Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
325
 

Babam kundaktayken daha..

İzlediklerim/ M. Demirel Babacanoğlu

Babam Kundaktayken daha..


Babalar gününde babamı nasıl anlatsam size bilmem ki?

İnsanın kandine değgin birşeyler anlatması öyle zor ki!

Nereden başlasam?

Babam daha kundaktayken, jandarmalar gelmiş köye. Dedemle ninem bulgur çekiyorlarmış damın başında. Bekçi ünlemiş:

“Babaca Memet, candarmalar istiyor seni.”

Dedem, kalkmış ayağa, nineme,

“Hürü, ben gelene kadar bulguru çekme, gelir çekeriz” demiş.

Gidiş o gidiş, ara ki bulasın dedemi?

Bağdat Basra arasında şehit olmuş.

Bu olay beni bin yerimden yaralıyor..

O günkü vatan hainleri bugün de var.

Ninem ersiz, babam iki kız kardeşiyle öksüz kalmış. Binbir türlü maşakkatla büyürken, daha çocukluktan kurtulmadan ninemi de kaybetmiş babam. Kalakalmış iki kız kardeş bir odada.

Halalarının yanına gider gelir olmuşlar.. Kol kanat germiş halaları.

Babam, Bostanlının, Hacımemmetlinin öküzlerini güderken kız kardeşleri de kocaya kaçmışlar. Bu kez babam iyice yalnız kalmış. Ellerin kapısında dutmalık, yamaklık derken yetişmiş, yakışıklı bir delikanlı olmuş.

Anası ölünce, eski yazı okulunun dördüncü sınıfından ayrılmak zorunda kalmış. Eski yazıyı iyi bilir, yazar okurdu babam. Yazı devrimi yapılır yapılmaz da yeni yazıyı öğrenmiş. Kitap, gazete okumayı severdi. Mavi gözlü, sarışın uzunca yüzlü, bir yetmiş boylu, iyi giyinen yakışıklı biriydi babam. Yakasında ipek mendil kahverenk kumaş çeketi; cepleri, beli, paçası sırmalı şalvarı, bordo renkli kundurası vardı; düğünlerde, bayramlarda, kente giderken giyerdi. Halay çeker, türküler söylerdi. En çok söylediği türküler şunlardı:

“Atatürk’e ağıt, Ham meyvayı kopardılar dalından, Ankara’da yedik taze meyvayı, Yeşil kurbağalar öter göllerde, Mezaramı taştan oyun, Keklik gibi kanadımı düzmedim, Alıcı kuşlar yüksek yapar yuvayı, Yetiş ey gamze yetiş ebrudade, Gezdiğim yollar dikenli..”

Askere gittiğinde üzerinde krizet pantolon varmış, hemen yazıcı yapmışlar babamı. Daha sonra da Hatay sorununda yeniden askere alınmış. Berberlik öğrenmiş. Durak İstasyonu’nda berber dükkanımız vardı. Ben de çırağı kalfasıydım. Dedemden kalma biraz da tarlamız vardı, onu ortağa verir, geçinir giderdik.

Böylesine yakışıklı olan babama köyün kızlarının çoğu aşıkmış; istetmiş babalarından vermemiş. Anamı istetmiş, ninem, o yakışıklı oğlana verdim gitti kızı demiş. Kaçarak evlenmişler. Onbir çocukları olmuş, yedisi ölmüş, dördü kalmış. Biri öğretmen olmuş, biri işçi, biri gelin gitmiş, biri köyde kalmış.

1972’de babamı, Adana Numune Hastahanesi’nde yitirdik. Doktorun kusurlu olduğu kanısını taşıyorum bugün bile. Bunu doktorun kendisine de söyledim, bir mektupla da yazdım.

O günün koşullarında bir şeyler de yapamadık. Bu ölümün acısını taşıyorum, Anam’sa sindiremedi içine. 1986’da onu da yitirdik.

Sevgili babamı bu acılarla anıyorum.

Babalar gününüz kutlu olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 718
Kayıt tarihi
: 04.01.09
 
 

1944'te Karaisalı'nın İncirgediği* Köyü'nde doğdu. 1965'te Düziçi İlköğretmen Okulu'nu, 1988'de Anad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster