Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1317
 

Bayram'la olan anımız...

Bayram'la olan anımız...
 

Üzerime öğretmen önlüğünü giydiğim günden beri görev yaptığım fakülteler dahil, tüm okullarımda, çevresinde dışlanmış tam bir problem yumağı sayılan öğrencilere karşı, bir başka ilgim vardır.

Severim haşarı tipleri...

Böyleleri, - erinlik-ergenlik karması -dönemlerine rastlayan lise yıllarında, daha fazla göze batmak isterler.... Haylazlıklarıyla dikkat çekmek isterler.

Karşı cinse olan aşırı ilgileri de zıpırlıklarını daha da bir azdırır.

Vaktiyle, öğrencilerinin serkeşliğinden dolayı, halkın ''yaka silktiği bir lisede'' ,Edebiyat derslerine giriyordum.

Kılık-kıyafet rezilliğinden tutun;öğretmenlerin sık sık öğrencilerinden dayak yediği;sınıflarında dersten başka her türlü '' hır- gürün'' yaşandığı bir okuldu (?)

Yöneticilerin acizliği de olaylara '' tuz-biber '' ekiyordu. Bayrak törenleri, yasak savma biçiminde geçiştiriliyordu.

Kız öğrenciler, çirkin boyalı saçlarıyla; kalın ojeli tırnaklarıyla ;küpeli kulaklarıyla dikkat çekiyordu.

Seçkin liselerin seçme sınavlarını başaramamış ; tabiri caizse,'' eleğin altında kalmış ''; alt gelir guruplarından olan gariban velilerinin, ''saldım çayıra;mevlam kayıra '' felsefesiyle (?) başından atmaya çalıştığı çocuklardı bunlar...
........


O'nu, ilk dersimde, kalabalık bir sınıfın gerisinde, duvar dibinde konuşlanmış bir sıranın öğrencisi olarak tanımıştım.

Sınıfın en geveze erkek öğrencisiydi. 1.85 boyuyla da okulun en uzun boylusuydu...''Çam yarması ''gibiydi...

Ders araç ve gereçleri olmadığı gibi, üzerine dar gelen ve eskimiş okul giysilerinden, oldukça yoksul bir çocuk olduğu da her halinden belli oluyordu...

Derse girer girmez otomatik ayarlanmış çenesi, yorulma bilmeden habire konuşurdu.

İkaz ettiğimde de tüm efendiliğini takınarak, hemen özür diler ve kısa süreli sessizliğe bürünürdü.

Sonra, tekrar ''dır dır da dır dırrr !.. ''

Bu kadar lafı da nereden bulurdu anlayamıyordum...

Zaman zaman, arkadaşları beni uyararak ,

''O'nun üzerine fazla gitmeyin,çok vukuatı var !..Bizden söylemesi.. Hem Bayram arkadaşımız boş gezmez !..Ona göre haaa !..'' diyerek de gözdağı vermeyi ihmal etmiyorlardı.

Okul disiplin kurulu kayıtlarında bir kaç önemli vukuatı da vardı...Okuldan atılmaya da ramak kalmıştı !..

İdolü de Polat Alemdar'dı...
.........

Bayram'ın yine, ''kaynana zırıltısı moduna'' girdiği bir gün ,sınıftaki kısa süreli ödev sessizliğini değerlendirip
yanındakilere ne anlattığını merak ederek yaklaşmıştım...

'' Bayram,neden devamlı konuşuyorsun ?..Yoksa benim anlattıklarımı beğenmiyor musun ?..''

'' Yok hocam estağfurullah...Ne demek...Dinliyorum ya !..''

'' Hem,sonra, senin kitap, defter gibi kaynakların da yok !..''

Ergenlik sayesinde yenile kalınlaşmış sesiyle:

'' Onlar ne işe yarar hocam ;yenir mi içilir mi ?..''

'' Ama Bayram,kaynaklar olmadan öğrencilik olur mu ?..''

''Boş ver,hocam, bizim hayatımız kaymış; kaynağımız kurumuş; sen neşene bak !..

Sınıftaki diğer haylazlardan da kısa aralıklarla, gülme soloları başlamıştı...

''Hih..hiiiih...Pıııkkk !..''

''Susun çocuklar !..''

''Kih...kiiih...Piıiyyykkk !..''

Bendeniz, Bayram'ın üzerine fazla gitmeden, içten bir ''Süphanallah !.. ''çekerek çocukların ilgilerini yoğaltmak için bir fıkrayla dersimi tamamlamıştım.

Bundan sonra da dersim yoktu. Bayram'la mutlaka konuşmalıydım...Bu öğrenciyi ,kafama koymuştum...

Okulda liderlik pozunda olduğundan, tüm öğrencileri de olumsuz etkileyebilirdi !..Ya da tam tersi !..

Teneffüste, bahçeye çıkıp arkadaşlarının arasında bayrak direği gibi dolaşan Bayram'ı yanıma çağırmıştım.

Hafifçe koluna girip bahçede gezinmeye başlamıştık...

''Hocam, ben mimli adamım !..Koluma girme !..Güzel adınız kirlenir !..''

Hiç oralı olmadan...

''Bayram, bugün canım çok sıkılıyor !..''

''Hayırdır hocam !..Söyle sıkıntını, bitirelim işini !..''

''Yok !..Yok!.. Öylesi değil; sizin sınıfta ,dersime kendimi veremedim !..''

''Tabi veremezsin hocam !..Benim gibi bir ahlaksız orada olunca !..''

''Bayram, senin boyun çok uzun maaşallah !..''

'' Allah boyvermiş; gapmış goyvermiş;neye yarar hocam !..''

''Yok !..Yok !..Öyle deme !..Bu şans herkeste yok !..''

''Benim adım -sırık ,bostan korkuluğu, deve !..Şans, bunun neresinde ?..''

''Bayram, bana tiyatro çalışmalarında yardımcı olur musun ?..Yeni bir oyun sahneyeceğiz arkadaşlarınla!..''

''Neee ?..Tiyatora mı !..Ben ha ?..Hocam benden bi mok olmaz !..Ancak iyi hambal olur. İyi dekor taşırım bak !..''

'' Hayır,ses tonun çok iyi...Oyunun sunucusu ol !..''

'' Dünyada olmaz,bizim zıpırlar tefe koyarlar beni !..Karizmayı çizdiririm !.. Haaa !..bakın , bana katil rolü uyar !..''

'' Bilakis,sana sunuculuk yakışır !.. Ayrıca oyunumuzda,Nasreddin Hoca'nın eşek kostümünün içine girecek iki kişi arıyorum !..''

'' Bizde eşekten çok ne var hocam ?..Gırla..Sen emret...Haaaa bak, ben girerim...Yeter ki görünmeyeyim !..''

'' Tamam olur !..Bayram senin boyun uzun,iki kişiye de gerek kalmaz,biraz eğilirsin olur biter !..''
........

'' Senden bir isteğim daha olacak ...Benimle basketbol antremanlarına da gelir misin ?..''

'' Hocam, ben kim?..Basketbol sporu kim ?..Hayatta spor yapma şansım olmadı ki !.. Ha bir kalas, ha ben !..

'' Şimdi beni kırıyorsun ha ?..Çok üzüldüm !..Hem senin boyun da müsait !..''''

'' Eeee..Şeyy..hocam sen emret...Tamam !..Seni kıracağıma tüm okulun camını kırarım daha iyi !..''

''Yok...Yok !...Camlar kalsın !...Senin gibi delikanlıya yakışmaz !..Gel seni bir öpeyim !..''
......

Bayram için bir ders saati izin almıştım...Kantinde sandviçlerimizi yedikten sonra O'nu dersine göndermiştim.

O günden sonra, Bayram'ın tüm gevezeliği gitmiş; yerine daha olgun bir öğrenci gelmişti.

Sınıfı ,gizli bir orkestra şefi gibi yönlendiriyordu. Gevezeleri ikaz ediyordu !..

Herkesin çekindiği bir öğrenci olduğu için de hiç bir öğrenci O'na karşı çıkamıyordu.

Bayrak törenlerinde, bayrağımızı büyük bir zevkle ,şevkle taşıyordu. İyi bir dostum olmuştu artık...

Nasreddin Hocamızın fıkralarından derlediğim, ''Ye Kürküm Ye !..'' isimli tiyatro oyunumuzda, Hoca'nın eşeğini de kostüm içine girerek hiç gocunmadan, liyakatiyle oynamıştı...

Hatta final sahnesinde, eşek kostümünü sıyırıp seyircilere selam verdiğinde, Bayram'ı görenler büyük bir hayranlıkla alkışlamışlardı.

Oyunun video bantını hala önemli bir evrak olarak saklarım.

Bayram,basketbol çalışmalarına da şevkle devam etmiş; kentimizin büyük bir spor kulübünde önemli bir yıldız sporcu olmuştu.

O ,şimdi, büyük bir basketbol takımının önemli bir oyuncusu...

Karaya vurmuş; can çekişen bir deniz yıldızı daha deryaya kavuşmuştu...

Her günümüz böyle bayram olsun...İki bayramınız da kutlu olsun :)

******

NOT ::''Bayram'' kahramanımızın takma adıdır...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her okuyanın aynı anafikri çıkaracağı ender yazılardan biri daha için teşekkürler. Her öğrenci için farklı da olsa basit numaralar vardır onları hayata kazandırmak için değil mi? Önemli olan onların bireysel farklılıklarını gözlemleyip irdeleyebilmek. "Salla başını al maaşını"cılıkla bu iş olmuyor ne yazık ki. Eğitim şart ama nasıl eğitim?! Öğrencilerin sorumluluklarını bilmeleri için, sorumluluklarını bilen modellere ihtiyaçları var. Bu meslekte daha 5. yılım ama her tür öğretmen örneğini gördüm sanırım.

OynamıYorum 
 01.09.2011 2:19
Cevap :
Mesleğinizde çok yeni olamnıza rağmen''Akıl yaşta değil ;baştadır .'' atasözünü kanıtlayan erdemli tavır ve düşünceleriniz var.Sizi kutluyorum.''Asil azmaz,bal kokmaz;kokarsa yağ kokar,aslı ayrandır.'' demişler...Eğitim ailede başlar, okulda biçimlenir,yaşamda olgunlaşır. Ailenin öğretmene alt yapısını hazırlayıp sunduğu çocuğu eğitmek ve hayata kazandırmak zor bir iş değil...Önemli olan her yönüyle 'darmadağınık'gelen çocuğu yaşama kazandırabilmektir...Ülkemizde öğretmen yetiştirdiğini iddia eden eğitim fakültelerinin ve üniversitelerinin çoğu gerçek formasyon eğitimiyle ilgili misyonunu yitireli,40 yıl oldu...Öğretmenlik aşkıyla gelenlerin sayısı da çok az...Bzim dönemlerimizdeki aşk ve ruh tuz ruhu gibi buharlaştı,gitti...Kötü öğretmen modellerinin çok olduğu ortamlarda çalışma mücadelesi veren ,asil ve yetenekli siz genç eğitimcileri candan kutluyorum.Teşekkürler...İyi bayramlar...:) Saygılarımla...  01.09.2011 12:43
 

ogretmenligin sadece a, b, c ogretmek olmadigini ne de guzel anlatmissiniz. Yeni goreve basliyacak olanlar dilerim okurlar.Egitim yenekli ve ehli kimselerle yapildiginda basarinin gelmesi de bir o kadar olagan. Sartlari ne olursa olsun egitilemiyen cocuk olmaz aslinda. Egitmesini bilmiyenler olabilir. Egiticiler cogunluk olsalardi bizde terk-i memleket zorunda olmazdik! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 30.08.2011 22:20
Cevap :
Ülkemizde köy enstitülerine benzer eğitim modellerini arayan aydın eğitimciler haksız değil.Yeteneklerine göre eğitim alan çocuklar,sevgi dolu ,empati ustası olan eğitimcilerle birlikte olduklarında daha mutlu oluyorlar.Türkiye 35 yıl önce başlayan eğitim karmaşasının acısını çok ağır bedellerle ödüyor.Nedir bu bedeller ?..Eğitimsiz ,eğitim fakülteleri ve buradan mezun olan öğretmen adı altında binlerce şaşkın genç...Neden şaşkın?..Öğretmenlik formasyonunu test kağıtları üzerindeki seçeneklerle aldığını sanan ;insan ilişkilerinde son derece içe dönük sözde öğretmenler (?) Bunların yetiştirdiği donuk ve robotik gençler...Üretmekten aciz,herşeyi ayağına bekleyen bir nesil...Ve bu nesle çok benzeyen aymaz politikacılar...Bunlardan oluşan palamento...Ve geldiğimiz aciz nokta...Yeniden kendimize gelebilmemiz için Atatürk gibi bir yetenekli vatanseverin mehdi gibi gelmesi gerek...Bu da çoook zor...Eğitim şart...teşekkürler...selam ve saygılarımla...  31.08.2011 0:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1521
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1615
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster