Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '19

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
26
 

Araf’tan İnsan Manzaraları

9 Kasım 2013 tarihinde “Marmaray, ‘Ayrılıkçeşme’ istasyonundan kalkmak üzere!” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Her daim arafa zorlanan bir coğrafyada yaşamanın bir öngörüsü, ya da yaşadıklarıyla toplumunun ve de insanlığın bezer bir süreci yaşadığını düşünen bir hâletiruhiye içinde.

Bilindiği gibi Ayrılıkçeşme, 29 Ekim 2013’de Cumhuriyet’in ilanının 90’ıncı yıldönümünde hizmete giren Marmaray’ın, Anadolu yakasındaki ilk istasyonu. Ama Osmanlı asırlarında Hac mevsimi geldiğinde, Hacı kafileleri, Ayrılıkçeşme’den uğurlanırmış, akrabaları, dostları ve arkadaşları tarafından. Zamanla Ayrılıkçeşme denilmesinin deneni de bu.

Tabii ki Hac mevsiminde bir araf gerçeği de yaşanır, Safa ve Merve Tepeleri arasında bir arayış, belki de iblislerin fitne ve fesadında bir kıvranış yaşanır; Hz. İbrahim, Hz. Hacer ve Hz. İsmail’in Kuran-ı Kerim’de anlatılan kıssasında olduğu gibi. Ve kurban kesme, şeytan taşlama ve nihayet Araf’ta yüzleşme.

Toplumsal inançlarını kaybeden toplumlar, nesil nesil, kuşak kuşak yaşarlar, böylesi süreçleri, nesil nesil kurban verirler, kuşak kuşak şeytan taşlarlar; ama yine de Araf vaziyetlerini bir kadere dönüştürmenin dışında herhangi bir şey yapamazlar. Öyle ya, toplumsal inanç kaybedilmeye görsün, nice ayrılıklar olur, hele bir de süreci takip eden iblisler, sadece Ayrılıkçeşme’yi değil, dünyanın dört bir yanını ele geçirmişlerse, her nefes alışverişlerinde inançsızlık pompalıyorlarsa 7 Milyarı çoktan aşan insanlığa.

Böylesi bir gerçeklikte dünyanın dört bir yanı, Ayrılıkçeşme olacaktır, Safa ve Merve Tepeleri misali toplumsal ve de bireysel kıvranışlar yaşanacaktır. Herkes birbirini ihanetin ötesinde, şeytanlıkla, zındık olmakla suçlayacaktır; ama Kuran-ı Kerim’i gürül gürül okuduğunu iddia eden, hatta bunu toplumsal anlamda görünür kılanlar bile, asırlar önce Hz. İbrahim, Hz. Hacer ve Hz. İsmail’in kıssasının, ne anlama geldiğini hiç mi hiç düşünmeyecektir.

Bir an düşünse anlayacak, araf gerçeğini yaşayanlardan biri olduğunu, gel gör Kuran-ı Kerim’i okurken, hayatıma nasıl yön vermeliyim, Kuran’ı hayatıma aktarmak için, davranışlarım nasıl olmalı gibi bir yaklaşımı olmadığı için, aldanır ve de yanılır. Bu aldanış ve yanılgıya rağmen, bir de çıkıp dini temsil ettiğini düşündüğünde, bilmem ki neler neler olur?

Aslında akla hayale gelmeyen nice şey olmuştur ve de olmaktadır; ama toplumdan, ya da genel anlamda insanlıktan da gizlenir onan bitenler; arafa zorladıklarını da kendilerine benzetmek isterler çünkü. Böylesi bir vaziyette bir araf hali olabilir ancak, dünyanın dört bir yanındaki iblislerin, 7 Milyarı aşan insanlığı iblise dönüştürme girişimi.

Yazının girişinde bahsettiğim yazımın üzerinden beş yıl, sekiz ay geçti; yaşadığımız sürecin hazırlık, başlangıç ve ilerleyen safhalarını bir yana bırakalım, bu beş yıl, sekiz ayda neler neler yaşadı ülkem ve de ülkemin insanları? Belki daha yaşayacaklarımız vardır, vardır ki süreç doludizgin; olanca hızıyla devam ediyor.

Bir iyi niyet, ya da bir temenni anlamında “Ayrılıkçeşme istasyonu, toplumsal ayrışmamızın bir somutlayanı olduğu gibi, bir buluşma ve de yüzleşme istasyonu da olur mu, ne dersiniz?” diye bir soru sormak isterim okurlarıma.

Ne var ki yaşadığımız postmodern süreçte, yazılarımda serdettiğim hangi soru karşılığını buldu ki, bu sorum karşılığını bulsun, soru sormak gibi, cevabını vermekte özgürlüğün nişanesidir. Öyle ya, araf vaziyetini yaşayan bir toplumda hiçbir soru karşılığını bulmaz, soru soranın, neden soru sorduğu da arafın bir somutlayanı olur o kadar, ondan ötesi değil.

Hakikat şu ki ayrılıklar istasyonlarda değil, kalplerde doğar, hele taş kalplilerin tuzak üstüne tuzak kurdukları bir süreçte yaşanıyorsa nice ayrılık; bu da kalpte doğan ayrılıklar ötesinde bir çaresizliğin eseri olmalı.

Umutsuz bir vaka gibi.

Tuzak kuran taş kalpliler, yumuşamadığı sürece, arafa zorlananların kalbi de her adımda ya taşlaşacak, ya da umulur ki neyin doğru, neyin yanlış olduğunu kalple aklın sentezinde arayanların ışığı fark edilecek. Yoksa zordur araf hali, öyle zor ki, farkında olanların çırpınışı; farkına varamayanların da savruluşu olur yıllar yılı. Nice kurgulanmış süreçte, nice nesil kurban olur, medeniyet çizgilerini kaybedenlerin izinde. Kurban olduğunu bilmeyenler de olur, zamanla bilenler de, bilmeden toprakla buluşanlar da…

Beşeri hayat, insanlık açısından bir trajedi ya, ‘olacak o kadar’ diyenler de olur, hatta The Ekonomist Dergisinin Ocak 2018 kapağında anlatıldığı gibi, “insanlık, 2020’de 7,5; 2030’da 8,1; 2040’da 8,6; 2050’de 8,9 Milyar olacak” endişesi, ya da buradan hareketle insanlığın nüfus planlaması olacak nice savaşın planı hazırlanır.

Eskiden sudan ucuz derledi, herhangi bir şeyin piyasa değerinin ucuzluğunu anlatmak isterken; ama zamanla suyun değeri arttığı gibi, şehirlerde veya en büyüğünden en küçüğüne kadar yerleşim alanlarında sebil niyetine akan çeşme de kalmadı. Görülen o ki beşeri hayatta en ucuz varlık insan, insanlığın kendi kendini değersizleştirip ucuzlaştırması, öyle ya, insandan ve insan kanından daha ucuz ne var ki dünyada?

Bu yüzden değil mi insanlığın ikiye bir arafa zorlanması ve de nice tetiklenen savaşta birbirini kıvrandırması?

NOT: Okurlarıma yazının başlangıcında söz ettiğim yazıyı öneririm, 9 Kasım 2013’den 12 Temmuz 2019’a kadar yaşadığımız gelişmelerin ne anlama geldiğini bu yazı üzerinden de okuyabilirler. Yazıya aşağıdaki adresten ulaşabilirler.

http://blog.milliyet.com.tr/marmaray---ayrilikcesme--istasyonundan-kalkmak-uzere-/Blog/?BlogNo=435550

Rıza Üsküdar

12 Temmuz 2019/Eskişehir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önemli bir yazı ve ilgiyle okudum gerçekten.

Kerim Korkut 
 13.07.2019 15:23
Cevap :
Araf hali; her toplum, her daim yaşıyor, kuşak kuşak… Hatta günübirlik yaşadığımız bile oluyor, duyduğumuz herhangi bir şeye, inansak mı, inanmasak mı? Al sana, araf; duyduğuna peşin inanma, ola ki tam tersidir, gördüğünü de sorgula, ola ki yanlış anlamışındır vs. İnsanların, toplumların, hatta genel anlamda insanlığın huzursuzluk kaynağı da araf halinin bir yansıması değil mi? Görüşmek üzere.  13.07.2019 23:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3478
Toplam yorum
: 2192
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 567
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster