Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
24
 

Beni Mest Eden

Beni Mest Eden
 

Biriktirdiği paralarla demir makası almıştı. Lazım oluyordu bazen. Birkaç kez demir çubuk kesmişti. Birde balyoz almıştı. Balyozu da evlerini yeniden dizayn ederken duvarı yıkıp yerine pencere kondurduklarında kullanmıştı.Mirza çok çalışmıştı o vakit. Duvar açarken ortaya çıkan molozları torbalara koyup dışarıya istif ediyordu. Sonra onları moloz çöplüğüne üç tekerlekli bisikleti ile atıp geri geliyordu. Molozlar için çöplüğe birkaç sefer yapmıştı.

Mirza çalışırken içtiği sigaranın haddi hesabı yoktu. Annesine “Bak ben bedava çalışıyorum. Sigara içmeden duramam. Bana para ver. Verdiğin parayı çok görme.” Demişti. Annesi ise büyük oğlu Cem’e işin doğruluğunu kanıtlamak için “Bak hele Cem. Zaten iş bir iki gün sürer. Mirza’ya verdiğim sigara parası hiçbir şey değil.” Diye konuşmuştu.

Zorlu günler geride kalmıştı. Evin dizaynının bitmesinin üzerinden henüz üç ay geçmişti. Mirza hala çok sigara içiyordu. Günde iki paket. Çalışırken başladığı bu alışkanlığa bir türlü son veremiyordu. Oysa o her saat başı bir dal sigara içerdi. Ve geriye gece sekiz dal sigarası kalır, yarına tehir ederdi. Yine buna alışmak için her gün kendini zorladı.

Paketi dokuz lira olan sigarayı her saat başı içerek yarı yarıya parasından tasarruf ediyordu. Ve bu sabah yeniden saat başı içmeye başladı. Bir hayli para biriktiriyordu. Yeni hedefi evine demir kaynak makinesi almaktı. Ve bir sabah sigara almak için markete gitti. Kasada Musa vardı. Selam verdi Mirza. Selam aldı Musa. Birkaç ekmek aldı. Veresiye kartını barkot cihazına okuttu. Sonra sigarasını aldı. Eve geldi.

Sigara alırken ceplerinde geri aldığı paranın üzeri olan bir lirayı bulamadı. Hemen ayakkabılarını giyip markete vardı. “Ben sigara alırken bana paranın üzerini vermemişsin.” Dedi Mirza.

Kasiyer Musa açıklama getirmeye başladı. “Ben sana bir lira üstü verdim. Hatta buda üstü diye laf ettim.”

Mirza “Ben gayet iyi biliyorum. Sigara parasının üzerini almadım.”

Musa “Sen bizi zaten sahtekar olarak görüyorsun. Babanın hatırı var. Ondan sana iyi davranıyoruz. Sen bizi sahtekar zannediyorsun.” Diye veriştirerek bir hayli söylendi.

Mirza’nın aklına birden para üstü bir lirayı arka cebine koyduğu geldi. “Tamam parayı buldum. İnsanlık halidir.” Dedi. Musa “O zaman bir daha buradan alış veriş yapma.” Diye söylenmesine devam ediyordu.

Mirza “Alış veriş için ta çarşıya mı gidip geleyim?”

Musa “O zaman benim verdiğim para üstünü kaybetme.” Dedi. Mirza cevap vermeden oradan ayrıldı. Her şeye bu gerilim sebep olmuştu. Sigaraya kendini yeniden imtihana çekti. Günler günleri, haftalar haftaları kovaladı. Ve Mirza bir hayli birikmiş parasını sayarken “Ne yapacağım ki demir kaynak makinesini. Hem makine için bir hayli daha para biriktirmem gerekiyor. En iyisi şöyle kafama göre gönlümce harcayayım.” Diye söylendi.

Paranın bir kısmı ile yedi çeşit kitap aldı. Geriye kalan ile tekel bayisinden viski aldı. Onu gizlice evine sokup hemen odasına geçti. Bütün biriktirdiği para bitmiş ama değerli ve faydalı olan içkisini almıştı. Ruslar içkiye insanın hem içine hem dışına şifa veren gözü ile baktığını biliyordu. Mirza’nın içkiye imrenmesi Rusların bu inanışı ile oluyordu. Ve sigara rejiminden de çıktı.

Viskisini iki günde bitirdi. Sigarası ise alarm veriyordu. Saat akşam dokuz oldu mu sigarasız kalıyordu. Çünkü sigarayı saat başı değil canı çektiğinde içiyordu. “Bu böyle gitmez. Kendimi zorlamalıyım. Ve saat başı içmeye alıştırmalıyım.” Diye söylendi. Kendini zorladı. Bir saati geçirmek için yatağına uzandı. Bu taktik işe yaramıştı. Sigara saati yaklaşınca yerinden kalkıp mutfağa geçti.

Cezveye çayını doldurup ocağa koydu. Çay ısınırken de bir hayli zaman geçecekti. Bu zaman içinden kendini ödüllendirmekti. Biliyordu ki çay ısınınca artık sigara saati hemen hemen geliyordu. Tam zamanında sigarasını yaktı. Sigaraya özlem Mirza’ya tatlı geliyordu. Bir fırt iki fırt. Çayını bitirdiğinde evden dışarıya çıktı. Babasını mezarda ziyarete gidecekti. Uzun süredir gitmiyordu. Rahmetli babası sık sık kulağına fısıldıyordu. “Evlat nasılsın. Oğlum mezara girmeden önce iki defa düşün. Burası siz yaşayanların evine benzemez.” Gibi tuhaf saçma şeyler söylerdi.

Babasının mezarına Osmanlıca yazı kazıtmıştı. Türkçe tek bir ibare yoktu. Hocalar diyordu ki “Bir insana mezar taşında Türkçe harflerle yazılan azap yeter” diyordu. Duasını okuyup hemen mezardan çıktı. Dışarıda babasının bir sözü aklına geldi. “Oğlum ya sen sigarayı bırak yada sigara seni bıraksın.” Demişti. Babası.

Günler günleri aylar ayları kovaladı. Bitmeyen bir şey vardı. Yaşam sevinci. Mirza kitap okumayı da seven biriydi. Ama birikimlerini yazıya dökünce gençliği depreşiyor yazıdan sonra birkaç gün bunun tadını çıkarıyordu. Ramazan Bayramı için abisi Cem’den söz almıştı. Tatile yanına geldiğinde onun arabası ile müze gezisine gideceklerdi. Abisi “Hayırlısı artık.” Diye söz vermişti. Çünkü abisi arabasını yeni almış Mirza da arabanın, gardını almaya heves etmişti.

Abisi Cem kaç yıldır sigara içmiyordu. Hesap yapmışlardı. Cem on bin lira tasarruf yapmıştı sigaradan. Gerçi sigaradan hesap yapanlar içenlerdi. Oysa Cem’in böyle bir hesap kaygısı yoktu. Sigaradan uzun zaman önce ayrılmıştı. Sigaradan artardı her şey. Mirza düşündü onca yıl sigara içmese şimdiye kadar parası ile yeni bir ev olurdu.

Mirza viskisinden bir yudum aldı. “Beni mest eden ancak viski ve sigara. Sigarayı bırakırsam sigara beni bırakmaz.” Diye söylendi. Odasında masa, masanın önünde televizyon, izliyordu. Bardağına yeniden viski doldurdu. Sigara yaktı. Alkol ile başı dumanlandı. Haberleri izliyordu. O an sanki dünyayı televizyon aracılığı ile o yönetiyordu. Saate baktı.

“Tüh bir dakika erken içtik sigarayı.” Diye söylendi. Yeni bir sigara alacak parasının olmadığını biliyordu. Şimdi paketin hepsini içip bitiriverirse sigarasızlıktan dört dolanacaktı. Diğer taraftan zor da olsa sigarasını saat başı içmeye yeminliydi. Bunu kimse bozamazdı.

Tuna M. Yaşar

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 238
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 337
Kayıt tarihi
: 14.09.10
 
 

1973 Karabük doğumluyum. Üniversite uluslararası İlişkiler mezunuyum. Arkeoloji ve okültizm ilgi al..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster