Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '15

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
622
 

Çaresizliği öğrenen kadınlar!

Çaresizliği öğrenen kadınlar!
 

görsel İnternetten alınmıştır.


Öncelikle öğrenilmiş çaresizliğin tanımını yapalım;

Öğrenilmiş çaresizlikte pasiflik söz konusudur. Ayrıca öğrenilmiş çaresizlik içerisinde olan birinde, pekiştireç ve cezadan kaçmaya isteksizlik vardır. Aslında bir nevi depresyon olarak algılanan öğrenilmiş çaresizlik, bunalımdaki insanların çaresizliği öğrenmesi sonucu meydana gelmektedir.(vikipedi)

Kadın ve erkek, birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki varlık. Yaradan iki farklı cinse de öyle özellikler vermiş ki mıknatıs gibi çekiyor birbirini ve bu birliktelik sürsün diye aşk denilen duygu yükü ile bağlanıyorlar. Bunun sonucunda aile dediğimiz kurum oluşuyor ve insanoğlunun nesli böylelikle devam edip gidiyor. Kadın ve erkek aralarında ki aşkı, saygıyı, tutkuyu, sadakati sürdürebildikleri sürece çocukları ile birlikte mutlu bir aile örneği sergiliyorlar, gerisi sağlık.

Buraya kadar her şey güzel, ama çevremizi iyi gözlemlediğimizde, yaşantısı hiç iç açıcı olmayan, mutsuz birçok aile (özellikle kadın) görüyoruz. Bu ailelerden bir kısmı özellikle (boşanabilecekken) çocukları varsa onların geleceği açısından ilişkilerini devam ettirme yolunu seçerken, bir kısmı da boşanarak birlikteliklerini sonlandırıyorlar. Bir kısım da var ki (bana göre çoğunluk bu gurupta) istese de ayrılamıyor (kadınlar). İşte anlatmak istediğim konu da burada başlıyor.

TÜİK verilerine göre, ülkemizde çalışan kadınların sayısı erkeklere oranla çok düşük, eğitimde de aynı şekilde, eğitim hayatına devam eden kadın sayısı erkeklere oranla çok düşük. Ve tabii evlilik yaşı, daha çocukluğunu bile yaşayamayan, hayatın h’sini bile öğrenememiş kız çocukları küçücük yaşlarda evlendiriliyorlar.

Peki, bu durum toplumsal yapıya nasıl yansıyor. Bununla ilgili sayfalarca açıklama yapılabilir fakat benim burada değinmek istediğim asıl konu, eğitim seviyesi düşük ve çalışmayan kadınların, aile içi baskıya ve suistimale daha çok maruz kalmaları. Burada erkek, değerlerine bağlı, eşine karşı sorumluluklarını bilen ve yerine getiren, sevgi, saygı ve sadakatini eksik etmeyen biriyse sorun yok.

Maalesef ki kadın(anne), bu eksikliğini bildiği için, eşinin onu aldatmasına, fiziksel ve psikolojik şiddet uygulamasına, kadınlık gururunu incitmesine, baskı altına almasına tepki gösterse de bunu kabullenmek zorunda kalıyor. Hele ki çocuğu da varsa daha çok katlanıyor, çocuğunu yetiştirmek onu hayata bağlayan tek bağ oluyor.

Kadın birey bu duruma neden katlanmak zorunda kalıyor;

- Ayrılıp baba evine dönmek (varsa) toplumda hoş karşılanmadığı için korkuyor. (hele ki anne-babası desteklemiyorsa)

- Hiç çalışmadığı için ayrılıp kendi ayakları üzerinde duramayacağını bildiği için, hayattan korkuyor.(hele ki yaşı ilerlemişse)

- Çocukları varsa onlardan ayrılmak istemiyor(onu bu hayata bağlayan tek bağın bu olduğunu belirtmiştik). Çocuklarıyla birlikte ayrılsa onlara bakamamaktan korkuyor.

- Ayrılırsa, kendini erkek egemen bir toplumda güvende hissetmiyor. Mutsuz da olsa evinde kalmanın güven ihtiyacını karşılayacağını düşünüyor.

Ve sonuç;

Mutsuz, huzursuz, korkan, hayata dair hiçbir beklentisi olmayan, baskı ve şiddetten sinmiş, insanlara güveni kalmayan, kadınlıklarını bile yaşayamayan ve bu dünya hayatının artık bir an önce son bulmasını isteyen bireyler. Çaresizliği öğrenen kadınlar, her ne kadar yüzlerini gülerken görseniz bile.

Eminim ki sizde, bu durumda olan etrafınızda birçok aile görüyorsunuzdur. Bu sorun maalesef ülkemizin kanayan bir yarası ve kanamaya devam ediyor.

Peki, bu kadınlara bunu yaşatanlar, bunun hangi dini ve toplumsal dayanağı olabilir, bu yapılan hangi insani değerle açıklanabilir ve hangi vicdan bunu kabul edebilir.

EY! Anneler ve Babalar;

Kız çocuklarımızın bu durumlara düşmemesi için, onların eğitim hayatlarına mani olmayalım, küçük yaşlarda evlendirmeyelim, onların hayata korku ile bakmalarına mani olalım. Ülkemizin geleceğini eğitimli, kendine güveni yüksek kadın ve erkeklerden oluşan ailelere teslim edelim.

Hiç bir kızımız çaresizliği öğrenmek zorunda kalmasın.

Herkese saygılarımı sunarım.

 

09.10.2015 / Özkan SARI

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Acı gerçeğimiz, emeğinize sağlık selamlar

Cemile Torun 
 05.09.2018 22:40
Cevap :
Haklısınız acı gerçeğimiz fakat asıl acı olan ise değişen bir şeyin olmaması. Bir başak boyu yol alamıyoruz. Teşekkürler...  06.09.2018 9:31
 

Evet, "Hiçbir kızımız çaresizliği öğrenmek zorunda kalmasın"

Kerim Korkut 
 03.11.2016 15:11
Cevap :
İnşallah Kerim Bey fakat içinde bulunduğumuz toplum yapısıyla çok zor...Saygı ve sevgi ile...  04.11.2016 12:55
 

Çok güzel bir yazı gerçekten çok beğendim.

Kerim Korkut 
 18.09.2016 21:22
Cevap :
Teşekkürler Kerim Bey değerli yorumunuz için.  19.09.2016 14:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 336
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2800
Kayıt tarihi
: 05.09.15
 
 

Kalın Sağlıcakla... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster