Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '13

 
Kategori
Yetenekler
Okunma Sayısı
148
 

Bütün dünya "adam" arıyor.

Bütün dünya "adam" arıyor.
 

Adam, pastanın içinde değil elbet! (Foto:A.AK)


 İnisiyatif, yanlış yazılma etkisi ya da baskısı altında kalan kelimelerden biridir. Daha çok “insiyatif” olarak yazılır ama doğrusu “inisiyatif” olanıdır.

“Öncecilik, üstünlük” kelimeleriyle karşılamaya zorlasak bile “karar verme yetkisi” anlamına gelen, “gerekli kararları almayı bilen kişinin niteliği” olarak da tanımlanan İNİSİYATİF yaşamımızın ne kadar içindedir?

Yazımda asıl anlatmak istediğim bu değil tabii ki!

Karar verme yetkimizin elimizden gittiği, güncel yaşamda karşı karşıya kaldığımız durumlardır elbet bizi huzursuz eden…

Çağımız çekingenlik devri değil, girişkenlik çağıdır. Cesaretle ileri atılmak, girişmek, müteşebbis olmak, inisiyatif kullanmak çağın gereği olmuştur.
Ölçüyü kaçırmayan; geleceği önceden görebilen ve sınırı doğru çizmeyi bilen, düşünme gücünü kullanan inisiyatif sahipleri, ölçülü olmasını ve sınırda durmasını da bilirler...
     *  
Sözlerini ve davranışlarını zekâsının kontrolüne alan girişkenler, üstlendikleri görevi daha rahat ve kolaylıkla yaparlar. Kimseyi sıkmadan, üzmeden işlerini takip eder ve başarıya ulaşırlar. Zekâ, kişinin gerek sorunları çözerken, gerek çevreye uyum sağlarken var olan tüm yetenek ve becerilerini kullanması ile ortaya çıkan düzeydir.
Günlük yaşamda zekâ, genelde tek bir yetenek veya becerinin sivrilmesi biçiminde anlaşılır. Bu hatalı bir düşüncedir. Çünkü zekâ; algılama, öğrenme, düşünme gibi pek çok yetenek ve becerinin birlikte kullanımı ile kendini gösterir.
     

Azmeden ve aklını kullanan inisiyatif sahipleri, yüklendikleri görevi zor da olsa, imkânsız da sanılsa başarıyla yürütür ve yüz akı ile sonuca varırlar.

Bunlar, az sözden çok şey anlarlar. Eksik bulduklarını kendi yargı güçleriyle tamamlarlar. Araştırırlar, incelerler. Kendi yollarını kendileri bulurlar. Yol üzerindeki engelleri aşar ve istenilen yere ulaşırlar.
     *
İnisiyatif sahibi olmaya örnek olarak verilen GARCIA'YA MEKTUP klasiği dikkate değer:  

Bu, eski bir mektup hikâyesidir. Her ülkede ve her devirde, günlük gazetelerin ve dergilerin fıkra yazarlarına konu olmuştur. 1898 yılında, Amerika - İspanya savaşı başlayınca, İspanya sömürgesi olan KÜBA milliyetçileri bunu fırsat bilerek isyan ederler. O günkü Amerika Başkanı Mc Kinley, isyan eden halkın lideri General GARCIA ile temas kurarak ona yardımcı olmak ister. Fakat Garcia, Küba'nın dağlarından birine sığınmıştır, yerini bilen yoktur.
     Amerika Başkanı, çok önemli bir mektubu Garcia'ya ulaştırmak kararındadır.
     Mektubu götürecek gözü pek birini arar.
     Fakat Başkan ilk gelenleri kovar.
     Çünkü bunlar; "Acaba kendisini nerede buluruz? Ne yoldan götürelim?" gibi sorularla bilgi almak isterler.
     Oysa yerini Başkan da bilmemektedir.
     Sormadan görevi yüklenecek yetenekli birine ihtiyaç vardır...
     Nihayet, Yüzbaşı Rovan'ı gönderirler. (Çavuş Rovan diye yazanlar da vardır.)
     Başkan, Rovan'a: "Al bu gizli mektubu, Küba'ya götürüp Garcia'ya ver!" der.
     Rovan, "Başüstüne" diyerek mektubu alır, bir keseye kor ve kalbinin üstüne yerleştirir.
     Mektubun nereye gideceğini ve nasıl gideceğini sormadan almış ve götürmüştür. Görevi verene bir şey sormamıştır. Fakat görevi yapmaya kararlı olarak yollara düşmüştür.
     Sormamıştır ama elbette kendi kendine düşünmüştür. Kendi inisiyatifiyle araştırmış, sorup soruşturmuş, bilgi toplamış, gideceği yolu kestirmiştir.
     Yolu üzerindeki engelleri göğüslemiştir...
     Rovan, ne yapmış etmiş, Küba dağlarında, ormanlık alanda gizlenen ihtilalcileri bulmuş ve mektubu Garcia'ya vermiştir.
     Olay basit fakat anlamı geniş ve derindir.
     Hikâyeyi anlatan ELBERT HUBBARD önemli yorumlar yapmaktadır. Bizim eğitim bilimcilerimiz de konuya yorumlar getirmişlerdir:
     Çok önemli bir mektup alınıyor, götürülüyor, ihtilalcilerin liderine veriliyor.
     Ancak, nerede bulunacağı ve nasıl gidileceği söylenmiyor.
     Kendi inisiyatifi ile bir çıkış yolu bulan görevli, tek başına yollara düşüyor. Sahillere yanaşıyor, dağlara tırmanıyor, ormanlarda dolaşıyor, güçlüklere karşı koyuyor...
     Aradığını buluyor ve görevini yapıyor...
     Bu, öyle kolay olmamıştır. Sızlanmadan ve şikâyet etmeden görevi kabullenmiş, kendine güvenmiş, aklını kullanmış, zorluklara katlanmış ve sonunda başarıya ulaşmıştır.
     *
     Bugün bütün dünya, Garcia'ya mektup götürecek insanları arıyor...

Garcia'ya mektubu anlatan yazar Elbert Hubbard'ın makalesi New York'ta milyonlarca basılarak herkese dağıtılmıştır. Rus-Japon savaşı sırasında, makale Rusçaya çevrilmiş ve cepheye giden her askere birer nüsha verilmiştir. Japonlar, bu makaleyi Rus askerlerinin üzerinde bularak okumuşlar, faydalı olduğuna inanarak tercüme etmişler, bastırarak çoğaltmışlar, sivil ve asker bütün yurttaşlarına dağıtmışlar.
     Amaç basit:
     Garcia'ya mektup götürecek adamı yetiştirmek...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli Ahmet AK :Rovan Komutanına sadakatle bağlıydı,yeri hiç merak etmedi,başa gelecek cefaları hiç düşünmedi. Verilen bu görevi onuruyla ifa etmek üzere yollara düştü.Sonuç görev ifa edilmişti.Mevcut bağ ve bahçede bu Bağban ile,bu nebat ile Gorcia'ya mektup gönderecek meyveli ağaç yetiştirilemez.Hani Hoca üç öğrencisini çağırır.Aynı Salatalığı üç parça eder birine bir dilim verir öğrenci yüzünü eksi edip hocam çok acı yiyemem,ikinci yine hocam acıdır ben bunu yiyemem,deyince üçüncü salatalık dilimini bir lokmada bitirir.Hoca sorar ne yüzünü eki ettin, nede acıdır dedi.Hocam ben sizin yüzünüzü seyrediyordum, ağzınızdan çıkan sözleri dinliyordum.salatalığın acı yada tatlı olup olmadığını hiç düşünmedim..Bilene bir,bilmeyene havil, havil...Selam ve saygılar sunuyorum.( Notlar yüksek olsun)

Mehmet Burakgazi 
 29.01.2013 10:54
Cevap :
Sevgili BURAKGAZİ, yorumunuz için teşekkür ederim. Güzel bir "anekdot" aktarmışsınız, dersimizi aldık, sağolun, varolun... Notlar "yüksek" merak etmeyin. Sizi seviyoruz. Saygılarımla. A.AK  29.01.2013 14:30
 

Ahmet Bey, çok ilgi ile, severek okudum. Çok haklısınız. Teşekkürlerimle,

DuyguCan 
 28.01.2013 11:03
Cevap :
İlginize teşekkür ederim. "DuyguCan" ifadesi çok şeyler anlatıyor. Ben de yaklaşımınızı "beğendim", yazıma değer kattınız. Syg, svg, slm... A.AK   28.01.2013 14:24
 

Ahmet Bey, Sevdiğim metin GARCİA'YA MEKTUP...Eski Ortaokul 3.Sınıf kitabında yer almaktadır. Zaman zaman sindirerek okurum ve yönlendirme de yaparım. Hatta DÜŞÜNCEMİZ SİZİNLE adlı kitabımın 94. sayfasında GÖREVDE KALİTE başlığında sundum. Karar verme yetisi ile sorumluluk bilinci bir arada başarıyı getirmektedir. Günümüzde böylesi adamları mumla arasak bile bulunması olanaksız.Hatta bir süre önce İst-Bahçelievlerde Tekstil üretimi yapan bir öğrencimin yanında bir saat kadar oturdum. Oradaki olumsuzluğu saptadım ve internetten bu mektubu buldum. Yazdırıp tüm çalışanlarına ulaştırmasını tavsiye ettim. Çağırıp boylu boslu, alımlı mı alımlı bir bayana görev verildi. Uzun süre bekledim çıktı gelmedi. Oradan ayrıldım. Bir telefon konuşmasında bunu sordum. Hala gelmediğini söyledi... Şaştım doğrusu! Gerek resmi kurumlarda ve gerekse özel sektörde işleyişin bu tarzda olduğunu gördüm!Mektubu götürecek insanlara gereksinim var. Yazmakla iyi etmişsiniz.Okuyup nasiplenen olur mu...Sizi kutlarım!

Muhsin DURUCAN 
 27.01.2013 19:46
Cevap :
Teşekkür ederim, Sevgili Öğretmenim; gerçekten oldukça duyarlısınız. Sanırım frekanslarımız birbirine çok yakın "Mega Hertz" düzeyinde... Ne güzel! Saygılarımla. A.AK   27.01.2013 20:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 276
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1018
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster