Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '11

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
298
 

Bilinmeyenden medet ummak

Bilinmeyenden medet ummak
 

Başka bir evren


Bu yazı ile 100. Blogumu yazmış oluyorum. Yaklaşık iki yılda geldim bu noktaya. Yazılarda bir sıra takip etmeye çalıştım ama tam olarak yapamadım. Bir yazdığımı da bir daha tekrar etmemeğe çalıştım. bu hemen hemen oldu. Sadece birkaç yazıda durum öyle gerektirdiği için parçalı bir tekrar olmak zorunda kaldı. Bu da çok fazla değil. Yazacaklarımı henüz bitirmedim. Yazacak çok şey var. Zamanla onları da yazabileceğimi umuyorum. 

İsmi lazım değil, bazı yaratılışçı arkadaşlar iki-üç ay içinde beni geçtiler. Tabi beslendikleri çok temel bir kaynak var. Bazılarının ücretli yazar olduklarından bile şüphe ediyorum. Pek düzenli, organize hareket ediyorlar. Örnek olarak biri ikisi ortadan kaybolunca hemen başka biri ikisi ortaya çıkıyor. Kısa sürede günde 3-4 blog yazıp sonra ortadan kayboluyorlar. Hep aynı şeyleri yazıyorlar. Güncel olaylara oportünistçe yaklaşıyorlar. Her olay bir kıyamet alameti. Ne kadar karanlık ve bilinmeyen şey varsa onları destekliyor. Ne kadar evrimci varsa hepsi onları destekliyor. Aşağıda bir alıntının alıntısı var. Böylece bu kişilerin nasıl düşündüklerini daha iyi anlayabilirsiniz. 

“Daha önce de ifade ettiğim gibi insanlarda yaklaşık 20 bin gen vardır ve bizi biz yapan şey bu genlerdir. Bu genlerin bütün DNA içinde kapladığı alan ise sadece %1.5 civarındadır. DNA’larımız hiçbir işe yaramayan, hiçbir işlevi veya görevi olmayan ve tamamen anlamsız büyük bölümler içerir.” 

Bu sözler bir evrimciden alıntı . Bakın bilmediğiniz , hiçbir işlevi veya görevi olmayan ve tamamen anlamsız büyük bir bölüm içerir dediğiniz DNA hakkında türlerin gelişimi hakkında fikir yürütüyor makale yazıyorsunuz . Söyledikleriniz fantastik romanlardan alıntı gibi . 

Bilmediğiniz anlamlandıramadığınız o büyük bölüm bir gün anlamlandırıldığında Darwin teorisi hiç olmamış gibi unutulacaktır. 

… 

Yukarıdaki yazı bir yaratılışçıdan alınmıştır. Bugün o bilinmeyen bölümlerin bazılarının ne işe yaradığı anlaşıldı. Hücre çekirdekleri içinde enerji depolayan kesecikler var. DNA’nın bazı bölümleri o keseciklerin işlevlerini kontrole yarıyor. Bazıları da geçmişteki atalarımızdan gelen ve artık kullanılmasına gerek olmayan gen bilgileri içeriyor ki zaman zaman bir hata olduğunda bunlar yeniden ortaya çıkarlar. 

Şimdi ne oldu? Bilinmeyen şeylerin sınırları ve yaratılışçıların at oynatmaya çalıştıkları yerler daraldı. Muhtemelen şöyle diyecekler: Tamam onlar bulundu ama daha bilinmeyen bir sürü şey var. İşte onlar bilinince Darwin Teorisi… 

Eskiden elektrik ve nükleer enerjinin ilk bulunduğu zamanlarda onlarda ruhani bir güç olduğu iddia edilirdi. Neyse ki artık elektriğin de nükleer enerjinin de ne olduğu iyice biliniyor ve kimse öyle bir şey iddia edemez oldu. Duyduğu bilimsel bir terim veya olayı saçma sapan bir hale getirip ruhsal dünya ile ilişkilendirmeye çalışırlardı. Kara delik diye bir şey duyup bunu Kuran’daki Zülkarneyn ile ilişkilendiren ve sayfalar dolusu kitaplar yazanlar vardı. Şimdi sıra Kuantum teorisinde. 

Kuantumun neleri çıkmadı ki… Astroloji ile bağlantı kuranlar, insanları dokunmadan iyileştireceğini iddia edenler, kuantum kelimesini Kuran’a uydurup Kur’antum diye kitap yazıp bir saçmalıktan söz edenler… Aslında bunlara sahtekarlar demek daha doğru olur. O son çıkan kitabı okumadım, okumaya da niyetim yok. Saçmalıkları yeteri kadar dinliyoruz. 

Bunlar bilimin nasıl bir şey olduğunu anlamamış veya anlamak istemeyen insanlar. Bilim önyargı kabul etmez, dogmalarla uğraşmaz, dogmalara dayanmaz. Onun için adı pozitif bilimdir. Ama onlara da hak vermek lazım. Çünkü bilmemek korkutur. İnsan bilinmeyenden korkar. Onlar korkularını yenmek için bilinmeyene teslim oluyor ve/veya bilinmeyen şeyleri kendi müttefiki yapmak gibi garip bir yola başvuruyor. Bilim adamları ise araştırıp öğreniyor. 

Bir yaratılışçı harekete geçtiği zaman ise ondan korkmak lazım. Bilinmeyenlerden beklediği desteği hiçbir zaman alamayacağı için bazıları kendileri bilinmeyen şeylerin yapmasını tasavvur ettikleri şeyleri yapıyorlar. Örnek olarak ramazanda bir kadın sigara içerse onu kendileri cezalandırıyor. Bir kadın şort giymişse iki tartışmadan sonra gözünü morartıyor. Erkekler bu kadar kolay sıyrılamıyor, kimi bıçakla tabancayla öldürülüyor. 

İşin aslını anlıyor musunuz? Asıl amaç bilinmeyenlere inanmak ve başkalarını inandırmak değil, başkalarını baskı altına almak, yıllar öncesinde olduğu gibi köle haline getirmek, insanları yüzlerce yıl öncesinin bilimsizlik karanlığının içine sokmak. Matbaanın Türkiye’ye girişi onun için 300 yıl geciktirildi. Darwin teorisine onun için böyle saldırılıyor. Her yeniliğe onun için şeytan işi denildi. Ama hayat devam ediyor, bilim ilerliyor. Değişim artık kaçınılmaz olunca savunulamayacak fikirleri biraz şekil değiştirip yine savunuyorlar. Bu mücadele her seferinde yaratılışçıların aleyhine olmak üzere böyle sürecektir. Bugün geldiğimiz yere bakın, bir de bundan 50-100 yıl önceki duruma bakın. Cumhuriyet’ten önce okuma yazma oranı %5 iken şimdi %80-90. 

Şuna emin olabilirsiniz ki yaratılışçılar hiçbir zaman başarılı olamayacaklar. Bilinmeyenin karanlık yüzü bilimi yenmeyi başaramayacak. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 5361
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster