Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '11

 
Kategori
Anneler Günü
Okunma Sayısı
569
 

Benim Annem sadece yoldaydı.. uzun yolda..

Benim Annem sadece yoldaydı.. uzun yolda..
 

http://www.buyutec.net/p-uzun-yol-32041.html


1, 5 yıldır oldu İstanbul'a taşınalı. İlk başta çok hoş gemişti açıkçası kendi başının çaresine bakmak, kendi kendini yalnızken tanımak yani kimse olmadığında nasıl yaşayacağını, bir anlamda da kendini keşfetmek.. Ama işler hep öyle yürümüyor. Özellikle de anne şefkatine ihtiyaç duyulan zor günlerde.. 

Ben hiçbir zaman zaafını dışarıya gösteren, birisine ihtiyaç duyduğunda bunu belli eden bir çocuk olmadım. Ama büyüdükçe ve özellikle ailemin yanından ayrılınca, şımardım mı ne olduysa bilemiyorum pek bir anne baba düşkünü oldum.. Hele de nazlanacağım durumlar ortaya çıktı mı 3 yaşında bebeğe dönüşür oldum.. Geçen hafta sonu da böyle bir gündü benim için. Aslında aylar öncesinden kabuslar görmeye başlamıştım ama günü gelip çatınca kurbanlık koyun gibi kesileceğim anı beklemeye başladım.. 

Uzatmayayım. Mevzu diş çektirme merasimi (evet benim için bir gün değil gerçekten bir süreç 20'lik diş çektirmek ne var!) Tabi ben bunun için ne yaptım? Ankara'da yaşayan doktorumdan bir randevu ve bir de uçak bileti aldım. Sonra da "O" günü beklemeye başladım. Canım annem de cumartesi dişimi çektirdikten sonra benimle gelecek, bir sonraki hafta Pazar günü de geri dönecekti. Öyle de oldu.. Oyanımdayken iş çıkışı eve gelmeyi iple çeker oldum, içindeki seksen tane dikişe rağmen ağzım kulaklarımda, sadece çorba içebilmeme rağmen akşam ne yapsak diye planlar yaptım bütün hafta.. 

Öyle güzeldi ki onunla akşam bir kez bile izlemediğim dizileri izlemek, yalnızken içmediğim çayı içip, çitlemediğim çekirdeği çitlemek.. Sonra ayrılık vakti gelip çattııı. Öyle zor ki ayrılması hele de Pazar günü sevdiğiniz birinden.. Zaten Pazar nahoş bir gün. Bir de terkedilmiş gibi arkada kalmaktan nefret ederim ben. Hep giden taraf olmak isterim. Çünkü durumu değişen daha çabuk adapte olur, geride kalan ise bin beter hisseder ayrılıkları. 

Yazıyı daha da dramatikleştirmek istemiyorum çünkü öyle bir durumda değilim. Sadece birkaç zaman daha ailemi göremeyeceğim. Anne yemeği, anne huzuru hatta anne dağınığı bile burnumda tütecek. 

Ama benim annem sadece uzun bir yolun ucunda. Ya gözü yolda kalanlar? Ya yüreğinde acısı hala kor olan anneler ya da annelerin geride kalan kuzuları? Onlar ne yapsın bu sanki annelerimizi yılda bir gün düşünüyormuşuzcasına kutladığımız fason anneler gününde? Benim annemin de, cennetteki tüm annelerin de her gün anneler günü.. 

Şimdi "Babalar günü" yaklaşıyor. O günde de babası olmayan kuzular üzülecek, kuzusu kaybolan babaların acısı dirilecek ve ben kendi babamın boynuna sarılıp, birbirimize sahip olduğumuz için gülerek şükrederken kuzusuz babalara ve babasız kuzulara da içimden ağlıyor olacağım. 

İşte bu yüzden sevmiyorum bu günleri. Çünkü annelerimizi ve babalarımızı hatırlamak için "Gün"lere ihtiyacımız yok.. Yanımızda olan da uzakta olan da cennette olan da hep kalbimizde zaten... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1555
Kayıt tarihi
: 03.09.10
 
 

Kendi kendine şarkı söylemeyi, yazı yazmayı, hediye almayı (hatta yapmayı), fotoğraf çekmeyi, her..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster