Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
120
 

Başbakan şaşırıyormuş, ben de şaşırıyorum!

Başbakan şaşırıyormuş, ben de şaşırıyorum!
 

KİM KİME ŞAŞIRIYOR ACABA?


Bağımsız, üniter ve demokratik bir devlet düşünün. Boş verin bağımsızı, bırakın demokratik olmayı, geçin üniterliği, sadece bir devlet düşünün.

Ya da devlet yerine bir kabile düşünün, balta girmemiş ormanlarda.

Unutun kabileyi, herhangi bir ailenin reisini hayal edin. Bu aile reisi evinde, arsasında, tarlasında, salonunda, koridorunda veya mutfağında böyle bir şeye izin verir mi?

Milletimiz için önemli özel günlerde, günün anlamını yok edip tam tersi fiil ve uygulamalar yapmak bu iktidarla moda oldu biliyorsunuz. PKK denilen katiller topluluğu da, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı  törenleri esnasında Diyarbakır'da bir grup çocuğu resmen dağa kaldırıyor. Mesaj açık; "egemenlik de, çocuklar da benim" diyor. Anlayana.

Diyarbakır’da çocuklarının PKK tarafından kaçırıldığını öne süren aileler, çocuklarının geri dönmesi için Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde oturma eylemine başlıyorlar. 3 aile ile başlayan oturma eylemi 19 aileye ulaşıyor. Çocuklarının çeşitli tarihlerde kaçırıldığı gerekçesiyle 20 Mayıs’tan itibaren Diyarbakır Büyükşehir Belediye binası önünde oturma eylemlerini sürdüren ailelere çevre illerden de katılım gerçekleşiyor. Görünen o ki, dağa kaçırılan çocuklar bizim bildiğimizden çok daha fazla.

Oturma eylemi yapan bir acılı annenin feryadını TV'de izledim: "Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a, tüm sivil-askeri yetkililere sesleniyorum: Benim oğlum daha çocuk, çocuğumu geri istiyorum" diyor.

Peki Başbakan ne diyor? Kendileri HDP'ye seslenerek: "Gidin alın getirin o çocukları yoksa B ve C planlarımızı devreye sokarız." Böylece tüm işler gibi, güvenlik işini de taşerona havale ettiğini ilan ediyor.

Bu söylem üzerine çok korkan! HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, bu gün yaptığı basın toplantısında çocukların durumunun sorulması üzerine, "PKK tarafından kaçırılan çocuğun olmadığını, çocukların hür iradeleriyle (hür iradeli çocuk!) dağda olduklarını" ve "Asıl devlet şiddetinden ve uygulanan terörden kaçan çocuklar gerçekliği olduğunu" açıkladı. Bu açıklama, TBMM çatısı altında yapıldı. TBMM Başkanı bu gece rahatça uyur artık yatağında.

PKK yol kesiyor, çocuk kaçırıyor, vergi topluyor, polis aracı yakıyor, askerleri bile dağa kaldırıyor. Başbakan, sanki A planı varmış gibi, B ve C planlarından bahsediyor.

Bu lafı söyleyen bağımsız, üniter ve demokratik bir ülkenin Başbakanı, gerçekten bağımsız, üniter ve demokratik bir ülkede olsa koltuğunda oturabilir mi?

Bırakın Başbakanı, bunu diyen bir kabile reisi olsa, onu bir daha takarlar mı?

Boş verin kabile reisini, aile reisi olsa, bir daha karısının, çocuklarının yüzüne bakabilir mi? Akşamları kumandayı eline alıp evin en iyi TV koltuğuna oturabilir mi?

S. Demirtaş da buna işaret edip, "çocukları getirmek sorumluluğu bizdeyse, sen o koltukta niye oturuyorsun, kalk biz oturalım" demiş. Doğru söze ne denir?

Bırakın vatandaşları, kendi mensupları kaçırılan ve brövesinde kuruluş tarihi olarak M.Ö. 209 yazan Genel Kurmay ne yapıyor? Sadece elinde dürbün seyrediyor. Haklarını yemeyelim arada sırada da topuk selamı veriyor.

"05 Temmuz 2011'de,  Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde oturan ve sabah göreve gitmek üzere evlerinden sivil kıyafetli olarak çıkan Dağ Komando Tugay Komutanlığı’nda görevli uzman çavuşlar 27 yaşındaki Yahya Karakaya ile 25 yaşındaki Murat Özkozanoğlu, teröristlerin saldırısına uğradı. Apartman çıkışında pusu kurularak kendilerini beklemekte olan sivil vatandaş görünümlü bölücü terör örgütü mensupları tarafından, arkalarından ve yakın mesafeden hunharca ateş edilmek suretiyle gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu şehit edildiler.”

Bırakın kaçırılanları, Genel Kurmay acaba Murat ve Yahya uzmanları hatırlıyor mu? Vuranların akıbeti ne oldu? Bilen var mı?

Vatandaşlarının güvenliğini terör örgütünün ve onun uzantılarının insafına bırakmış Başbakan, İstanbul polisinin sabrına şaşırıyormuş.

Ben de aziz milletimin sabrına şaşırıyorum...

*     *     *

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

 

İZMİR, 30 Mayıs 2014. 

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Satırlarınız tahammülü imkansız rezaleti açıkça gösteriyor... Tarihe not düşüyor... En ilginç ve vahimi de tespitleriniz arasında: "taşerona havale edilen güvenlik"! Hâlâ kıyamet neden kopmuyor, ben de ona hayret ediyorum. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 31.05.2014 10:39
Cevap :
Yediğimiz ekmeğe, içtiğimiz suya "sabır ve aymazlık tozu" katıyorlar sanki. selam ve saygıyla  31.05.2014 18:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 159
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1257
Kayıt tarihi
: 19.06.12
 
 

1963 yılında Balıkesir'in şirin ilçesi Erdek'te doğdum. Yüksek lisans eğitimimi Dokuz Eylül Ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster