Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '08

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
3650
 

Avrupa'nın Kudüs'ü: Bosna

Rivayete göre, Fatih Sultan Mehmet Bosna'yı Osmanli topraklarina kattigi ilk gece, rüyasında Muhammed Peygamberi ve Halife Ömer hariç, diğer üç halifeyi görür. Bu rüyanın anlamını hocasına sorar. Hocası rüyayı şöyle yorumlar: "Muhammed' peygamberi görmen, bu halkın "müslüman" kalacağına; Ebu Bekiri görmen bu toprakların Osmanlı'ya "sadık" olacaklarına; Ali'yi görmen, "ilim" alanında ilerleyeceklerine ve gerektiğinde "savaşacaklarına"; Osman'ı görmen "sanata eğilimli ve ince ruhlu" olacaklarına işaret. Ömeri görmemis olman ise, bu topraklarda "adaletin" hüküm sürmeyebileceğinin işareti olabilir." 

Bosnali rehberimiz, 1992-1995 Bosna İç Savaşı hakkinda bilgi verirken, sozune bu rivayet-kehanetle baslamak istedi. 


SİYASİ YAPI:

Bosna-Hersek'te Boşnak, Sırp ve Hırvat olmak üzere 3 etnik halk, parlementoda da bu 3 grubun temsilcileri ve bu nedenle 3 cumhurbaşkanı var. Bu cumhurbaşkanları, her 8 ayda bir değişerek dönüşümlü olarak başkanlık yaptıklarından, sanayi, eğitim ve sağlık politikalarında bir istikrar olmadigina isaret ediliyor. Özellikle 1992-95 Bosna iç savaşı sonrası birbirine temkinli olan bu halkların ortak paydada birleşmeleri hiç de kolay değil. Bu nedenle milli marşları sözsüz...

Sırplar, Ortodoks; Hırvatlar, Katolik; Boşnaklar ise Müslüman... Sırpların kabesi bu nedenle İstanbulken (kilise yönleri oraya bakıyor), Hırvatlarınki Kudüs... Farklı dinleri ve etnik kökenleri barındırması özelliğinden dolayı, Bosna'ya, "Avrupanın Kudüsü" deniyor.

Hatırlatmak isterim ki 1991'e kadar bir Doğu bloku ülkesi olan ve Yugoslavya olarak anılan ülkeyi, komünist rejimle Tito yönetmekteydi. Sonrasında Sırbistan, Hırvatistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Makedonya ve şimdiki Kosova, bu ülkeden dağılarak bağımsızlıklarını ilan ettiler.

DİL:

Bosna, Osmanli topraklarina eklendigi andan itibaren Müslümanlığı toplu olarak kabul etmiş olduğundan, bir Osmanlı devlet politikası olan, Türkleri yeni fethedilen bölgelere yerleştirmek, burada uygulanmamış. Bunun sonucu olarak da, eski nesilden Türkçe bilenler olsa da, Türkçe gittikçe unutulmuş ve şu anda sadece Boşnakça, Sırpça ve Hırvatça konuşulur olmuş.

SARAYBOSNA:

Bosna'da gittiğim 3 şehirden ilki, Saray Bosna... Nüfusun çoğuna yakını Boşnak. Nasıl ki Türkiye'de farklı bölgelerin 4 iklimi var, bu şehirlerin her biri de bizim bir ilimizi ve coğrafi bölgemizi andırıyor. Saray Bosna, Bosnanın İstanbul'u iken, Travnik'e Rizesi, Mostar'a ise Bodrum'u denilebilir.

Saray Bosna, başkent olmasından öte, şehrin sembolü olan Hünkar (Latin) köprüsüne sahip. Bildiğiniz uzere, Avusturya- Macaristan veliahtı bir Sirp miliyetçisi tarafından bu köprüde öldürüldü ve bu suikast 1. Dünya savaşını başlatan sebep olarak sunuldu (En ezindan 1980'li yillarda Turkiyede'ki okul kitaplarinda bu sekilde aktarilmaktaydi). Şehrin panoramasının en önemli yüzü olan ünlü kütüphanesi ise, 3 milyon kitabıyla birlikte 103 bombayla yakıldığından işlevsiz kalmis durumda.

TRAVNİK:

Vezirler şehri olarak anılıyor. Çünkü başta Sokullu Mehmet Paşa olmak üzere Osmanlı'ya 77 vezir vermiş. Nüfusun çoğu Boşnak ve coğrafi yapısı bir Karadeniz kentini andırıyor. Göksu nehri, şehrin ortasından akıyor. Fatih Sultan Mehmet'in su içtiği yer de aşağıda ekledigim resimler arasinda gorulebilir. 


MOSTAR:

Nüfusun çoğu Sırp ve Hırvattan oluşuyor. Bu nedenle eskiden otomobil plakalarında şehirlerin baş harfleri yazarken, yenilerde sadece numaralama sistemine geçilmiş. Çünkü Sırp çoğunluğa sahip bir şehir olan Mostar plakalı bir arabanın, Saray Bosnada gezmesi -ve tam tersi de- büyük problem olabiliyormus. 

Şehrin en önemli yapısı kabul edilen Mostar Köprüsü'nün yapımına, Kanuni Sultan Süleyman'ın fermanı uzerine 1557'de başlanmış. Köprünün planını Mimar Sinan çizmiş ve öğrencisi Hayreddin 9 yılda tamamlamış. 1993'te hiç bir stratejik önemi olmadığı halde Sırplar tarafından bombalanarak yıkılan tarihi Mostar Köprüsü, 2004'te 10 ülkenin restorasyona verdiği destek ile yeniden açılmış.

Köprünün çevresi, sanat atölyeleri, çarşısı ve kafeleriyle bir kültür merkezi olmuş durumda... Diğer bir yapı ise, Tuna nehri kıyısında buyulu bir manzaraya sahip olan Alperenler Tekkesi...


İNSAN MANZARALARI:

Bilindiğinin tersine, Boşnaklar Türk değiller, sadece Müslümanlar... Türklerle tanışıklıları yüzyıllara dayandığından, örf ve adetleri bizimkilere benziyor. Bunun dışında, sarı saç, mavi göz, uzun boy gibi tipik Avrupalı özelliklerine sahipler...

Tanistirildigimiz Boşnakların, Türkiye'ye sevgi ve saygıları halen mevcut. Bunda uzun süre Osmanlı topragi olmus olmaları etkili olmuş olsa da, bu sevgiyi asıl tazeleyen, iç savaş esnasında Türkiye'den gelen askeri, maddi ve manevi yardımlar olmuş. Bunun yanısıra, savaş esnasında Başkomutan unvaniyla da Boşnaklar'ın mücadelesinin sembolü olan, Cumhurbaşkanı Aliya İzzet Begoviç'in annesi de bir Türk.


YEMEKLER:

Geleneksel yemekler kuzu çevirme, Boşnak böreği, Boşnak baklavası ve kahve... Kahve size özgü cezvelerde geliyor (fotosu aşağıda) ve sade yapılıp, yanında lokum ve kıtlama eşliğinde sunuluyor. Kahve 2 kayme olduğundan bol bol kahve içebiliyorsunuz (para birimleri kayme olup, 1 kayme=1 YTL ediyor. Euro da kullanılıyor) Zaten çayı pek bilmiyorlar.

Bosna'da suya para vermenize gerek yok. Cünkü, Avrupa'nın en temiz nehri seçilen Göksü Nehri'nin buz gibi suyu, banyo musluklarından dahi icilebilir sekilde ulasiyor. Kuzu çevirme (ete çok düşkünler) ve diger et ürünleri, sofralarının değişmez bir parçası... Bosnak mutfaginda tanisik oldugumuz yemekler olsa da, farkliliklar da yok degil. Örneğin bizim zeytin yağlı olarak yemeğe alıştığımız biber dolması, etli ama soğuk servis ediliyor. Her katı bol cevizle süslü Boşnak baklavası ve su böreği kıvamında yapılan Boşnak böreği ise gerçekten çok lezzetli.
 

SON SÖZ:


Bosna'dan bahsederken, elimden geldiğince Bosna savaşının acı anılarını değil, dort gun suren bir gezi-tatil olarak anlatmaya çalıştım. Yukaridaki bilgilerin cogu, savasi yasamis bir tarih ogretmeni olan Bosnak tur rehberimizin bizimle paylastiklarindan edinildi. Ama bunları yazmak, yaklaşık 2 hafta sürdü çünkü Bosna'yı bir gezi yeri olarak görmek benim için ilk etapta maleesef mümkün olmadı. Çoğunlukla ne yiyip ne ictik farkina dahi varamadik. Kurşun delikleri içindeki evlerden oluşan sokaklara, şehitlik haline getirilen parklara ve insanların acı dolu yüzlerine bakarken bu çok zor oldu.


...
Kendime Boşnak kahvesi yapmak için, elimi Saraybosna Baş Çarşıdan aldığım kahve paketine uzatıyorum... Pakette kocaman harflerle "MİNAS" yazıyor... Aklıma Tolkein'in ünlü kitabından uyarlanan Yüzüklerin Efendisi filminden bir sahne geliyor... Orklar, insanların son şehri olan Minas Tirith'e, şehrin surlarından bakıyor ve şöyle diyorlar:

"İnsanların çağı bitti... Devir, Orkların devridir..."

 -03 Temmuz 2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MEŞHUR SEYAH ÇELEBİ VE İBNİ BATTUTA, GİBİ YAZARLARA TAŞÇIKARIRSINIZ SADE VE YALIN İFADELERLE İZAH ETMİŞSİNİZ,ÇOK GÜZEL OLMUŞ HALİT ÖZTÜRK

halit öztürk 
 05.08.2011 16:14
Cevap :
Teşekkür ederim  06.08.2011 1:42
 

Gezi yazılarını severim. Bundan sonra, senin kaleminden çıkanları daha da çok seveceğim. Çok başarılı bir anlatım. İlginç detaylara önem vermişsin. Yemek saatini kaçırınca aç kalmanız sadece oraya özgü değil sanırım. Zira Çek Cumhuriyetinde ben de aynı nedenden aç kalmıştım. Galiba doğu avrupalılara özgü birşey bu. Sevgiler ve ellerine sağlık. Keyifle okudum.

Nazan Köseoğlu 
 04.07.2008 3:54
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim, Nazan Hanım, sevgilerimle...  06.07.2008 16:00
 

Harika bir çalışma olmuş. Çok aydınlatıcı. Düşündürücü. Aynı zamanda da üzücü ve kendi ülkem için duyduğum kaygıyı artırıcı. Sevgiler. Ali Nail.

Ahmet Güreşçioğlu 
 04.07.2008 1:53
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim, Ali Bey, sevgilerimle...  06.07.2008 16:01
 

Güzel ve savaş hüznü olan bir gezi yapmışsınız ve çok güzel dillendirmişsiniz teşekkürler sevgi ve saygıyla

Meral Yağcıoğlu 
 03.07.2008 11:00
Cevap :
Teşekkür ederim Meral hanım. sevgilerimle  03.07.2008 14:48
 
 
 
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 194
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 13686
Kayıt tarihi
: 29.06.07
 
 

Blogumun amacı; sağlıklı ruhsal yaşam ve psikoloji; özel ilgi alanım olan ruhsal (spiritüel) gelişi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster