Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
81
 

Ataleti üzerinden at çık kozandan // Türk kasırgası // Önder Karaçay

Ataleti üzerinden at çık kozandan // Türk kasırgası // Önder Karaçay
 

"Hiç kimse vazgeçilmek olmadığı gibi vazgeçilecek kadar da önemsiz değildir." // Önder Karaçay


Türk fırtınası artık bütün dünyada Türk kasırgasına dönüşecek bir olgunluğa ve devrimi doğuracak sürece girmiştir.
 
Atalet devinimsiz bir tembellik, gevşeklik, boş vermişlik, uyuşukluk veya bana necilik türü aslında bir cehalettir.
 
Kutatgu Bilig yazarı Yusuf Has Hacip der ki;
 
"Bir soğan soyuluyor yaşarıyor gözler,
Bir ülke soyuluyor aldırmıyor öküzler."
 
Atalet insanın var olduğu ilk günden bugüne insanı her zaman tuzağına düşüren, ağına çekebilen bir dürtüdür.
 
Osmanlı imparatorluğu bizim için en önemli örnektir. Batma sebeplerinden biri devleti yönetenlerin atalete düşmüş olmalarıyla birlikte o günkü toplumun eğitimsiz olması dolayısıyla ataletin ne olduğunu bile bilmeyecek bir durumu söz konusuydu.
 
Bugün şartlar çok farklıdır. Bizim imkanlarımız hem azdır hem de çoktur. Bu imkanları veya imkansızlık karşısında ne tür bir tutum aldığımıza bağlıdır.
 
Mustafa Kemal Atatürk gibi örneği olan bir topluma bu zulümden ancak onun gibi devrim yaparak çıkmak yakışır. Emanetin gereği de bunu bize bir görev olarak yüklemiştir.
 
Atalet bilinçaltına yerleşir ve yapması gerekenleri engelleyen bir set gibi düşüncelerini çelerek ters yönde gerilemesine, durmasına sebep olur.
 
İnsanlık, dünya, vatanımız ve milletimiz çok zor günlerden geçiyor, geçiyoruz.
 
Aslında bunun farkında olduğumuz için çağı biz değiştiriyor, tarihi bizler yazıyoruz.
 
Bunun ne kadar farkındayız veya değiliz sonucunu toplumdaki atalet ölçüsü belirliyor.
 
Devrimin gecikmesi söz konusu bile değildir.
 
Devrimler bir günde olmaz. Bir günde olan darbedir.
 
Darbe ile devrim arasındaki farkı yaşamamış olan kuşak çok olduğu için istediği devrim olup yalnız bunu bir günde isterse olanın devrim değil darbe olacağını bilmek gerekir.
 
Bu sebeple devrim meyvemiz devrim çınarının dallarında olgunlaşmaya başlamıştır.
 
Vatanımızı ve milletimizi bu çileye mahkum edenler dine, kandırmaya, yalana, hileye vb her türlü kötülüğe bulaşmış ve buna hala devam etmektedirler.
 
Yapılanların geneli toplum adına değil, kendi şahsi çıkarlarını korumak, yandaşlarını korumak, suçlarını örtmek ve kesinlikle hesap vermemek niyetinde toplumla zıtlaşmış durumdadırlar.
 
Bu durum kendilerinin sonunun yaklaştığını gösterir.
 
Devletin veya maddi güçleri kullanarak bir müddet her kurum ve kişiyi kontrol altında tutabilirsiniz. Yalnız bunu nereye kadar yapabileceksiniz? Bir yerde tıkanacak ve baskılanan her kurum, kişi veya güç karşınıza çıkmaya başladığı an bu zulüm sona ermiş demektir.
 
İşte o anda tekrar gücü kötü niyetlerin eline geçmesine engel olup devrimle Türk Milletini kendi kendini yöneten bir adil hukuk devletine taşımak şansını yakalamış olacağız.
 
Bu sebeple asla devrim düşüncesinden vazgeçmeyeceğiz, ulaşabildiğimiz her insanımızı dünyanın her yerinde bu konuda bilgilendirip örgütleyeceğiz.
 
Genel başkan işgali altında bulunan siyasi sistemlerin tamamı bu haksız düzenin ideolojileri olup burada devrimi ancak halk yaparak siyasetin toplum yararına yapılmasını sağlayan bir siyasi parti veya partiler düzeni hukukla ve tam demokrasiyi partilerde başlatmadan ülkeye de demokrasi gelmeyeceğini ve bu sistemle gelmediği görmemek için kör veya atalet içinde olmak gerekir.
 
Tüm atalet durum, eylem, düşünce ve tıkanıklıklardan önce kendimizi, sonra ailemizi, sonra komşularımızı, sonra akrabalarımızı, dostlarımızı, mahallemizi, köyümüzü, ilçe ve şehirlerimizi uyandırarak bu gaflet, delalet, garabet ve ihanetten vatanımızı ve milletimizin geleceğini kurtararak emanetimize devrimle sahip çıkmak zorundayız.
 
Başlamak için en uygun zamanı beklemek gibi bir şansız yoktur, beklersen gelmez, beklersen başlatmazlar. Çözüm sensin ve eylemin ile zulme onurlu bir şekilde karşı çıkmaktır.
 
Denize uzaktan bakarak yüzemez ve o denizi suya girmeden geçemezsiniz. Suya girecek, yüzecek, boğuşacak ve kazanacaksınız.
 
Suyu ısınan kurbağa hikayesini bilmeyen yoktur. Su kaynama noktasındadır artık ataletten kurtulmazsak hepimizi bu suda haşlarlar veya haşlanırız. Yüz derecede kaynayan sıcak suda kimse haşlanmak istemez. O zaman bu ataletten kurtul, yürek meydanına çık hakkını onurlu bir şekilde savun, vatanına ve milletine sahip çıktığını dünyaya ve zulme haykır ne bekliyorsun?
 
"Hiç kimse vazgeçilmez olmadığı gibi vazgeçilecek kadar da önemsiz değildir."
 
Toplumlarda güç herkesin milli birlik ve beraberliği ile sağlanır. Milli birlik ve beraberlikten daha fazla güce sahip hiçbir maddi güç veya güçlerde birlik içinde hareket eden toplumlardan güçlü değildir.
 
Maddi güç sanılan her kişi veya kurum unutma gücünü senden alır. O zaman o gücüne sahip ol ve zulmün dersini vermek için sende bize katıl.
 
Anais Nin der ki;
 
"Ve tomurcukta sımsıkı kalma riskinin, çiçek açma riskinden çok daha fazla acı verdiği gün geldi."
 
O zaman ataleti üzerinden at ve çık kozandan!...
 
Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 175
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 208
Kayıt tarihi
: 09.07.14
 
 

Türkçe'nin en iyi duygu dili olduğuna inanmaktadır.  Yazı ve şiirlerinde insanın bulunduğu toplum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster