Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
769
 

Bir yazar ilkelerine aykırı yazı yazabilir mi?

Bir yazar ilkelerine aykırı yazı yazabilir mi?
 

chip.com.tr


Burada köşe yazarı veya blog yazarı diye bir ayırım yapmıyorum. Örneğin bir köşe yazarı "Ben eşcinsellik konusunda yazı yazmam" veya "Erotik yayınlar konusunu haber yapmam" diyebilir mi? Kaldı ki "Blog yazarları tartışıyor" kategorisinde eşcinsellik konusunda ilk yazılar yazıldığında yazarlar çekincelerini ifade etmişler daha sonra bu yazıları okuyan diğer blog yazarları da bu konudaki düşüncelerini belirtmişlerdi.

Bu platformda bazı yazarlar seks konularını işleyen yazıları kaleme alırken, birçok blog yazarı ise bu konularını işlemekten belki de okumaktan rahatsız oluyorlardır. Ancak haber değeri olan ve okuyucuların ilgisini çekeceğine inanılan bir yazının yazılması gerektiği düşüncesindeyim.

Aslında bu blogu yazma nedenim bir önceki blogumda "Caroline" rolünü oynayan Wilma Elles'in gençliğinde rol aldığı bir film hakkındaki açıklamalarım ile filmin linkini yazımın içersinde vermiş olmam.

Bloglarım bu yazımla birlikte 460 a ulaşmış olmasına rağmen magazin konularında yazı yazmayı hiç sevmem. Zaten şimdiye kadar Caroline yazısı da dahil olmak üzere magazin konusunda 3 tane yazı yazmışım. Bu kategorideki ilk 2 yazım magazin programlarının olumsuz taraflarını öne çıkaran yazılar olmuş. Ancak Elles'in rol aldığı film hakkında Milliyet internet sitesinde fotoğraflarıyla birlikte bir haber yayınlanmış. Bu haberi okuyan kişilerin ilk aklına gelen "Bu filmi nerede bulup izleyebilirim?" düşüncesidir. Bu haberin yanında magazin bölümünde yayınlanan söz konusu blog yazım bu sorulara cevap vermektedir. Ben Milliyet Blog'un Milliyet'in tamamlayıcı unsuru olduğuna inanıyorum. Bu yüzden de belki ilk defa ilkelerime aykırı bir yazı yazdım. Bu rahatsızlığımı burada belirtmek için de bu blogu yazmak ihtiyacını hissettim.

Bu nedenle de "Yazarlar ilkelerine aykırı yazılar yazmalılar mı?" konusu da tartışmaya açıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu konu aydınlanma çağı boyunca, 200 yıl kadar tartışılmış her yönüyle... Sizin de yeniden tartışmaya açmanızda bir sakınca yoktur bence... Çünkü 18'inci yüzyılın etik anlayışı ile 19'uncu yy anlayışı aynı değildir ve toplumun dinamizmine uygun yeni yorumlar olmuş, bazı değerler rafa kaldırılırken, bazı yeni ölçütler ortaya çıkarılmıştır. Bu bilişim çağında, 7 yaşındaki çocukların dahi ana-babadan gizli porno izlediği devirde yetişen çocuklar büyüdüğü zaman yeni bir ahlâk anlayışını topluma kabul ettirmeye çalışacaklardır... Demek ki toplumsal değerler değişmeye mecbur olacaktır. Bu gün, 22 KASIM 2010 günü, benim anlayışıma göre her yazar her şeyi yazmamalıdır ve zaten yazamaz da... Çünkü herkes kendi tiynetine, kendi etik değerlerine, kendi ahlâkî yapısının elverdiği ölçülere ve kendi yetiştiği çevrenin mikro etkilerine göre bir toplumsal rol edinir. Büyük yazarlar sa, bu kalıpları kıran ve fakat insan ruhuna ve evrim sürecine ihanet etmeyecek tarza yazan kişilerdir. Yola devam... Sl

Mehmet Sağlam 
 22.11.2010 13:51
Cevap :
Haklısınız değerli Mehmet bey. Bir taraf değişen ahlak anlayışının etkisiyle kendisini topluma kabul ettirmeye çalışırken, diğer taraftan eski değerlere sahip ahlak anlayışı da değerlerini korumaya çalışacaktır. O zaman ülkemizde olduğu gibi kutuplaşmalar sahnelenecektir. Yazarlar da konumlarına göre saflarını belirleyecektir. Ancak ekonomik şartlar ve menfaatler ön plana çıktığında ise saf değiştirenleri de görmek mümkün olacaktır. Değerli yorumunuz ve katkılarınız için çok teşekkürler. Saygı ve selamlarımla.  22.11.2010 15:04
 

beyin satar, yürek satar. Yeri gelir, anasını bacısını satar. Yazan için kalem, omurgadır ve bunun bence tartışılacak yanı yoktur. Gecikmeli de olsa, bayramınızın huzurlu ve mutlu geçmiş olmasını diliyorum değerli arkadaşım. Sevgilerimle.

pirmete 
 21.11.2010 12:14
Cevap :
:) Biliyorsunuz "Analarını satarlar" cümlesini kullanan bir yazarımız hem işinden oldu hem de tazminat davalarıyla karşı karşıya şu anda. Çok şükür blog yazarları için bir kalem satma söz konusu olamaz. Zaten burada herkesin çizgisi aşağı yukarı belli. Ben de size mutlu bayramlar ve sağlıklı günler diliyorum İbrahim bey. Saygı ve selamlarımla.  21.11.2010 15:33
 

Özellikle de son beş-on yıl içerisinde onlarca hatta yüzlerce yazarımızın nabza göre çizgi değiştirmekte olduklarını hayretle gözlemledik ve bu da pek çok medya alanları için örnek oluşturdu pek tabii ki. Çünkü maalesef ki günümüzde artık beyinlerin değil karınların doyurulması gerektiği inancı hakim.. Selamlar saygılar..

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 20.11.2010 12:32
Cevap :
Şimdi o yazarların adlarını burada vermek uygun olmaz ama ben onlara satılık kalemler diyorum ve o yazarların saf değiştirdiklerini ilk gördüğümde hayretler içersinde kalmıştım. İlkelerine sahip çıkanlar ise patron baskısıyla işten atılıyor ve her gün sayıları azalmakta olan kendi görüşlerine uygun basın organlarında ancak karın tokluğuna iş bulabiliyorlarsa ne mutlu onlara...Basında ortam bu şekilde ne yazık ki... Saygı ve selamlarımla...  20.11.2010 17:19
 

ortak mantığımızı okudum; din, siyaset, futbol ve popülizm yazmamaya özen gösteriyorum, kimseye sataşmam ama sataşana gereken cevabı veririm. sevgiler...

Kadri KANPAK 
 19.11.2010 10:54
Cevap :
Ata bey yorumunda sataşma konusuna değinmemiş. Ancak size katılıyorum. Bazı arkadaşlarımız, kendilerine yapılan sataşmalara ılımlı cevaplar verirken, benim şahsi fikrim haddini aşan yorumlara aynı şekilde cevap verme yönündedir. Daha önce de bunların örneklerini hep birlikte yaşadık. Teşekkürler, sevgiler....  19.11.2010 11:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3212
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster