Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
361
 

Beyinlerdeki kablolar

Beyinlerdeki kablolar
 

Son zamanlarda önümüzdeki on onbeş yılı daha bir merak eder oldum. Yetişen nesilden biri olarak benden sonraki nesillerin geleceğini daha çok önemsemeye başladım. Onlar için duyduğum endişe, sanırım gireceğim sınavlar, geçeceğim sınıflara karşı duyduğum endişeden daha fazla. Çünkü yaşıtlarımdaki, büyüklerimdeki ve bendeki geleceğe bakış, diğerlerine göre çok farklı. Yetiştirilme tarzımızdan, temelden birçok farklılıklar var. Dolayısıyla bu farklılıklar ileride başka ayrılıklara, başka sorunlara da yol açacak gibi.

Okula yeni başlamış bir çocuk öğretmeninin "sessiz ol" ihtarına "sana ne" diye cevap veriyor, eve gittiğinde ebeveynlerine öğretmenini şikayet ediyor; kısacası öğretmeninin bir öğretmen olduğunun farkında olmayan bir nesil yetişiyor. Eskiden tüm çocukların bir odada yaşamak zorunda olduğunu bilmeyen, odaları, oyuncakları, hatta bilgisayarı paylaşamayan ve iki dizüstü bilgisayarla ancak anlaşabilen kardeşler büyüyor. Teknolojiden uzak büyümemeleri, bu sayede bazı şeyleri çabuk kavrayabilmeleri elbette iyi; ancak en güzel, sorunsuz yıllarını, çocukluk dönemlerini sadece bilgisayarla, cep telefonuyla, kumandayla, CD ile, kablolarla geçirmeleri hiç de iyi değil.

Eskiden canım resim yapmak istediğinde küçük bir ev çizerdim. Bacasında duman tüten, bahçesini ağaçlar kaplamış, çitlerini sarmaşıklar sarmış, yolu uzayıp gitmiş bir ev... Belki iki dağ arasında bir güneş... Güzel giyimli bir çöp adam, çöp kız çizmekten büyük zevk alırdım. Şimdiki çocukların "resim yap" dediğin zaman önüne koydukları şey şu: Kafasına bıçak saplanmış bir çöp adam... Tankları, füzeleri, uçaksavarları ustacasına çizen minik parmaklar... Bir de karşısına geçip: "Bak bu asker bunu nasıl da öldürdü!" deyip, olayın ciddiyetinden uzak; gülen, şakalaşan çocuklar. Üzerinde "0-3" yaş için tehlikelidir" yazan pofuduk ayılar, üç yaşına gelmemiş bir çocuğa ağzına alır endişesiyle alınmazken, yetişkinlerin dahi oynamasında sakınca görülen bilgisayar oyunlarının niceleri bu yaş grubundaki çocukların -"beyinlerine sızar" endişesi taşımaksızın- ellerinde. Kocaman, bol çimenli bir bahçede top oynamak, iki meyve ağacının arasına kurulmuş salıncakta sallanmak, evin önündeki tenha yolda arkadaşlarla bisiklet sürmek dururken, eve kapanıp mekanik bir beynin esiri olmak da nedir?

Az önce de belirttiğim gibi: Elektronik eşyaların yararı saymakla bitmez. Her şeyi kolaylaştıran, hayatı çabuklaştıran bu olağanüstü araçlardan faydalanmayı kim istemez? Peki mağdemki hayatı çabuklaştırıyor, her şeyi gün geçtikçe daha kolay ve hızlı halletmemizi sağlıyor, zamandan tasarruf sağlıyor; neden tasarruf sonucu elimizde kalan zamanı yine bu araçlara teslim ediyoruz? Öyleyse neden zamanın geri kalanı yanımıza kar kalacağına, biz farkında olmadan yine bize zarar olarak geri dönüyor?

"Buna dur demenin zamanı geldi" demek yersiz. Çünkü zamanı alıp götürdü bizden mekanik beyinler. Kalmadı, bitti, kayboldu zaman. Şimdi kardeşlerin elinden dizüstü bilgisayarları alamazsınız, beşinci sınıf öğrencisinin şarjdaki telefonunu prizden söküp atamazsınız. Ancak bundan sonrası için, daha doğmamışlar için belki henüz geç değil. Özentilerini bastırmak hala mümkün. Eğer çocuğunuz iki yaşındayken "Al yavrum bu CD yeni çıkmış." dediğinizi anlayabiliyorsa, merak etmeyin, "Bunlar için daha çok erken, bak ağabeyin ablan bu numaralı gözlükleri niye takıyor, niye bu kadar kilolular sanıyorsun." dediğinizde de sizi anlayacaklardır. Eğer siz anlatmaktan sıkılır, çocuğunuzu susturmak için ona her istediğini alırsanız, ileride sizinle dertlerini paylaşmadığı, sizinle hemen hemen hiç konuşmadığı için yakınmaya da hakkınız yok demektir. Pes etmeden, ninni gibi her uykudan önce bebeğinize bunları anlatabilir, onu sağlıklı ve her şeyi zamanı geldiğinde yapan bir birey olarak yetiştirebilirsiniz. Böylece babamın, küçükken boynunu ve omuzlarını çizmeyi unuttuğum için kızdığı insan resimlerinin yerini; çocuklarınızın çizdiği, gerçekten bazı uzuvları eksik, bazı özürlere sahip olanlarının almasını engelleyebilirsiniz.

Resim: www.geocities.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok hoş ve konuyla uyumlu bir fotoğrafla desteklenmiş yazınızdaki düşüncelere katılmamak mümkün mü. Bazan düşünüyorum da elektrikler kesilse ve günlerce gelmese acaba ne yapardık? Çok güzel anlatmışsınız teknolojinin yaşamdaki olumsuz yönlerini. Mutlukalın:)

madamex 
 13.05.2007 11:45
Cevap :
Çok teşekkürler. Elektrikler kesilse ve günlerce gelmese bence hayatlar da kesilir ve günlerce kendilerine gelemezlerdi ne yazık ki. Hoşçakalın...  13.05.2007 14:46
 

Ne güzel bir konu, ne güzel bir fotoğraf ve çok hoş bir anlatım. Tebrik ederim

Metin Özkaya 
 12.05.2007 10:48
Cevap :
Yorumunuz için çok teşekür ederim.  12.05.2007 15:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 479
Kayıt tarihi
: 31.03.07
 
 

Çocukluğumdan bu yana hayal kurmak en büyük zevkim, vazgeçilmez uğraşım oldu. Onlarla büyüdüm, ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster