Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '11

 
Kategori
Güncel
 

Başbakan Erdoğan, başbakan olalı!

Başbakan Erdoğan, başbakan olalı!
 

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.


18.8.2011  

Şu birkaç gün içinde 14 aslanımızı şehit verdik. İçimiz kan ağlıyor. Birileri de televizyonlarda boy gösterip hükümetin barışta ısrar etmekten başka insani bir seçeneğe sahip olmadığını veya mutabakattan söz ediyorlar.(Fehmi Koru) 

Barış mış. Ne barışı ya? Her zaman söylemişimdir BİZ KİMSEYLE KÜSMEDİK. 

Vatanı bölmek isteyen, askerime, polisime kahpece pusu kuran, silah sıkan sonra da kaçan ödlek olarak tabana kuvvet kaçan hainlerle ne barışıymış bu? 

Bazılarına rahatlık battıysa kalleşlik yapıyorlarsa elbette karşılığını görmelidirler. (Ne yani silaha, mayınlara çiçekle mi karşılık vereceğiz Fehmi Bey?) Hem bu devletten para alacaksın, ekmeğini yiyeceksin sonra da tepemize çıkacaksın. 

Başbakan Erdoğan başbakan olalı hayatının en güzel kararını vererek nihayet bu hainlere gerekeni yaptı ve daha da yapacak. 

Bu, acımı biraz olsun hafifletti ve beni sevindirdi. Helal sana başbakanım. 

Yetmez tabii. Esas bu PKK denilen illetin Türkiye’de taşeronluğunu yapan, durmadan tehditler savuranlar, işbirlikçiler de ağızlarının paylarını almalıdırlar ve alacaklar. 

Neymiş efendim? Kürdistan’ı kurmuşlar, kendi başlarına sınırlar çizmişler vs. 

Ne başbakan tanırlar, ne cumhurbaşkanı ne de devlet tanırlar. 

Varsa yoksa işleri kan dökmek kaos yaratmak. 

Keşke diyorum başbakan bu kadar şehit vermeden bunların tepelerine bineydi.(Amerika’dan izni beklemeseydi. Vatan bizim, bayrak bizim) 

Ortalığı kan gölüne çeviririz diyorlardı ya! Al sana kan işte. 

Yalnız hükümeti değil devleti fiilen yıkmaya kararlı olan, her gün aleni tehditler savuran bu iş birlikçilerin mutlaka sesleri kısılmalıdır. 

Bunlar vakitsiz öten horozlar gibi halkı kışkırtan vatan hainleridir. 

Çocukları, gençleri sokağa döken hainlerdir. 

Bebek katili Yalova’da krallar gibi yaşıyor, avukatları ile emirler yağdırıyor ve biz bunlara göz yumuyoruz. 

Zaten başta hata ki onu muhatap alarak konuşma yapan devlette. Terörist başı ile pazarlık yapılır mı ya? 

Dünyanın hangi ülkesinde görülmüş ki bu? 

Yemin ederim bu karşılıksız savaş kâbusum oldu. Geceleri dağlarda terörist arar oldum. Hangi fare deliğinden çıkacak? Nereye mayın döşemiş diye aranıp duruyorum. 

Şimdi başbakanımızın yapacağı bir şey daha olmalıdır. Sokağa sürülen, askere polise Molotof kokteylleri ile saldıran, her yeri ateşe veren bu veletleri toplayıp içeriye atacak. Ortalık sakinleşince de onların eğitimlerini üstlenecek. 

Hımmm! Aklıma gelmişken yazayım. Amerika’da idam geri geldi. Güya en gelişmiş ülke değil mi? O zaman bir gecede idam hükmünü geri getirsinler bu bebe katilini ibreti âlem için şehir meydanında assınlar da kurtulalım. 

Yeter yıllardır besledik. 

Ya düşünüyorum da şu bizim paşalar, subaylar, aydınlar bunların yaptıklarının urubunu yapmamışlar. Sadece iddialar ile oraya toplatılmışlar. 

Bıkmadan yazacağım, onları orada toplamanın amacı başkadır. 

“Umut ediyorum ki fazla uzun kalmayacaklardır orada.” 

Esasen oraya tıkılacakları başbakan biliyor acil toplama kampına onları koymalıdır. 

Başbakan Kandili ve Zap’ı bombalamakla çok iyi etti. Son düşman geberene, pes edene kadar da devam etmelidir. 

Fehmi Koru Bey buyurmuş; Yeni şehit cenazelerine yeniden kan dökülmesine ihtiyaç yok. Karşı taraftan da insanların ölmesini istemek mümkün değil. Yani can kaybına yol açacak formüller peşinde koşmak yerine can kaybını, kanı engelleyecek çözümler peşinde koşmak gerekiyor. PKK da bunu istiyor zaten, panik halinde davranmamızı istiyor.” 

Babaannem olsaydı rahmetli ne derdi biliyor musunuz? 

Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı. 

Ne paniği Fehmi Bey! Ne paniği? 

Günlerdir bilenmişiz yerimizde zor duruyoruz, sabrediyoruz. Sen bizleri korkak mı sandın? 

Çözümün nedir söyle de bilelim. Kürdistan’ı tanıyalım mı diyorsun. Bu kadar dökülen kanı yerde bırakıp unutalım mı diyorsun? 

Bak Koru Bey, önemli olan vatansa gerisi teferruattır. Biz önce vatan ve insan diyenlerdeniz. 

Gerekirse canımızı seve, seve veririz. 

Sevgili okurlarım; 

Aslında 17 Ağustos Depreminin 12. yılı. Dolayısı ile yazı yazmak istiyordum. Neye niyet neye kısmet. O deprem acısını yüreğimde hissederken şehit haberleri ile daha da daraldım. 

Gölcük Orduevi’nde konsere giden 2 müzisyen arkadaşımı kaybetmiştim. Ertuğrul Çayıroğlu ve Portekizli sanatçı İspanyol şarkılarının unutulmaz ismi Adela. Hem onlara hem de orada hayatını kaybetmiş tüm vatandaşlarıma, şehitlerime rahmetler, geride kalanlara sabırlar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun 

 
Toplam blog
: 375
: 801
Kayıt tarihi
: 30.04.08
 
 

İstanbul Kadıköy doğumluyum. Herhangi bir menfaat grubuna bağlanmadan, açık fikirli, dürüst, önya..