Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '14

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
364
 

Bu kış Narsız geçmez

Bu kış Narsız geçmez
 

Nar


Geçtiğimiz 1-3 Kasım 2014  tarihleri arasında Muğla'nın Dalyan İlçesinde bulunan Dalyan Resort Otel'de TUBİTAK 2237 Proje Eğitiminde Eğitmen olarak görevli idim. 3 gün boyunca ikram edilen taze sıkılmış Nar Suyu'nu her halde hayatım boyunca hiç unutamayacağım. Bu yüzden bu haftaki köşe yazımı kışında geldiği şu günlerde Nar'a ayırdım.

Nar, Türkiye'de özellikle Batı ve Güneydoğu bölgelerinde yetişen bir bitki. Haziran ve Temmuz aylarında kırmızı çiçekleri ile açmaya başlıyor ve bizlere muhteşem bir eser olduğunu sunuyor. Yaprakların karşılıklı, kısa saplı ve kırmızı gövdeli olması ayrıca fiziki mucizeliğini de adeta  ispatlıyor...

 Eve yorgun geldiğimizde hazırlayıp içtiğimiz bir bardak Nar suyu yorgunluğumuzu atmaya bire bir. Ya da yoğun iş tempomuz arasında küçük bir kaçamak yapıp içtiğimiz taze sıkılmış bir bardak Nar suyu işimize daha zinde bir şekilde dönmemizi sağlıyor. Fakat, Narı kesmek ayrı bir uzmanlık istiyor, Narı kesme metotlarını şimdiden öğrenin derim.

Kuran’da nar sözcüğü 3 kez geçmektedir; Enam Suresi 99 ve 141, Rahman Suresi 68. Bunların ilk ikisinde nar, Allah’ın yarattığı güzel şeylerin bir örneği olarak verilmiştir, üçüncüsünde ise cennetteki bir meyve olarak anlatılmaktadır. “O, çardaklı, çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” (Enam, 141). “O gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar, üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız; (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı. Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah'ın varlığını gösteren) ibretler vardır.” (Enam,99). “İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.” (Rahman,68)

Bu güzelim meyveyi Peygamber Efendimiz (SAV)’de çok güzel tanımlamış. Diyor ki "Her narda bir damla cennet suyu vardır” ve “Narı içindeki zarı ile beraber yiyiniz, çünkü mideyi temizler". Bu Hadisi Şerife kadar asla nar zarını yememiştim, şimdi nar zarını da azar azar yemeye başladım.

Nar, favori meyvelerimden. Ayrıca, gövde-kök ve dal kabukları ile meyve kabuğu da tıbbi olarak kullanılmaktadır. Narda, serbest radikallere karşı güçlü etkisi olan çeşitli vitaminler, mineraller, enzimler, antioksidanlar var. Narla ilgili literatürü incelendiğimizde kök ve gövde kabuğunun tanen, nişasta ve alkaloitleri (pelletierin); nar meyvesinin kabuğunun ise; tanen, triterpenler ve az miktarda alkaloit Tümü: http://www.turkcebilgi.com/alkaloit içerdiğini görürüz.

Nar ve nar suyunun faydaları saymakla bitmiyor. Müthiş bir enerji içeceği. İyi bir idrar söktürücü, çarpıntıya iyi geldiği de biliniyor,  mideyi kuvvetlendiriyor, kalbi koruyor, kandaki kötü kolesterol olarak nitelendirilen LDL’nin düşmesine yardımcı oluyor ve ayrıca beyin hücrelerinde oluşan hasarı önleyici özelliği de var. İshali kesmeye bire bir ya da kurt düşürmeye de iyi geldiği biliniyor. Ayrıca hipertansiyon hastaları içinde çok önemli bir meyve. Nar suyunun karın çevresindeki yağları azaltmada etkili olduğu da ispatlanmış. Et kısmı ile sıkılıp içilirse, safra söker, pekliği giderir. Nar ağacı kabuğu çok eskiden beri özellikle bağırsak şeritlerine (tenyalara) karşı kullanılır. Yalnız zehirlenmelere yol açabileceğinden dikkatli olunması gerekir. Nar meyvesi kabuğu, ishale karşı (% 15'lik) çay halinde kullanılabilir. Ayrıca yün iplikler, sarımsı renklere boyanabilir. Narın çekirdeği kozmetik sektöründe çok cazip hale gelmiş. Nar çekirdeğinin antioksidan ve kolajen yapımını uyarıcı etkilerinden ötürü hem cilt kanserinden koruyucu hem de güzelleştirici etkisi bulunuyor. Bu sebeple nar çekirdeği yağından yapılan sabun ve cilt bakım ürünleri uzun zamandır ülkemizde olduğu gibi birçok ülkede de oldukça revaçta. Cilt sıkılaştırıcı, kırışıklık giderici ve tazeleyici, pürüzsüz görünüm verme özellikleriyle de nar, kadınların ihmal etmemesi gereken bir meyve olarak dikkat çekiyor.

Burada, Antioksidanlara küçük bir parantez açmak istiyorum. Antioksidanlar; kanserden ve kronik dejeneratif hastalıklardan (yaşlılık ve kaza gibi travmalar sonrası oluşan rahatsızlıklar) koruyan en güçlü silahlardır. Hepimizin kış aylarında taze veya taze sıkılmış olarak yemeyi tercih ettiği nar ve nar çekirdeği; yüksek dozda polifenolik bileşikler, tanen ve antosiyoninler içerirler ki; bu maddeler bilinen en güçlü antioksidanlar. Bunun yanı sıra içerisinde bulunan antisiyanidin, siyanidin, ellajik asit gibi antioksidanlar sayesinde östrojen hormonu sentezlenmesini engelleyerek, göğüs kanseri hücrelerinin üremesine karşı etki gösterdiği yönünde araştırmalar bulunuyor. Ayrıca son zamanlarda nar suyunun prostat kanserinin önlenmesinde doğal bir antioksidan olduğu konusu da gündemde. 100 ml nar suyu, yetişkin bir insanın günlük C vitamini gereksiniminin %16’sını karşılar. Nar suyu ayrıca B vitamini ve potasyum içerir. Çeşitli diyet ürünlerinde nar özü kullanılmaktadır. Çünkü nar özü şeker, kalori ve katkı malzemeleri içermemektedir. Narın kabuğu da sakın atmayın, Nar kabuğundan çay yaprak da afiyetle içebilirsiniz. Çünkü Nar kabuğu içinde bulunan ellagik asit,  meme kanserini önlemede önemli katkı sağlıyor.

Bu bilgilerden sonra, bu kışı Narsız geçirmeyin derim. Ne dersiniz?...

Kaynaklar

1- http://tr.wikipedia.org/wiki/Nar

2- http://www.milliyet.com.tr/narin-kabugu-suyundan-daha-sifali-kisiselbeslenmediyet-1957808/

3- http://www.sabah.com.tr/fotohaber/saglik/nar-ve-nar-suyunun-faydalari

 

Sündüs Akkaya bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 199
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 192
Kayıt tarihi
: 12.12.13
 
 

Prof. Dr. Hamdi Temel, 1966 yılında Sorgun'da doğdu, İlk ve orta öğretimini Sorgun'da tamamladı v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster