Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
4599
 

Bölgesel vekalet savaşının yeni adresi: Belucistan

Bölgesel vekalet savaşının yeni adresi: Belucistan
 

İran ile Pakistan arasında bölünmüş olan Belucistan bir geçiş bölgesi konumundadır.


İran’ın güneydoğusu ve Pakistan’ın batısında yer alan oldukça büyük bir toprak parçası olan Belucistan, siyasal olarak da bu iki ülke arasında bölünmüş durumdadır. Pakistan tarafında kalan Belucistan toprakları, bir eyalet olarak Pakistan topraklarının %44’ünü oluştururken, aynı zamanda bu ülkenin ekonomik olarak en az gelişmiş bölgesidir. Dağlık bir yapıya sahip ve çöllerle kaplanmış olması, bölgenin az gelişmişliğine gerekçe olarak sunulmak istense de, işin içerisinde başkaca faktörlerin de yer aldığı da bilinmektedir. Nitekim 7,9 milyonluk nüfusu ile Pakistan’ın toplam nüfusunun yalnızca %5’ini oluşturan Belucistan’da kimlik tabanlı bir anlaşmazlık da mevcuttur. Bölge halkının önemli bir bölümü Beluci etnik kökeninden gelmektedir ve Afganistan’a sınır olan eyalette önemli bir Taliban etkinliği de görülmektedir. Ekonomik az gelişmişlik ile aşiretlere dayalı toplumsal yapı, etnik ve dinsel ayrılık ile birleştiği noktada Belucistan’ı Pakistan’ın geri kalanından soyutlamaktadır. Tarihsel Belucistan topraklarının batı kısmını oluşturan ve İran topraklarında bulunan kısım ise İran’ın Sistan-Belucistan Eyaleti’dir. Sünni Beluciler ile Şii Sistanilerin yaşadığı Zahedan merkezli bu eyalet, toprak bakımından İran’ın en büyük yönetimsel birimi olmasına karşın yalnızca 2,5 milyonluk bir nüfusa sahiptir.

Görüldüğü üzere, Belucistan, siyasal varlığı iki ülke tarafından parçalanmış, etno-kültürel ve dinsel ayrımcılığa/farklılığa dayalı toplumsal sorunlar ile yaşamak zorunda kalmış ve az gelişmiş büyük bir toprak parçasıdır. Ne var ki, Belucistan çok önemli bir coğrafyada konumlanmıştır. Zira Belucistan’ı çevreleyen Pakistan, İran, Hindistan ve Afganistan gibi bölgeler, Asya’nın uluslararası sistem içerisindeki rolünü ve geleceğini şekillendirecek aktörlerdir. Belucistan’ın en önemli özelliklerinden biri de Umman Denizi’ne ve Hint Okyanusu’na kıyısı olması ve enerji kaynakları ve ulaştırması anlamında çok önemli bir role sahip Hürmüz Boğazı’nı kontrol edebilecek bir bölgede yer almasıdır. Bu bağlamda ele alındığında, bugün ve gelecekte Belucistan topraklarında (özellikle de Pakistan tarafından kalan kısmında) yaşanabilecek toplumsal ya da siyasal çatışmaların ve kimliğe yaslanan taleplerin ardında nelerin olduğunu/olacağını çok yakından izlemek gerekmektedir.

Peki, Belucistan’daki etno-kültürel, bölgesel ve siyasal istemleri kim ya da kimler yönlendirebilir? Bu sorunun yanıtı konjonktüre göre farklılışabilecek olmakla birlikte esas aktörler ortadadır. Her şeyden önce, Pakistan’ın ezeli rakibi olan Hindistan’ın bu bölgedeki ayrılıkçı ya da çatışma yanlısı istemleri Pakistan’ı sıkıştırabilmek ve bu ülkenin kendi istediği yönde hareket edebilmesini sağlayabilmek için kullanmak isteyebileceği ortadadır. Hint Okyanusu ve Umman Denizi’nde kendi denetiminde kalacak bir enerji köprüsü kurmak isteyen ve ayrıca Hürmüz ve Basra’dan Çin’e ulaşacak enerji köprüsünü kontrolü altında tutmayı amaçlayan Hindistan, Belucistan’daki huzursuzluğu kendi çıkarları ve politikaları doğrultusunda manipüle etmesi beklenebilir. Böyle bir manevra Pakistan’ın Hint Okyanusu ve Umman Denizi’ndeki etkinliğini de baskılayabileceği için Hindistan açısından önemlidir.

Hindistan’ın dışında bölge ile ilgili olan bir diğer aktör, Belucistan topraklarının batısını kontrolü altında tutan İran’dır. İran, Belucistan topraklarının tamamında etkin hale gelebilecek bir ayrılıkçı girişimin, kendi topraklarına da yansıyacağını çok iyi bilmektedir. Bu nedenle, İran, özellikle Pakistan topraklarında aktif bir görünüm sergileyen ve ABD tarafından, gerek Pakistan’ı kontrol altında tutabilmek, gerekse de İran’daki Belucileri etkileyebilmek amacıyla kurulduğu iddia edilen, Beluci kimliğine dayalı Sünni örgüt Cundullah’ın eylemlerinden çekinmektedir. İran’ın, kendi topraklarında yer alan Sistan-Belucistan Eyaleti’ne, Hindistan’ın ekonomik yardımları ile kurduğu Çabahar limanı, bu ülkenin Umman Denizi kıyısındaki en önemli limanıdır. Çabahar Limanı, aynı zamanda, Hindistan’ın Pakistan-Çin İşbirliği ile inşa edilen Gwadar Limanı’na vermek istediği bir cevap olarak da görülebilir. Çabahar Limanı’nın inşası ABD’yi oldukça rahatsız etmiştir. İran ile Hindistan’ın yakınlaşması, ABD’nin karşı olduğu bir husustur. Bu çerçevede ele alındığında, Çabahar Limanı açılır açılımaz Cundullah’ın bu şehirde düzenlediği intihar saldırısı daha anlaşılır bir hal almaktadır. ABD, Çabahar özelinde Beluci kimliğini uyandırmak istemiş ve rahatsızlığını Cundullah üzerinden hem İran’a hem de Hindistan’a göstermek istemiş olabilir.

Belucistan, Çin için çok önemlidir. Nitekim Çin, Pakistan’ın Hindistan ile olan ezeli anlaşmazlığına ve Pakistan ile İran arasındaki enerji terminali olabilme konusundaki rekabete eklemlenerek, Pakistan topraklarında yer alan ve İran sınırına 72 km. mesafedeki Gwadar şehrine büyük bir liman yatırımı yapmıştır. Pakistan’ın Karaçi ve Port Kasım’dan sonra açılan üçüncü limanı olan ve Belucistan topraklarında yer alan Gwadar, günde 15 milyon varilin üzerinde petrolün geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kontrol imkânı tanımaktadır. Çin’in sağladığı fonlar, verdiği teknik destek ve hatta sağladığı işçiler ile yapılan Gwadar Limanı, bu ülkenin geliştirdiği İnci Dizisi Stratejisi’nin bir ürünüdür. İnci Dizisi stratejisi uyarınca, Çin, Gwadar limanından başlayacak boru hatlarının Pakistan topraklarından geçirilerek önce Sincan-Uygur Bölgesi’ne, oradan da tüm Çin topraklarına ulaştırılmasını amaçlamaktadır.  Ortadoğu petrolü ve doğalgazına bağımlı olan Çin, bu bölgeden gelen enerji kaynaklarını Hindistan ve ABD tarafından yakından izlenen Hint Okyanusu ve Malakka Boğazı’ndan geçirmektense, Gwadar Limanı’ndan Çin’e ulaşacak boru hatları ile ülkesine taşımak istemektedir. İran-Hindistan işbirliği ile İran topraklarına inşa edilen Çabahar Limanı da Çin ile Pakistan arasındaki Gwadar merkezli stratejik işbirliğine verilmiş bir cevaptır.

Görüldüğü üzere, Belucistan topraklarını enerji ulaştırması anlamında çok değerlidir. Bu nedenle, Çin ile Hindistan arasında bu bölgeyi kontrol edebilme yönünde ciddi bir bölgesel rekabet vardır. Pakistan ve İran ise, bu iki Asya devinin mücadelesine konu olan Belucistan topraklarını siyasal hâkimiyetleri altında tuttukları ve bölgenin sahip olduğu ekonomik potansiyeli kullanmak istedikleri için, rakip projelere eklemlenmişlerdir. Ancak her iki ülke de Belucistan’daki etno-kültürel farklılıklardan ve ekonomik azgelişmişlikten beslenen ayrılıkçı istemlerin farkındadır.

Belucistan ile ilgili olan bir diğer aktör ise ABD’dir. ABD, tarihsel müttefiki olan Pakistan’ın, Çin ile yaptığı işbirliğinden ciddi bir rahatsızlık duymaktadır. Zira ABD, Çin’in enerji bağımlılığı kozundan yararlanabilmek için, bu ülkeyi çevreleyen ve Malakka Boğazı’na egemen olan devletler ile işbirliğini geliştirmeye çalışırken, Pakistan, Çin’e alternatif bir enerji köprüsü kurma konusunda yardımcı olmuştur. Belucistan’daki Cundullah örgütünü İran’a karşı kullandığı belirtilen ABD, bundan sonraki süreçte, bu örgütü Gwadar’daki Çin çıkarlarına yönelik olarak da kullanabilecektir.

Geçtiğimiz günlerde Pakistan tarafında bulunan Belucistan topraklarından İran Sınır Muhafızları’na bir saldırı gerçekleştirilmiş ve bu saldırıda 20 İran askeri ölürken, 6 tanesi de kaçırılmıştır. İran da bu saldırıya karşılık olarak, İran hapishanelerinde tutuklu bulunan Pakistan vatandaşı 15 Beluci’yi idam etmiştir. Saldırıyı Cundullah’a yakın ancak adı duyulmamış bir hücrenin gerçekleştirdiği ifade edilmektedir. Bu saldırıyı, Pakistan-ABD İlişkileri ve Belucistan özelinde değerlendirdiğimizde, ABD’nin Cundullah’ı saldırıya yönlendirerek İran’a mesaj vermeye çalıştığını söyleyebiliriz. ABD, kendisiyle eşit şartlarda masaya oturmak isteyen İran’ı, Beluci ayrılıkçılığı üzerinden uyarmaktadır. Yine Cundullah Meselesini, Pakistan ile İran arasında ciddi bir problem olarak tırmandırarak, iki ülkenin arasını açmak istemektedir. ABD, bu saldırı özelinde, Çabahar Limanı aracılığıyla İran’a yakınlaşan Hindistan’ı bir kez daha uyarmış olmaktadır. İnsansız hava araçları aracılığıyla yapılan saldırılar, Taliban ile müzakere ve Çin ile ilişkiler konusunda kendisiyle anlaşmazlığa sürüklenen Pakistan’ın dikkatini bir kez daha Belucistan Sorunu’na çekmek isteyen ABD, bu saldırıdan yararlanmıştır. Bu saldırının ardından Taliban’ın Pakistan sorumlusu Hekimullah Mesud’u da öldüren ABD, Pakistan’a kendisinden bağımsız hareket edemeyeceğini göstermek istemiştir. İran’a yöneltilen Beluci saldırısı, aynı zamanda, Pakistan’daki Gwadar Limanı’nı kendi enerji stratejisi bağlamında ön plana yerleştiren Çin’e verilmiş bir mesajdır. Bu saldırı aracılığıyla, Belucistan topraklarının hiç güvenli olmadığı ve her an Çin’in Gwadar ve çevresinde yaptığı enerji, ulaştırma ve altyapı yatırımlarına çok ciddi saldırılar gerçekleştirilebileceği kanıtlanmak istenmiş de olabilir.

Belucistan; Çin, Hindistan, ABD ve İran’ın çıkarlarının uyumlaştığı ya da çatıştığı bir bölge olarak dünya gündeminde yer almaktadır. Asya merkezli çıkar çatışması ve mücadelenin, geçici ittifaklar ve kalıcı rekabet ile sürekli olarak konsolide edildiği dikkate alındığında, Orta Asya’nın Hint Okyanusu’na, Hürmüz Boğazı üzerinden Ortadoğu’ya ve hatta, İran üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya açılım noktasında yer alan Belucistan’daki gelişmeler önümüzdeki döneme de damgasını vurabilecektir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 895
Kayıt tarihi
: 26.11.11
 
 

Merhaba adım Göktürk Tüysüzoğlu. 28 Ekim 1984 Giresun doğumluyum.Giresun Üniversitesi İİBF Ulusla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster