütün şirketlerin uymak zorunda olduğu kurallardır. Özel şartlar ise size anlatılan poliçeye ait şartlardır ve seçim yaparken daha sonra sorun yaşamamak için bu şartları okumanızda fayda vardır.

Sağlık sigortaları yatarak ve ayakta tedavi teminatlarından oluşur. Yatarak tedavi zorunlu teminattır. Ameliyat ve 24 saatten fazla hastanede sürecek tedavi giderlerini karşılar. Mutlaka almanız gerekir. Ayakta tedavi ise rutin doktor müdahalesi, ilaç, teşhis ve tanı yöntemi ile Türk Tabipleri Birliği’nce belirlenen 100 puan altındaki müdahale giderlerini kapsar.

Bazı şirketler anlaşmalı kurumları ayırarak, bazı şirketler ise giderlerin bir kısmını sizin ödeyeceğiniz (genel uygulama % 20) seçenekleri sunarlar. Ayrıca sadece yurtiçi, yurtdışında hizmet diye sınırlama yapan şirketler de vardır. Seçeneklerinizi değerlendirirken mümkün olduğunca bütün hastanelerde geçen poliçe seçeneklerini tercih etmenizde fayda vardır.

Çok sık seyahat etmiyor iseniz yurtdışı seçeneğini tercih etmeyerek ödemeniz gerekecek prim tutarını düşürebilirsiniz.

Mevcut bir hastalığınız var ise bunu saklamayınız. Öğrenildiğinde poliçeniz iptal edilecek ve hiçbir gideriniz karşılanmayacaktır. Bunun için bu hastalığınızı ve son durumunu belirtip, belki ek bir prim ödeyerek de olsa poliçe kapsamına aldırmaya çalışın.

Evliliğinizin ilk yıllarında bebek düşünüyorsanız, daha nişanlıyken sağlık sigortanızı yaptırın. Çünkü doğum teminatı ilk yıl kullanılamayan bir teminattır ve her poliçede olmayabilir. Bu nedenle gelecek yıl doğum yapmayı düşünüyorsanız bu yıldan, içinde doğum teminatı olan poliçeleri tercih edin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1889
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

İstanbul’da doğdu. Anadolu Üniversitesi’nde İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Ticaret Üniv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster