Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mayıs '07

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
5780
 

Bir Anadolu Alpereni Elvan Seydi ve Vakfiyesi


Anadolu’nun fethi dediğimizde hiç şüphesiz ilk akla gelen, Malazgirt Savaşı ve onun muzaffer komutanı Alparslan olmaktadır. Alparslan’ın Bizans İmparatorluğu’na karşı kazandığı bu büyük zafer, Anadolu’nun kapısını Türklere açmış ve Anadolu’nun Türkleşmesini başlatmıştır. Ancak Anadolu’nun Türkleşmesini gerçekleştiren Alparslan’ın kılıcı değildi. O başarıyı gerçekleştiren Hoca Ahmet Yesevi’nin Orta Asya’daki ruhunu Anadolu’ya taşıyan, Anadolu’nun taşına, toprağına, insanına manevi bir solukla üfleyen sayısız Anadolu Alperenleriydi.

Anadolu’muzun üzerinde sinsi emellerin kol gezdiği bu tarihi günlerde, Anadolu’yu Türk ruhu ve İslam ideali ile yoğuran o sayısız alperenleri tanımak ve onların yüce misyonlarını anlamak zorundayız.

İşte Anadolu’yu Türkleştiren sayısız alperenlerden biri de Elvan Seydi Hazretleri’dir. Bu büyük zat, Çankırı/Orta-Elmalık Kasabası’nda metfundur. 1991–1995 yılları arasında Elmalık İlköğretim Okulu’nda tarih öğretmenliği yaptığım sırada bu zatın türbesi ve hayatı benim ilgimi çekmişti. Bu yazı bu ilginin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Elvan Seydi Hazretleri’nin tarihi şahsiyetini tespit etmek için yaptığımız araştırmalarda üzülerek belirtmeliyim ki doyurucu herhangi bir bilgiye rastlayamadım. Ancak kendi adına miladi 1299 yılında kurulan vakıf ve vakfiye belgeleri ile halk rivayetleri onu tanımamızda başlıca kaynak durumundadır.

Elvan Seydi'nin babası, Çankırı’ya bağlı Seydi Köyü’nde türbesi ve camisi bulunan Hacı Murad-ı Veli’dir. Hacı Murad-ı Veli’nin türbesinin bahçesinde bulunan taş işleme Horasani börklere bakılacak olursa, Hacı Murad-ı Veli’nin dolayısıyla da Elvan Seydi'nin, Horasan soylu alperenlerden olduğu anlaşılır.

Tayip Başer, halk rivayetlerinden derleyerek oluşturduğu "Karatekin Uluları" adlı eserinde, Elvan Seydi'nin dedesi hakkında şu bilgileri vermektedir:

"Elvan Seydi'nin dedesi Aliyyül Büka, 12. yüzyılda Türkistan’da doğmuştur. Aliyyül Büka, 12. yüzyılın başlarında hac ibadeti için Türkistan’dan ayrılmıştır. Hac görevinden sonra, önce Şam’a gitmiş. Daha sonra ise Urfa’ya gelmiştir. Urfa Halilurrahman Camisi’nde bir süre kayyımlık yaptıktan sonra İç Anadolu’ya doğru yola çıkmış ve Tosya-Çankırı havalisine yerleşmiştir."

Yine halk rivayetlerine göre Elvan Seydi Hazretleri seyittir. Yani soyu Hz. Ali vasıtasıyla Hz. Muhammed’e dayanmaktadır. Bunu Tayip Başer, sözü geçen eserinde, Orta kazası Elmalık Köyü’nde Himmet oğlu Hasan Doğan adında birinin elinde Elvan Seydi'ye ait bir şecerenin varlığından söz ederek dile getirmiştir. Elmalık Kasabası’nın yaşlıları sözü edilen şecerenin varlığının doğru olduğunu, ancak otuz-otuz beş yıl kadar önce kaybolduğunu belirtmektedirler. Bu şecerenin bulunması Elvan Seydi'nin tarihi şahsiyetini anlamamızı kolaylaştıracaktır.

Doğum ve ölüm tarihlerini net olarak bilemediğimiz Elvan Seydi'nin, 13. yüzyılda yaşamış olduğu 1299 yılına ait kendi adına düzenlenen vakıf ve vakfiyesinden anlaşılmaktadır. Elvan Seydi Hazretleri, Hacı Murad-ı Veli’nin üç oğlundan biridir. Diğer kardeşleri: Abdülgaffar Çelebi, babası Hacı Murad-ı Veli’nin türbesinde, seydi Köyü’nde; Pir Ali Çelebi ise, Ankara’nın Çubuk kazasının Selek Köyü’nde metfundur.

Elvan Seydi'nin, babası Hacı Murad-ı Veli’nin yanından kaç yıllarında ayrılıp Elmalık Kasabası’na geldiğini bilemiyoruz. Ancak kendi adına kurulan vakıf ve vakfiyenin 1299 yılında oluşturulduğunu düşünecek olursak; onun, 1200’lü yılların ikinci yarısında Elmalık Kasabası’na gelmiş olabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü 1200’lü yılların başından itibaren Bizanslıların Paflagonya olarak ifade ettikleri Çankırı ve Kastamonu bölgesi, Anadolu Selçuklu Emiri Hüsameddin Çoban Bey tarafından yavaş yavaş fethedilmeye başlanmıştı. İşte bu tarihlerde fethedilmesi kuvvetle muhtemel olan Elmalık topraklarına, Türkmenleri yerleştirmek ve burasının Türkleşmesini sağlamak için Elvan Seydi Hazretleri'nin, manevi bir önder olarak gelmiş olabileceğini söyleyebiliriz.

Bu önderlik çerçevesinde Elvan Seydi, Elmalık Kasabası’nda bir mescit, bir zaviye ve hayvanlar için bir de ahır yaptırmıştır. Bununla ilgili Elvan Seydi Vakfiyesi’nde geniş bilgi bulunmaktadır. Vakfiyeye göre: Elvan Seydi'nin bu çalışmalarını duyan Ankara/Kalecik yöresinin beyi olan Mehmet Bey oğlu Mahmut Bey, kendi mülk toprağı olan Elmalık kasabası topraklarının bir kısmını Elvan Seydi Vakfı’na bağışlayarak vakfiye haline getirmiştir.

Vakfiyede, bağışlanan toprakların sınırı açık bir şekilde ifade edilmiştir. Şöyle ki; Birinci güney sınırı, Bayraklı namındaki büyük dağa, buradan Aşkar Pınarı’na iner. Buradan yol ile döner Soğucak Oluk denilen çeşmeye varır. İkinci doğu sınırı, Soğucak Oluk Çeşmesi’nden Çatdam’a, oradan İndere namındaki vadiye, sonra Yağlı Pınar’a ve oradan da Yoncalık Tepesi’ne varır. Üçüncü kuzey sınırı, Boşluk Gediği’ne, sonra yol ile Bastak (Yaylakent) Köyü’nden gelen diğer yola varır. Dördüncü batı sınırı, Çoban Ovası’ndan yol ile Kaya namındaki tepeye, sonra Ak Çukur’a, oradan birinci sınırda belirtilen Bayraklı Dağı’na kadar olan bölge Elvan Seydi Zaviyesi’ne vakıf edilmiştir, denilmektedir. Aradan yaklaşık 800 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen yukarıda saydığımız mevki adlarının yörede bugün de aynı isimle anılması, kültürün devamlılığını göstermesi açısından önemli bir gösterge oluşturmaktadır.

Elvan Seydi Hazretleri ve soyundan gelenlerin, 1299 yılından 19. yüzyılın sonlarına kadar sözü edilen zaviyenin şeyhliğini yürüttükleri anlaşılıyor. 16. Yüzyıl Çankırı Tapu Tahrir kayıtlarına göre, bu yüzyıllarda Elmalık Kasabası’ndaki Elvan Seydi Zaviyesi’nde üç zaviyedar ve otuz da mürit olduğu kayıtlıdır. Ancak 19. yüzyılın sonlarında bu zaviyenin ortadan kalkmasından sonra bölge halkının zamanla vakfiyedeki toprakları tapuladıkları ve böylece Elvan Seydi Vakfı’nın da ortadan kalkmış olduğunu görüyoruz.

Elvan Seydi Hazretleri’nin kaç yılında öldüğünü bilemiyoruz. Ancak 14. yüzyılın başlarına kadar yaşamış olabileceğini söyleyebiliriz. Bununla beraber o, ölümünden sonra da bölgede manevi nüfuzu ile günümüze kadar yaşamış ve bundan sonra da yaşamaya devam edecektir.

Kaynakça

Elvan Seydi Vakfiyesi, Başbakanlık Devlet Arşivi, 600 Numaralı Defter, s. 241.
Tayip Başer, Karatekin Uluları, Çankırı, 1956.
Evliyalar Ansiklopedisi, İstanbul, 1989.
Mustafa Tatcı, Hacı Murad-ı Veli, Yaren Meclisi Degisi, s. 1, Ankara, 1993.
Ahmet Kangal, 16. Yüzyılda Tapu Tahrir Defterlerine Göre Çankırı (Basılmamış Dr.Tezi), Ankara, 1993.
Bahattin Ayhan, Çankırı, Ankara, 1984.
Yaşar Yücel, Anadolu Beylikleri Hakkında Araştırmalar I, Ankara, 1991.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazım ulaşmıştır umarım saygılarımla tel.05354355556

ethem tunca seven 
 23.04.2010 20:50
 

Saygıdeğer Hocam , Elvan Seydi Hazretlerine dair kıymetli araştırma yazınız için sizi tebrik ederim. Bir öğretmenin görev yaptığı yöreyle ilgili araştırmalar yaparak kaleme alması müthiş bir hassasiyet ...Çankırı adına hazırladığım gazetelerde binbir ricamıza rağmen ne yazık ki kimse tek satırla katkıda bulunmazken, sizin böylesi bir sıcaklık ve derinlikle Çankırı'nın manevi mimarlarını araştırmanıza sonsuz minnettarım. Bende bir yıldan fazla görev yaptığım Eskişehir'de SAKARYA Gazetesine karikatürler çizmiştim.Sizin şahsınızda Eskişehir'e selamlarımı gönderiyorum.

Metin Y. 
 20.12.2007 0:56
Cevap :
Metin Bey, öncelikle Kurban Bayramınızı kutlarım. Şahsımla ilgili ifadelerinizi, sizinle paylaşmak isterim. Beni ne kadar takdir ederseniz; siz de, o kadar takdire layıksınız. Gazetecilikle meşgul olduğunuzu söylemişsiniz. Yaşınız kaç bilmiyorum ama keşke 1994 yılında gazetecilik yapıyor olsaydınız. Geçmişi deşmek istemiyorum ama 1994 yılında Çankırı ile ilgili adını vermek istemediğim bir dergiye, yayınlamaları için üç yazı göndermiştim. Bu yazılardan ikisi, Elvan Seydi ve Elmalık Kasabası ile ilgili olan ve şu an Milliyet blog sayfamda yayınladığım yazılardı. Üçüncüsü ise Orta ilçesi ile ilgiliydi. Fakat dergi bu yazıları yayınlamadı. Allah nasip etti; bu yazılardan ikisini on üç yıl sonra Milliyet blog sayesinde yayınladım. Benim diğer yazılarımı da okursanız, bu ülkede daha başka nelerin ters gittiğini göreceksiniz. Bu olayı anlatarak, sizi üzdüysem özür dilerim. Eskişehir’den sonsuz selamlar. Saygılarımla.  20.12.2007 16:54
 

Hacı Murad-ı Veli Türbesini biliyorum. Bizim ilçenin Çankırı ile bağlantı yolu üzerinde. Çocukluğumda gitmiştim oraya. Genelde adaklar götürülüp orada kurban kesilir. Hacı Murad-ı Velinin Mevlana ile olan bir yakınlığındanda bahsedilir ama şu an net bir şekilde anımsayamadım ayrıntıyı. Sizin görev yaptığınız bir yerle bu kadar ilgili olmanız, araştırmanız ve bunu yazmanız da ayrıca övgüye değer. Bu emeğe teşekkür etmem gerek. Selamlarımla. H.Hüseyin Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 01.08.2007 23:01
Cevap :
Hüseyin Bey, takdirleriniz için teşekkür ederim. Yazıda da belirttiğim gibi Elvan Seyid, bahsettiğiniz Hacı Murad-ı Veli’nin oğludur. Yine yazımda belirttiğim Elvan Seyid Vakfiyesinin, Başbakanlık Devlet Arşivi ile o tarihlerde resmi kanaldan yazışma yaparak mikro filmini almış ve büyük bir fotoğraf yaptırmıştım. Bu vakfiyenin aslı Arapçadır. Vakfiyenin fotoğrafı ve Türkçe tercümesi ile yörenin bazı özelliklerini gösteren eserlerden oluşan malzemelerle Elmalık İlköğretim Okulu’ndaki bir boş derslikte müze de açmıştık. Maalesef birkaç yıl önce oradaki dostlarımı aradığımda, Elmalık İlköğretim Okulu’nun öğrencisizlikten dolayı kapatıldığını öğrendim. Siz de bilirsiniz ki Çankırı en fazla dış göç veren ilerimizin başında geliyor. İlgileriniz için tekrar teşekkür eder, saygılar sunarım.  02.08.2007 1:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3338
Toplam yorum
: 2161
Toplam mesaj
: 196
Ort. okunma sayısı
: 561
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümü mezunuyum. Öğretmenliğim sırasında..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster