Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Kasım '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
2582
 

Armudun sapı üzümün çöpü derken 30 lu yaşlarında "evde kalmak"

Armudun sapı üzümün çöpü derken 30 lu yaşlarında "evde kalmak"
 

Armudun sapı üzümün çöpü derken...


30 lu yaşlarında hâlâ evlenmemiş olmak zor bir durumdur.

Bir kere her şeyden önce kimse sizi “almadığı için”, “evde kalmış” damgasını yemişsinizdir alnınızın tam da ortasına.

Her akraba ortamında bu durum can sıkıcı bir şekilde suratınıza bir tokat gibi çarpılır aslında sizin “iyiliğinizi düşündüğünü söyleyen” pek değerli aile büyükleriniz tarafından.

Artık “beni ne doktorlar ne mühendisler istedi” evresini geride bırakıp bir çağı kapatmış kabul edilirsiniz 30. yaş gününüzle.

Üflediğiniz mumlar, hayallerinizdir akrabalarınıza göre.

Çiftlerin yanındaki zavallı 3.kişi/yalnız hatun durumuna düşmüşsünüzdür.

Zaten bu çiftlerin hatunlarının çoğu da sizi, bekar olduğunuz ve her an kocalarına çengel atabileceğiniz paranoyaklığıyla yanlarında istemezler. Ya da onlar da sizin biriyle “çift” olmanızı sağlayıp “Ayy, ne güzel dördümüz gezeriz” nâraları arasında çiftleştirme araştırmalarına girişirler.

Arzu edilen, beğenilen, çalışkan, kendi parasını kendi kazanan, gurur duyulan aile ferdi rolünüz, kimsenin almak istemediği kız kurusu bir kariyer delisi olarak yeniden tanımlanmıştır artık. Turşunuzun kurulması ve evin en nadide köşesinde saklanabilmeniz için gerekli turşuluk kavanoz araştırmaları da tam hız devam etmektedir.

İşiniz hayatınız, hayatınız iştir ve bu sıkışıklıkta yakın akrabalarınızın size uygun gördüğü, aslında hiç de uygun olmayan damat adaylarıyla sıkıcı yemeklere gitmeye başlamanızın vakti gelmiştir artık.

İşin kötüsü bunu şimdiye kadar yaptığınız gibi kabul etmemek için elle tutulur hiçbir sebep de öne süremeyecek durumdasınızdır.

Akrabaların bulduğu hiç ama hiç de uygun olmayan damat adayı bile, sizin olmayan beyaz atlı prensinizden daha iyidir zira.

İşyeri için bile yaşlanmışsınızdır artık.

O zamana kadar hakettiğiniz terfileri alabildiyseniz ne âlâ. Ama alamadıysanız, iş değiştirmek için bile geç kalmışsınızdır büyük ihtimalle.

Bir de üstüne üstlük körpe, birbirinden güzel kızların ofiste fink attığı zamanlar gelip çatmıştır.

Şirketteki erkeklerin çoğu çıtırlar varken size dönüp yan gözle bile bakmaz. Eskisi gibi iltifat da etmez olurlar.

Çıtır kızlarımızla aşık atışacak bir vücudunuz da kalmaz gitgide. Ofiste yağlı poğaça-böreklerle ekran karşısında edilen kahvaltılar, öğle yemeğinde bir an önce işyerine dönebilmek durumundan dolayı çiğnemeden yutulan fast-food lar ve daha da beteri fazla mesaiye kalınarak gecenin körlerinde yenilen akşam yemekleri löp löp et, top top yağ olarak yerleşmiştir münasip yerlerinize.

Bir de hatun vücudunun 30 yaşını bir nevi “geleni stoklama miladı” olarak kabul ettiği gerçeği ile eskisi kadar hızlı çalışmayan metabolizmayı buna ekleyince ver bakalım o kiloları verebilirsen durumları var tabii.

Bu durumda iyi eğitimli, zehir gibi hatunlar arasında hakettiğiniz özgüveni de bulmaya çalışırken tamamen kaybolan bir hatuna dönüşme ihtimaliniz artık çok yüksektir.

Biyolojik saatten ayrıca bahsetmeme gerek var mı bilmiyorum, ki bu da içlerinde en sinir olanlardan biri.

Zira ilk doğumu 30 yaşına kadar yapmış olmak iyidir; bunu herkes bilir. Ki ayrıca bu yaşta birini bulup birbirini tanıma aşamasına başlayacağını düşünüp buna bir de evlenmeye ikna etme turlarını da ekledik mi, al sana birkaç yıl daha.

Evliliğe alışmaktı, yeni düzendi derken oldun mu 35?

Biyolojik saatin tiktakları her türlü alarm durumunda artık. Zira her açıdan riskli bir döneme girdin, ki inan bana sen bile tahmin edemezsin zorluklarını. Yok artık öyle “istediğim her an çocuk pırtlatırım” durumları. Zira geç kaldın cicim! Ayın doğru zamanıydı, hormon testlerinin sonuçlarının bedbaht durumuydu derken bir bakmışsın düdük gibi kalakalmışsın ortada.

Yok o damat adayının gözünün üstünde kaşı vardı, yok kariyer basamaklarıydı derken geçip giden 35 yılın anısına saygı duruşu yapma zamanı gelip çatmıştır artık. Yap bakalım şimdi çocuğu yapabilirsen.

Yani demem o ki, zaman hızla akıyor ve armudun sapı üzümün çöpü derken tren kalkıyor!

Binecek yolcu kalmasıııınnn!

http://umutsuziskadini.com/

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben 29 yaşında bir bay olarak yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum.Doğrusu bizde iş yerimizde daha genç bayanlara bakıyoruz her ne kadar kafa yapımız sizinle daha çok uyabileceğimizi bilsekte :)

Samet Toros 
 29.06.2012 9:05
Cevap :
Merhaba Samet Bey, Yorumunuz için çok tşkler :o) Selamlar,  29.06.2012 16:51
 

Yazınızı çok beğendim ve keyifle okudum.24 yaşımda, üniversite ve askerlikten sonra hemen evlendim.Kamu kurumunda da 10 yıl sonra göreve başladım. Şimdi 44 yaşımdayım üniversite 2. sınıfta okuyan kızım var. İnsan sevdiğini bulduğu an, onu kaybetmemek için geleceğe yönelik arkadaşlıklar kurmalı.İnsanlar karşı cinsle arkadaşlığını keyif almak üzerine kurdukları için sizin yazınızdaki olaylarla karşılaşıyorlar. Kariyer ve maddiyat tamam olduğunda da, bu sefer başka ve telafisi olmayan eksikliklerle karşılaşıyorlar. Doğru insan bulunduğunda kariyer ve maddiyat problem olmadan adımlar atılmalı.İki gönül bir olunca samanlık seyran olmaz diyenlere şaşıyorum.Hayır samanlık seyran oluyor ve her zorluğa birlikte göğüs gerildiği içinde evlilikler sağlam oluyor.Saygılar.

mustafa sary 
 03.11.2011 16:27
Cevap :
Mustafa Bey merhaba, Yorumunuzdan, çok mutlu bir evliliğiniz olduğunu anlamamak mümkün değil. Mutluluk zor bulunan bir şey; sıkı sıkı sarılmak lazım. Boyunuz kadar kızınız olmuş :o) Ne mutlu size. Allah mutluluğunuzu daim etsin inşallah. Bir şeyleri tamamlamaya çalışırken başka şeyler eksik kalıyor bazen de. Doğru insan bulunduğunda o adımlar atılmalı; haklısınız. Ama herkes de sizin kadar şanslı olamayabiliyor tahmin edersiniz ki :o) Yazımı beğendiğinize çok sevindim. Zaman ayırıp yorum bıraktığınız için ayrıca tşkler. Selamlar,  04.11.2011 17:35
 

ben 39 yaşında hiç evlenmemiş bir okurunuzum ve bu konuda şunu söylemek isterim; evlenmeyi çok istememe rağmen evlenmiş olmak için evlenmektense, 45 yaşında kafama uygun biriyle bir evlilik yapmayı tercih ederim,muhakkak ki genç yaşta ruh eşini bulan insana da ne mutlu derim ama kimse kendini sıkmasın bu konuda, cidden bu işler kısmet...

emine rana küpeli 
 03.11.2011 12:25
Cevap :
Merhabalar, Evlilik cidden zor da bir müessese. Eskiden ayrılmak neredeyse yokmuş. İnsanlar birbirlerini hiç görmeden evlenir, birlikte bir ömür geçirirlermiş. Tabii ki şimdi de böyle olsun demiyorum ama artık bu şekilde evlilikler kalmadı. Dünya değişiyor, tabii onunla birlikte her şey de. Evlenmek o kadar mühim değil belki de. Ama yalnızlık zor. "Keşke evlenmeseydim" dememek en güzeli olsa gerek. Herkesin ruh eşini bulabilmesi ümidiyle. Selamlar,  03.11.2011 16:44
 

is kadini abla! Biz de de durum farkli; yok valla olmaz ben cocukum diye bas bas bagirdim 30 zuma kadar, bu arada yedi yuzuk taktik resmisinden sonunda caresiz , olur olur meraklanma! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 02.11.2011 20:58
Cevap :
Merhaba, Teşekkürler yorum için. Ama inanın hiç meraklanmıyorum :o) Selamlar,   03.11.2011 0:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 83
Toplam yorum
: 115
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1418
Kayıt tarihi
: 03.10.11
 
 

Uzun yıllar plazalarda dirsek çürütmüş, son yıllarda refahı evden çalışmakta bulmuş ikiz kız anne..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster