Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
254
 

Birini tanıdım!

Birini tanıdım!
 

 

Sıcak bir günün gecesi, ne çok yol yapmışım bugün, “hanidiyse!” İzmir’e varmışım…

Dolap beygiri gibi dolandım durdum oysa.

Köy kahvelerinde küçük molalar verdim, ürkek, soran gözlerle bakan kasketli ağabeylere; nereden gelip nereye gittiğimi ve oralarda ne işim olduğunu anlattım, sonu “iyi iyi” diye biten cümleler dinledim…

“ Güzelmiş senin iş” yorumlarına güldüm hatta bir tanesine arabanın anahtarlarını verip “gel hayatları değişelim” dedim, özellikle son aylarda tiksindiğim cep telefonunu hediye etmek için üsteledim.

Eski gazeteleri okudum.

Bir yerde, akasya ağacının altında otururken acaba bu köyde doğup büyüseydim, ne yapardım diye geçirdim içimden…

Köyden bir kızla görücü usulü evlendim, neden sevgilim değilse kız? Niye görücü usulüyse?

Yalınayak gezen çocuklarımız oldu.

Yazları tarlada çalıştık, kış ayları pek keyifli geçti!

Suyu buz, kıvrıla kıvrıla akan derede balık da tuttum, yüzdüm de… Ağılımız, koyunlarımız ve ineklerimiz vardı, çoban oldum bir süre, sabahları tavukları yemledim, isimsiz çoban köpeklerimiz vardı, arkasında uyuduğumuz ekmekli sobamız, bahçede meyve ağaçları, kuyumuz, kerpiç fırın…

Yemeklerimizi, yere serdiğimiz sofra bezinin üzerinde yedik, yeni kalaylanmış sinimizi görecektiniz!

Kar yağarken ava gittik arkadaşlarla, gümede kaldığımız gecelerde yalan hikâyeler anlattık birbirimize…

Sonra telefonum çaldı.

Bir çay içimi sürede uzaklaştığım gerçekliğin tam ortasında buluverdim kendimi…(!)

Gölgesini işgal ettiğim, o şarkılarda açan akasya ağacı ile bile vedalaşamadım…

Unuttum görücü usulü evlendiğim karımı ve yalınayak gezen çocuklarımı…

Çay parasını almadı kahveci, “gene gel” dedi, çökmüş avurtları ve dişsiz ağzı ile gülerken… Kırk yıllık ahbabımdan ayrılır gibi korna çaldım giderken, el salladı adam…

Bir yerde de leylekler kesti önümü, ne korktular ne kaçtılar.

Birini tanıdım.

Yuvası vardı bizim bacada eskiden!

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bugün bunalttıkça, gelecek belirsizleştikçe, daha çok geçmişte ve hayallerde bulacağız kendimizi. Bir an..Hayal de olsa mutluluk hissi ya da en azından mutsuz olmama hissi. Bir yere yetişmek için acele yok. Hata korkusu yok. Cennetin tanımı bu artık. Stresin olmadığı dünya. Artık cennetten şırıl şırıl akan dere beklentisi yok. sevgiler.. Yazılarınızı okuyorum. Çok beğendim. Ben düşünmüşüm, siz yazmışsınız sanki.

MERVE ONUR 
 27.08.2013 8:59
Cevap :
Stresin olmadığı bir dünyadan çok, zaman alsa da çözülebilen problemlerin cirit attığı dünyayı seviyorum. Sıkıntı olmazsa ferahlama da olmuyor… Hepsinin yeri ayrı, elemin de, sevincin de, başa geleni kabullenip çıkış yolları aramaktan keyifli ne var? Teşekkür ederim yazıları okuduğunuz için, selamlar…  28.08.2013 0:05
 

Yaşamın günlük telaşları içinde verilen küçük molaları öyle güzel anlatıyorsunuz ki... İnsan okurken huzur duyuyor. Teşekkürler.

Melek Koç 
 25.07.2013 16:59
Cevap :
Teşekkür ederim, selamlar : )  26.07.2013 1:00
 

Şiir haltetmiş bu yazının yanında...Varol.

Erdal Ceyhan 
 24.07.2013 3:18
Cevap :
Selamlar Erdal Hocam, teşekkür ederim…  24.07.2013 23:56
 

Anahtar 300 D' nin olsaydı bak nasıl alırlardı. O leyleği bilirim göçtü mü seneye gelmez bir daha derler. Saygılarımla.

E Ruhi YALÇIN 
 24.07.2013 1:59
Cevap :
Arabayla işi yoktu adamın, fark etmezdi, saygı bizden : )  24.07.2013 23:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 7729
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1084
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster