Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
386
 

Benim yanlışım

Benim yanlışım
 

Bir dünya yarattım kendime. Hem de bu yaşta. İncinmemek için daha fazla, kırılmamak için, kırmamak için. İyi biliyorum kendi huyumu, haklı olduğuma inandığım sürece en yakınımdakiler için de olsa, yeri geldiğinde doğruları söylemekten kaçınmayacağım. Oysa doğruyu söylemek her zaman iyi sonuç vermiyor. Hatta çoğu zaman vermiyor. Bu nedenle susmak gerekiyor. Ya doğruyu söyleyecek ve kötü olacaksın ya da susacaksın. Keşke eskilerin deyimiyle idare-i maslahatçı olabilsem, yani oluruna bıraksam, geçiştiriversem. Ama olmuyor. 

Önemli, dikkate alınması gereken bir konuda yanınızda olacağını düşündüğünüz birçok kişiyi bulamıyorsunuz yakınınızda. Nedense, ciddi konular, geleceğimizi çok yakından ilgilendiren olaylar insanların gündeminde pek fazla yer tutmuyor artık. En yakınınızdakiler bile çoğu zaman bu konuların konuşulmasını istemiyorlar. Herkes kendince dolu, istiap haddini aşmış. Bu nedenle gülecek, eğlenecek konular ve olaylar yeğleniyor. Ama ilginç olan, bu kişilerin çoğunluğu televizyon dizilerinde kendilerine pazarlanan yaşamları, kendi yaşamlarından daha fazla önemsiyorlar. Kendi dünyalarını unutup, neredeyse o yaşamlarla yatıp kalkıyorlar. Dizi karakterlerinin yaptıklarını, yaşadıkları sorunlarını saatlerce konuşsalar da kendi aralarında, sıkılmıyorlar. En fantastik kahraman da muteber, en acı soslu yaşam öyküsü de. 

Yakın çevrenizdekilerle ilişkilerde de durum pek farklı değil aslında. Yaşanması olası olayları önceden söylemek, önlem almaya çalışmak, deneyimlerinizi zaman zaman aktarmak can sıkıyor. Kişiler kendi istediklerini gönlünce yapmaktan alıkonulmuş oluyorlar. Halbuki ne diyor sayın uzmanlarımız , herkes kendi hatalarını yapacak. Bu kadar basit. Bırakacaksın, ters bir şey olmazsa sorun yok, ters bir şey olursa, olduğu zaman üzülürüz. Özgürlüğü kısıtlamak ve şimşekleri çekmek yerine sonradan üzüntüye ortak olmak iki taraf için de daha uygun. Ama benim için değil, ben hala ateşi ellemeden uyarmak istiyorum çocuğu, yandıktan sonra ah vah etmek değil. 

Bu benim yanlışım tabii ki. Kimseye bir şey deme hakkım yok. Bu nedenle işte daraltıyorum yaşam alanımı. Daha az kişiyle, daha az konuşarak yaşıyorum. Tanımadığım insanların bulunduğu yerlere gidiyorum, onların arasında dolaşıyorum, selam veren olursa tebessümle cevap veriyorum. Denize bakıyorum uzun uzun, martıları, karabatakları, pelikanları izliyorum. Çocukların uçurtmalarıyla gökyüzüne doğru yükseliyorum. Onların tertemiz gülüşleri yıkıyor yüreğimi, temizliyor. 

Bir dünya kurdum kendime, bu yaştan sonra. Gerçek yaşamı fazla ciddiye almayan bir dünya. Daha fazla üzülmemek için, fazla düşünmeyeceğim bundan sonra. Geleceği sorumluluk alanımdan çıkartacağım. Zaten bütün dünyayı da ben düzeltecek değilim ya! Herkes kendi başının çaresine baksın! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 646
Kayıt tarihi
: 06.12.10
 
 

Bornova Anadolu Lisesi ve Sbf mezunuyum. Üniversite yıllarımda başlayan çalışma yaşamım kısa bir sür..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster