Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
290
 

Balık (seçmen) avlamanın sırları

Balık (seçmen) avlamanın sırları
 

türban bitti ayran verelim.


Balık avlamanın olmazsa olmaz dört şartı vardır; cins, zaman, mekan ve yem. Gerisi teferruattır

1-Cins:

Tutulmak istenilen balığın cinsini bilmezseniz diğer üç şartı sağlasanız bile tutamazsınız. Örneğin; sazan mısır, solucan, hamur gibi yemlere gelirken turna balığı hareket eden her şeye gelir. Tavlanmak istenilen seçmenin cinsini bilmezseniz diğer üç şartı sağlasanız bile tavlayamazsınız. Örneğin; fakir biri kömür, makarna gibi yemlere gelirken günahkar biri cennet vaat eden her şeye gelir.     

2-Zaman

Tutulmak istenilen balığın hangi zaman yemlendiğini bilmezseniz diğer üç şartı sağlasanız bile tutamazsınız. Örneğin; sazan balığı her zaman yiyecek ararken, turna balığı Güneş doğduktan bir saat sonra ve güneş batmadan bir saat önce ava çıkar. Diğer zamanlar derin sulara çekilip uykuya yatar. Dolayısıyla sazanı her saat yakalayabilirsiniz ama turnayı sadece iki saat içinde yakalayabilirsiniz. Tutulmak istenilen seçmenin hangi zaman neye ihtiyacı olduğunu bilmezseniz diğer üç şartı sağlasanız bile tavlayamazsınız. Örneğin; cenazesi olan bir seçmen acısının veya düğünü olan başka bir seçmen de sevincinin paylaşılmasından aşırı derecede mutlu olur. Dolayısıyla düğüne gidip oynarken ölüye gidip ağlamak gerekir. Hatta son zamanlarda bazı sakallı cübbeli ağabeylerin İstanbul İzmir gibi şehirlerde bar pavyon dolaşmalarının amacı budur. Yoksa siz hala siyasilerin sizin, ölünüze veya düğününüze gelmesini sizi sevdikleri için mi geliyor sanıyordunuz? 

3-Mekan

Tutulmak istenilen balığın bulunacağı mekanı (yeri) bilmezseniz diğer üç şartı sağlasanız bile tutamazsınız. Örneğin; sazan balığı yosunlarla beslenen bir balık türü olduğundan avcı balıklar için iyi bir avdır. Bu yüzden avcı balıkların saklanabileceği otlak bölgelerden hep uzak durup, açık alanlarda dolaşır. Benzer şekilde turna balığı da avcı bir balık olduğu için otların arasında pusuya yatar ve tabanı çıplak olan bölgelerde hiç bulunmaz. Dolayısıyla sazanı tabanı çıplak olan alanlarda yakalayabilirsiniz ama turnayı sadece tabanı otlarla kaplı olan alanlarda yakalayabilirsiniz. Tavlanmak istenilen seçmenin bulunacağı mekanı (yeri) bilmezseniz diğer üç şartı sağlasanız bile tutamazsınız. Örneğin; dindar kesim, dini duygularla beslenen bir seçmen türü olduğundan dindarlar için iyi bir avdır. Bu yüzden normal insanların bulunabileceği sosyal bölgelerden hep uzak durup, dini mekanlarda dolaşırlar. Benzer şekilde ticarete meraklı olanlar da daha çok ticari alanlarda pusuya yatarlar. Dolayısıyla dindar seçmeni dini alanlarda kolayca yakalayabilirsiniz ama ticaretle ilgili başka bir seçmeni sadece ticari etkinliklerle tavlayabilirsiniz. Yoksa siz hala; “faiz haramdır” diye yeri göğü inletenlerin dini adlar veya imajlar kullanarak bankacılık alanlarına bile el atmalarını size kolaylık olsun diye mi yaptıklarını sanıyordunuz?

4-Yem

Tutulmak istenilen balığın sevdiği yemi bilmezseniz diğer üç şartı sağlasanız bile tutamazsınız. Örneğin; sazan balığı hamur, solucan, mısır gibi yemleri severken, yayın balığı tavuk ciğerine ve sülüğe bayılır. Benzer şekilde turna balığı da gümüş balığının canlısına dayanamaz. Dolayısıyla sazanı mısırla, yayını sülükle ve turnayı da canlı gümüş balığıyla daha kolay yakalayabilirsiniz.  Tavlanmak istenilen seçmenin sevdiği şeyleri bilmezseniz diğer üç şartı sağlasanız bile tavlayamazsınız. Örneğin; az okumuş kesim din, biraz okumuş kesim sosyal alanlara ilgi duyarken, belli bir kesim de sadece televizyon dizilerine ve evlendirme programlarına ilgi duyar. Benzer şekilde toplumda yer edinememiş birçok seçmen bu eksikliğini belli bir takımın fanatikliğiyle kapatmaya çalışır. Yoksa Dünya’nın en büyük köyü olan İstanbul’un belediyesinin sanki başka sorun kalmamış gibi milyarlar harcayarak futbol takımı kurmasının sebebi nedir sanıyordunuz? Dolayısıyla dindar kesimi din ile, boş kesimi tv dizileriyle ve biraz okumuş-yazmış kesimi de sosyal etkinliklerle daha kolay yakalayabilirsiniz. Eğer belli bir kesimin milli duyguları fazlaysa bunlar için de milliyetçi söylemlerde bulunmanın hiçbir sakıncası yoktur. Terörden bıkmış bir kesim için en güzel yem “kan akmasın analar ağlamasın” yemidir. Aksi yönde teröre kurban verenlerin gazını almak için de “Kanları yerde kalmayacak” diye nutuklar atabilirsiniz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

devletin yaptigi yardimlari yem gibi gormen çok rahatsiz edici, bu yardimlar tum sosyal devletlerde vardir, bizde devlet yardim etse de etmese de partizanlar laf ederler ... "kan akmasin analar aglamasin" lafini sen yem olarak mi goruyorsun ?? sen bu soze katilmiyor musun ???

Demokrasi Penceresinden 
 28.04.2013 15:56
Cevap :
adam gibi sosyal devletlerde bu yardımı devlet yapar adam olmayan devletlerde, devlet imkanlarıyla dağıtılan kömürün makarnanın çuvalına iktidar partisinin bir şekilde loğosu basılır. böylece cahil balık takımının bu yardımı devletin değil de iktidar partisinin yaptığına inanması sağlanır. böylece bu parti giderse yardımın kesileceği beyinlere kazılarak gelecek seçimlerde bu tür balıkların oltadan kaçması önlenmiş olur. olay budur. her balığın sevdiği yiyecek her zaman balık yemi olarak kullanılır. terörün azması için gereken her ortamı sağlarsın terör azar, her gün onlarca ana ağlamaya başlar sonra da "artık analar ağlamasın ben bu ülkeyi pkk'ya veriyorum" dersin. kimse de aksini iddia ederek "hayır ülkeyi pkk'ya vermeyin varsın analar ağlasın" diyemez. olay budur.  03.05.2013 9:40
 

Zamanlama harika. Mesajlar tam isabet. Dokundurmalar yerinde. Dolayısı ile zamanında yazılmış başarılı bir blog. Hele hele kullandığınız resim ve üst yazılar "tam yerine rast geldi manzara koyduk" dedirten cinsten. Paylaşılmalı, çoğaltılmalı. Elinize sağlık.

Ayrıntıda gezinmek 
 28.04.2013 0:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 621
Kayıt tarihi
: 30.12.11
 
 

PhD (Nükleer). Başka söze gerek yok bence... İçel'de yaşıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster