Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
38
 

Balkon Muhabbeti (Kadın, Sivrisinek, Karınca)

Balkon Muhabbeti   (Kadın, Sivrisinek, Karınca)
 

Balkonu daha önceki gün yıkamıştı.


Necibe, biraz patates almak için yüksek zemin kattaki evinin balkonuna çıktığında her tarafın sivrisinek ölüleriyle kaplı olduğun gördü ve cinleri tepesine çıktı. 

Balkonu daha önceki gün yıkamıştı ve yine her taraf rezil haldeydi. 

“Allah kahretsin, nereden gelip doldu yine bu yaratıklar balkona” dedi kendi kendine öfkeyle.

O sırada duvarın tam köşesine gizlenmiş olan ve bu tepki karşısında artık dayanamayan bir sivrisinek yerinden uçup karşısına geldi ve olanca gücüyle bağırdı.

 “Allah sizi kahretsin, ışığı yakmasaydınız bu kadar arkadaşım gelip buralarda telef olmayacaktı!”

Necibe gözünün önünden uçarak geçen sivrisineğin bu dediklerini aklıyla kalbinin dokunduğu noktadan içine aldı ve anladı. Yanıtı da gecikmedi. “Ne yani, şimdi sizin balkonuma getirdiğiniz bunca pisliğin nedeni olarak bizi mi gösteriyorsun? Utanmıyor musun? Memlekette başka yerde ışık mı yoktu da bizim bu uzak ve kolay fark edilmeyen balkonumuza doluştunuz?”

Sivrisinek daha bir öfkelenmişti. Gelip Necibe’nin ensesine kondu ve oradaki bir kılcal damardan bir fırt çektikten sonra ve onun elinin kendisini ezmesine izin vermeden hemen önce yeniden uçup karşısından geçerken “hanımefendi biz sivrisineğiz, bizim doğamızda ışık olan yerlere gitmek var, sen bunu bilmeyecek, anlamayacak kadar aptal mısın?” dedi öfkeyle.

Mesaj gelince Necibe bir an sakinleşti, düşündü.  Sivrisinek haklıydı. Hangi sivrisinek öleceği yerin bir balkon olacağını hesap edebilirdi? Onlar ışığın pervaneleriydi. Yaradılışlarında o vardı. Işığa ulaşmaya çalışırken de her nerede iseler orada ölüyorlardı işte.

Bunca can yok olup gitmişti. O ise biraz su döküp bir süpürge vurmayı sıkıntı sayıyordu.

Necibe’nin aklından bunlar geçerken sivrisinek de havaya yaydığı sinyallerden bütün bu dediklerini anlıyordu.

Necibe balkondaki kirlilikten vazgeçmişti.

Sivrisinek gözünün önünde yeniden vızıldayınca da önceki gece yatak odasında çektikleri geldi aklına.

İki illet sivrisinek sabaha kadar Necibe’yi uyutmamışlardı.

Üç kere ışığı açmak zorunda kalmıştı. Bir türlü odadan çıkartamadığı gibi fosur fosur yatan kıllı boğadan da fırça yemişti.

“Bir de geceleri uykumuzu zehir etmeseniz!” diye mırıldanınca sivrisinek derdini anladı.

Kadın devam etti. “Sabaha kadar uyuyamadım. Işığı yakınca kaybolan sivriler, ışığı kapattıktan beş – on dakika sonra tam da uyku gözüme girerken vızır vızır vızıldayarak, oramı buramı sokarak beni ayağa diktiler.”

Sivrisineğin buna verecek yanıtı yoktu.

Necibe o gecenin ayrıntılarını anımsadıkça kızgınlığı artıyordu.

“Herif öküz gibi uzanmış horul horul yatıyor. Senin sivrisinekler de o etli kanlı adama hiç mi hiç gitmeden benim sağıma soluma yapışıyor.”

……

“İkinci kez lambayı yaktığımda herif bir iki söylendi ve ışığı hemen kapamak zorunda kaldım. Sabaha karşı uykusuzluktan ölürken yaktığımda da evde kıyamet koptu. Herif cinnet geçirdi. Sonunda üst kattakiler yere vurmaya başladılar. O sıra bir tanesini öldürdüm. Öteki kayboldu. Fırçadan, gürültü ve patırtıdan sonra sabahın dokuz buçuğuna kadar yattım.”

…………

“Bir uyandım ki, herif kahvaltısız işe gitmiş. Çocuklar aç, perişan.”

“Ama ikisini de öldürdün!” dedi sivrisinek.

“Hayır, sadece birini, öteki kayboldu.”

“Onu da öldürmüşsündür. Kaybolmaz.”

O sırada balkonun bir köşesinde üzerine yiyecek sepetlerinin konduğu kasanın altında bulunan minik karınca çıktı dışarı. Ne zamandır balkonda geçen muhabbeti dinliyordu.  Çok da görünmek niyetinde değildi. Görününce başına ne geleceğini biliyordu ama ister istemez konuya girdi.

“Necibe Hanım öldürme taraftarı değildir ama kazara öldürmüş olabilir” dedi.

Sivrisinek bu kendini bir gösterip bir gizleyen karıncanın ne demek istediğini anlayamamıştı. Necibe Hanım ise karıncayı ne görmüş, ne de duymuştu.

Karınca iyice yanına yaklaşan, kasanın altına giren sivrisineğe işiteceği mesafeden kendi bilip düşündüklerini anlatmaya başladı.

“Ben bu evin dış koridorunda yaşayan bir karınca kolonisinin bir üyesiyim. Bu yıl, koridordan dışarı bir yol bulduk.  O yoldan çıkınca da yiyeceklerin, şekerli şeylerin kokusunun bu evden geldiğini fark ettik.”

Sivrisinek dikkatle dinliyordu.

“Bir sabah kalabalık bir topluluk halinde sıraya dizilerek evin giriş kapısının altındaki daracık bir yerden geçerek evin içine daldık.

Vakit henüz çok erken olduğu için bütün ev halkı uyuyordu. Rahatlıkla mutfağa, evyenin üzerine, mutfak dolaplarının içine ulaştık. Evyenin üstüne dökülmüş şekerli su pek çoğumuzu doyurdu. Bir kısmımız mutfak dolabında duran tozşeker kabından, bir kısmımız oradaki reçelden yararlandık.

Evin genç erkek çocuklarından biri su içmek için mutfağa geldiğinde bizi gördü. Bir şeyler mırıldandı ve tekrar yatağına döndü.

Baba işe gitmek için uyanıp bizi gördüğünde hemen koşup eşine haber verdi ve Necibe Hanım uykulu uykulu mutfağa geldiğinde tıpkı şimdi sizi gördüğünde yaptığı gibi küplere bindi.

Pek çok arkadaşımız, sonumuz geldi. Bu kadın şimdi elektrikli süpürgeyi getirip daha önceki yıl başka bir evdeki kadının yaptığı gibi hepimizi telef edecek diye düşündü ve korktu. Ancak ben kadının duruşundan, telaşından hiç de öyle biri olmadığını anladım.

Öyle biri değildi ama bize tahammül edecek de değildi. Ne de olsa kadındı. Bir cezamız vardı ama neydi onu bekleyip görecektik.

Bizleri elindeki yumuşak peçete ile toplayıp diğer elindeki naylon poşetin içine aktarmaya başladı. Sonra da ilk aktardıklarını kapının dışına boşalttı. Ancak durumun vahametini fark etmeyen bazı arkadaşların yine içeri girmeye çalıştıklarını görünce taktik değiştirdi. Bizleri yine toplayıp naylon poşete koydu ama bu kez birinci kattaki evin balkonundan aşağı silkelemeye başladı.

Bu da bizim için eziyetli bir şeydi. Aslına bakarsanız bel fıtığı olduğunu söyleyen Necibe Hanım için de eziyetliydi. Yine de ölmekten iyiydi. Arada bir ezilenimiz, ölenimiz de oluyordu ama genel olarak kadın iyi niyetli olduğu için bizi öldürmüyordu.

Ben de o balkondan atılanlardan biriyim. Şimdi yeniden içeri girip dış kapıdan çıkıp kolonime dönmeyi amaçlıyorum. Yeniden yakalanırsam öldürülmeyeceğimi de biliyorum. “

Sivrisinek anlamıştı. Necibe Hanım normal şartlarda sivrisineklerin ölmesini de istemezdi.

Bir an için kendini onun yerine koydu.

Evinin tertemiz olmasını isteyen bir kadın, bel fıtığı olan bir insan, çocuklarına ve ailesine bakmak durumunda bir anne ve kıllı öküz gibi bir adamın derdini çeken bir eş.

“İyi ki kısa ömürlü bir sivrisineğim” diye geçirdi aklından.  Vızıldayıp yeşil bahçeye gitti.

Karınca içeri girmek için fırsat kollamayı sürdürüyordu.

 

10.08.2017

09:59

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 327
Toplam yorum
: 227
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 204
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster