Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
789
 

Bahar Çiçekleri

BAHAR ÇİÇEKLERİ

(KAPANMAYAN DEFTER -2)

Yazarı: İdris Gürsoy

Kitap 135 sayfadan oluşmaktadır. Kapanmayan Defter -1´in devamı olan Bahar Çiçekleri, Nihalgül’ün Din Kültürü Öğretmenine verdiği günlüğün, öğretmen tarafından, kaldığı yerden doldurulmasını anlatır. Kitaptaki olaylar, çeşitli başlıklar altında bölüm bölüm yazılmıştır. Ayrıca kitapta ünlü kişilerin sözleri ve öğütleri de bulunmaktadır.

Kalplerin Fethi

Yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak vefat eden öğrencim Nihalgül’ün defteri hiç kapanmayacaktır. Onun vefatından sonra arkadaşları üzerinde nasıl büyük bir etki bıraktığını defterine düşülen notlardan anlıyordum. Nihalgül bir yolunu bulmuş ve bütün kalpleri fethetmiştir. Arkadaşlarının duygu ve düşüncelerinin içinde bu fethin sırlarını bulmalıyım.

Öğretmen öğrencilere sürekli bir şeyler kazandırmaya çalışmaktadır. Ve bunun derdiyle yanıp tutuşmaktadır. Örneğin öğretmen, “Öğrencilerin kötü alışkanlıkları var. Bir sigarayı bıraktırmak için o kadar uğraşıyor ama başarılı olamıyoruz. Peygamberimiz ise 23 senede insanların yüzlerce adetini değiştirdi. Bu nasıl oldu? İçki içen, kumar oynayan, fuhuş yapan ve kız çocuklarını diri diri toprağa gömen insanlar bir anda bu alışkanlıklarını nasıl bıraktılar? Bunun sırrını çözmeliyiz. Öğrencilerim neden bu kötü alışkanlıklarını bırakmasınlar, ” diye düşünmektedir.

Öğretmen, dinin esaslarının insanlar tarafından anlaşılmasına çok önem vermektedir. Eğer İslam Dini tam anlamıyla anlaşılırsa, düzensizliğin olmayacağı kanaatindedir.

Hasta Ziyareti

Sadece öğrenciler değil ki! Maddi manevi yaraları olan bir sürü insan sıcak bir dost eli bekliyordu. Nihalgül’ü hastane ziyaretlerimden birinde içimden diğer hastaları da ziyaret etmek geldi. Aslında bu her Müslüman’ın göreviydi. Dinimiz hasta ziyaretini teşvik ediyordu. Nihalgül’ün yan odasına girdim ve hastalara sırasıyla geçmiş olsun dedim. Garip garip baktılar. Beni tanımıyorlardı. Yanımda getirdiğim çikolata paketinden, onlara ikramda bulunurken kendimi tanıttım. İçlerinden biri çok şaşırmıştı. Bir kulübe üye olduğunun altını çizip şöyle konuştu: “Ben filmlerde görürdüm. Hep Hıristiyan din adamları hastaları ziyaret ederler. Demek ki, bir Müslüman da hastaları ziyaret edebiliyormuş. Size çok teşekkür ediyorum. Benim Müslümanlara olan önyargımı değiştirdiniz.”

Yine kalbimden vurulmuştum. Ona Peygamber Efendimizin hastaları ziyarete teşvik ettiğini anlattım. Bir şaşkınlık daha geçirdi. Dini bilseler bütün önyargılardan kurtulacaklardı.

Yazar, hak ve hakikatleri anlatmak için durmadan çırpınır. Çocuklar bu çırpınmalara tepki vermeyince yazar, kendinde suç bulup işe kendini düzeltmekten başlayarak çocukları düzeltmeyi hedefler.

Yazar, eğitimin beşikte başladığına inanmaktadır. Bunun için de şu sözleri söylemektedir:

“Ta beşikten başlayarak, anneler yavrularına milli ruhu terennüm eden ninniler söylemeli; nineler masallarını ve masal kahramanlarını şanlı geçmişin destanlarında aramalı; okullarımız her vesileyle milletimizin alabildiğine parlak bulutlar arasında kendine yer aradığı dönemleri en heyecanlandırıcı üsluplarla dile getirmeli; edebiyatımız milli ruh ve düşünceyi işlemeli… Vaizler kürsülerde; hatipler minberlerde; konferansçılar geniş halk kitleleri karşısında hep bu ruhu işlemeli. Çocuklar atalarının bir zamanlar dünyanın bir numaralı devleti olduğunu iyi öğrenmeliler.”

Yazarın derse girdiği sınıflarda, çeşitli inanç ve kültürlerden çocuklar bulunmaktadır. Yazar, onları kavgasız, çatışmasız bir arada tutabilmek için, ortak müşterekleri ortaya çıkarmaya çalışmıştır. Yazar toplumsal hastalıklarımızın bilgisizlik, fakirlik ve ayrılıklar olduğunu, bunlarla savaşmak için ilim, zenginlik ve kardeşlik duygularını güçlendirmek gerektiğini, düşünmektedir.

Yazar Sokrates’in bir sözünü bize aktarıyor: “Dünyada her şeye değer biçilir. Oysa öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü onun eseri, hem her şeydir, hem de hiçbir şeydir.”

Yazar Ramazan ayında okuldaki çocuklarla beraber yardım kampanyası başlatır. Hatta içlerinde Hıristiyan ve Musevi öğrenciler de bulunmaktadır. Bunlar da yardım kampanyası için canla başla çalışır. Yazar, “Ramazan ayında dinler arasındaki bu yakınlaşmayı, sonraki aylara da taşınabilir, ” diye düşünür ve Ramazan’dan sonra da fakir öğrenciler için yardım kampanyası başlatır.

Yazar, zengin-fakir bütün öğrencilere okumanın önemini anlatır. Artık herkes bir Fakülte bitirmenin hayali ile yatıp, kalkmaya başlamıştır.

Yazarın öğrencilerinden Ayşe hem çok akıllı, hem çok hamarat, hem de çok yardımseverdir. Yoksul Çocuklara Yardım Derneği’nin kurucuları babaları olmak üzere icraata geçirmiştir.

Ve yazar en sonunda Nihalgül’ün kapanmayan defterini, doldurması için Ayşe’ye verir.

Sonuç:

“Dünyada her şeye değer biçilir. Oysa öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü onun eseri, hem her şeydir, hem de hiçbir şeydir.”

Ayşe Kırgıl

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 282
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 2983
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster