Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Uzman Klinik Psikolog İpek Gökozan

http://blog.milliyet.com.tr/ipekgokozan

11 Ekim '16

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
 

Çocukların beden dili bize ne ifade ediyor?

Çocukların beden dili bize ne ifade ediyor?
 

Mimikler ve yüz ifadeleri, bir bebeğin doğumdan itibaren gözlemlenebilen en kıymetli iletişim araçlarından bir tanesidir. Dil becerisi henüz gelişmemiş olan bir bebeğin ihtiyaçlarını ve duygularını aktarabilmesi için tek yolu çıkardığı sesler, yüz ifadeleri ve vücut hareketleridir. Bu hareketleri iyi gözlemleyip doğru yorumlayabilmek, bebeğe hem psikolojik hem de fiziksel olarak en uygun bakımı vermemize yardımcı olur. Yaş büyüdükçe ve dil becerisi geliştikçe, çocuğun mimiklerinde ve beden dilinde çeşitlenmeler olduğunu görmekteyiz. Kimi zaman çocuklar bizlere yüz ifadeleri ve beden diliyle sözel olarak aktaramadıkları pek çok şey anlatırlar. Anne ve babaların, çocuklarının mimiklerini ve diğer bedensel dillerini tıpkı bir alt yazı okur gibi okumaları iyi bir iletişim için çok önemlidir. Bebeklerde ve çocuklar sıklıkla gördüğümüz yüz ifadeleri şunlardır:

 

Gülümseme: Bir bebek anne karnındayken gülümsemeye başlar. Bebek ilk doğduğu haftalarda annesine veya babasına gülümser; fakat bu gülücükler bizim düşündüğümüz gibi mutluluk ifadesi değil, yalnızca reflekstir. Bir bebeğin gerçekten mutlu olduğu için gülmesi, onun gelişimi hakkında bize pek çok bilgi verir. Mutluluğunu ve rahatlığını belli etmek için gülümseyen bir bebeğin görme becerileri artık gelişmiş ve annesini artık tanıyabiliyor demektir. Beyin gelişimi artık iletişim kurmak için hazırdır. Doğumdan sonraki 6-8. haftadan itibaren refleks gülümsemeleri yerini mutluluk gülümsemelerine bırakır. Bebeğiniz size gülümsüyorsa rahatı yerinde, karnı doymuş, fiziksel olarak bir sıkıntısı yok ve sizinle iletişime geçiyor demektir. Bebek kendini rahatsız hissettiği zaman yüzündeki gülümseme yok olur. Yaş büyüdükçe, iletişim becerileri artacağından dolayı, gülümseme mutluluk ile doğru orantılı olarak artmaya başlar. Bir çocuk ne kadar mutluysa, o kadar çok gülümser. Gülümseyen bir bebeğe aynı şekilde karşılık vermek, ona sarılmak, güzel sözler söylemek, okşamak, oyun oynamak gibi davranışlar ebeveyn çocuk arasındaki bağı güçlendirir ve gülümseme davranışının artarak devam etmesine yardımcı olur.

 

Kaşları çatma: Kaşların çatılması ve ardından ağlamanın gelmesi mutsuzluğun ve rahatsızlığın göstergesidir. Bebekler henüz konuşamazken sıkıntılarını kaşlarını çatarak ifade ederler. Fiziksel olarak bir sıkıntıları varsa, genellikle mutsuz yüz ifadesini bağırarak ağlama takip eder. Yaş büyüdükçe, kaşların çatılması öfkenin ve isteklerinin yerine gelmemesinden ötürü duyduğu olumsuz duygulara işarettir. Küçük bebeklerde kaşlar çatıldığı zaman bakım veren kişinin önce fiziksel rahatsızlığın olup olmadığına bakması (örneğin gaz şikâyeti, bez değişimi, açlık, üşüme, terleme gibi) daha uygun olabilir. Yaş büyüdükçe öfkelenen çocukla konuşmak, öfkesini anladığımızı ve hafife almadığımızı belli etmek gerekir. Şayet çocuk öfkelendiği zaman sırf sakinleşsin diye her istediğini yerine getirirsek, sınır koymakta zorlanan anne-baba tutumlarına davet çıkarmış oluruz.

 

Çığlık atma: Genellikle korkunun bir işaretidir. Korkan bir çocuğun yüzünün rengi solabilir, nefes alış verişleri hızlanabilir, gözlerini kocaman açıp ağlamaya başlayabilir. Küçük bebeklerde korkan bir bebeği kucağa alıp sakinleştirmek, güvende olduğunu belli etmek onu rahatlatır.

 

Dudakları büzme: Bebeklerde bir ihtiyacın olduğuna işarettir. Bebeğiniz sıkılmış, kendini ortamda yabancı hissetmiş veya sizden ilgi bekliyor olabilir. Küçük çocukların odaklanma süreleri kısa olduğu için kolay sıkılmaları normaldir. Sabır göstererek onunla değişik oyunlar oynamak iyi bir fikir olabilir.

 

Gözleri kocaman açma: Merak belirtisi olabilir. Yeni bir şey gören bir bebek gözlerini kocaman açar, uzunca o kişiye veya nesneye bakar ve anlamlandırmaya çalışır. Gözlerin kocaman açılması aynı zamanda korkunun da işareti olabilir. Korkan bir çocuk gözlerini daha büyük açar ve kaskatı kesilir.  Eğer bebeğiniz bir şeyi veya kimseyi merak ettiği için gözlerini kocaman açıyorsa, o uyarıcı ile zaman geçirmesine izin verin. Örneğin merak ettiği şey bir oyuncaksa, eline verin ve onunla oynamasını keyifle izleyin. Eğer bir çocuk korktuğu için gözlerini açıyorsa, onu sakinleştirin ve yanınızda güvende olduğu mesajını verin. Çocuğun korku duygusunu hafife almayın. Neyden korktuğunu anlatmasına izin verin, onu ilgiyle dinleyin. Anlaşılmadığını hisseden çocuk sakinleşmekte zorlanır ve sizden gitgide uzaklaşır.

 

Bedeni geri çekme: Bebeklerde bedeni ve kafayı geri çekme veya çevirme davranışı sıklıkla istemediği bir şeyi zorla kendisine yaptırılıyor hissine kapıldığı zaman olur. Örneğin zorla yemek yedirilen veya zorla sandalyeye oturtulan çocuk kendini geri çeker, kafasını başka yöne çevirir veya kıpırdanmaya başlar. Sıkılmaya başlamanın da bir habercisi olabilir. Bu tip durumlarda anne ve babaların çocuğu zorlamamaları uygun olacaktır. Unutmayalım ki; zorla yaptırılan hiçbir davranış alışkanlığa dönüşmez.

 

Sarılma: Sevginin göstergesidir. Bir çocuk, yanında kendini rahat ve huzurlu hissettiği kişiye sarılır, başını omzuna koyar, hatta elini diğer yetişkinin sırtına koyarak yavaşça vurma hareketi yapar. Anne-baba ve çocuk üçlüsü mümkün olduğu kadar çok sarılmalı ve sevgilerini göstermeli. Fazla sevgiden zarar gelmez.

 

Fazla mimik kullanmanın zararı var mıdır? Fazla mimik kullanarak kendini ifade etmek çocuğun sözlü iletişimini azaltır mı?

 

Fazla mimik, yüz ifadesi veya beden dilini kullanmanın zararı yoktur. Hatta aksine, çocuk için ifade özgürlüğü sağlar. Her bireyin duygu ve düşüncelerini aktarırken seçtiği farklı yollar vardır. Kimileri sadece konuşarak, kimileri ise az konuşup bolca beden dili ile duygularını aktarmayı seçer. Hatta bir örnek verirsek, genelde yüz ifadesi ve mimik kullanmayan insanlar toplumda tabiri caizse “soğuk” kişiler olarak adlandırılırlar. Kuzey ülkelerindeki insanlar yetişme tarzı ve kültürel olarak çok az mimik ve jest kullanırlar ve soğuk insanlar olarak algılanırlar. Bizim toplumuzda ise sıcaklığın ve samimiyetin göstergesi mimikler ve beden dilidir. Bütün bunlara ek olarak, eğer çocuğunuz hiç mimik yapmıyorsa dikkat, bu durum gelişimsel bir sorunun habercisi olabilir.

 

Mimik ve beden diline göre çocuğun isteklerini veya psikolojisini yorumlamaya çalışmak doğru mu? Mimikler veya beden dili yanıltıcı olamaz mı?

 

Aslında beden dili ve mimikler, bir çocuğun ruh halini ve iç dünyasını yorumlamak için bize şahane ipuçları verir.  Örneğin mutsuz olan bir yetişkin mutsuzluğunu beden dili ile aktarırken daha sessiz ve içe kapanık olmayı seçerken, çocuklarda mutsuzluk kendini huysuzluk ve öfke ile gösterebilir. Bu nedenle, bedensel ipuçlarını iyi okumak ve yüz ifadelerini dikkatlice incelemek çocuğun duygu dünyasını anlamamız için önemlidir. Sözler yanıltıcı olabilir, ama beden yalan söylemez.

 

Mimikleri çok sık kullanmak tiklere yol açar mı?

 

Tikler aniden ve istemsizce ortaya çıkan, tekrar eden ve kontrol edilemeyen sesler veya davranışlardır. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, tikler nörolojik ve psikolojik kökenli olmak üzere ikiye ayrılıyor. Organik kökenli tikler doğuştan beynin gelişimiyle ilgili olarak ortaya çıkıyor. Psikolojik kökenlilerin ise stres faktörü ile tetiklendiği gözlemleniyor. Sıkça mimik kullanmanın tiklere yol açtığına dair bir bilgi henüz yok.

 

Mimikler içgüdüsel midir yoksa çocuk bunları modelleyerek mi öğrenir?

 

Yüz ifadelerinin genetik kökenli olduğunu savunan bazı araştırmalar söz konusu. Bir araştırmaya göre, doğuştan görme engeli olan bireylerin de tıpkı görme yetisi olan bireyler gibi mutsuzluk, kızgınlık, korku gibi yüz ifadelerini gösteriyor. Bu da; yüz ifadelerinin ve mimiklerinin doğuştan geldiğini bizlere anlatıyor. Ancak şu da yadsınamayacak bir gerçektir ki; anne ve babası çokça mimik ve jest kullanan çocukların kendileri de iletişimde daha sık beden dili ve mimik kullanıyorlar. Burada modellemenin payını da unutmamak gerekir.

 

Çocuğa mimik ve beden dilini doğru kullanması öğretilebilir mi?

 

Elbette öğretilebilir. Çocuk anne ve babasını, sosyal çevresindeki kişileri ve örnek aldığı diğer yetişkinleri gözlemleyerek beden dilini ve mimiklerini uygun bir şekilde kullanmayı öğrenir. Örneğin bir cenazede gülünmeyeceğini çocuk çevresini gözlemleyerek öğrenir. Çocuklarda beden dilinin kullanımı ve duyguların yüz ifadesi yoluyla doğru aktarımı için psikodrama biz uzmanların tavsiye ettiği bir daldır.  

Yazar: Uzmank Klinik Psikolog İpek Gökozan,Madalyon Psikiyatri Merkezi

www.ipekgokozan.com

SİZ ve ben bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 268
Kayıt tarihi
: 02.04.15
 
 

Koç Üniversitesi İşletme ve Psikoloji Bölümleri'nden eş zamanlı olarak %100 başarı bursu ile mezu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster