Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
783
 

Çok partili değil çok sesli sistem

Çok partili değil çok sesli sistem
 

Erbakan hoca hedef gösteriyor


Siyaset bilimcisi değilim. Politikadan ve siyasetten de nefret ederim. İnsanların dobra dobra olmalarından yanayım. Ama günümüzde, yalnız günümüzde değil, bütün devirlerde ve bütün ülkelerde; siyasi ve politik yönlerden insanların nasıl kullanıldıklarına bakıyorum da; buna bir çare bulunmasının lazım olduğunu düşünüyorum.

Ülkemizde uygulanan çok partili sistemde; her parti çeşitli yöntemlerle, oy toplamak için çeşitli yollara başvuruyor.

Bunların en başında da dinin siyasete alet edilmesi geliyor. Erbakan Hocanın ve çıraklarının yaptıkları gibi.

Erbakan hoca ile çırakları bunu resmen yapmakta.

Bir de gizli yapanlar var. Adnan Menderes’in Arapça ezanı getirmesi ve Süleyman Demirel’in imam hatip okullarını çoğaltması gibi.

Askerleri buna dâhil etmiyorum. Onlar partili değil.

Vurgulamak istediğim çok partili sistemin sakatlıkları.

Çok partili sistemde partinin başına geçen liderler; öncelikle hitabet ve ikna kabiliyeti yüksek olan kişilerden oluşuyor. Bilgisi ve deneyimi önemli değil.

Bu lider: Sultası altında bulundurduklarının omzuna basarak; yükseliyor, itibar görüyor, alkışlanıyor ve onların destekleri ile bir yerlere ulaşıyor.

Eğer ulaştığı bu yerde; şakşakçısı ve destekçisi çoksa; artık onun astığı astık kestiği kestiktir. Kimse sözünden çıkamaz ve onun düşüncesinin aksine bir söz söyleyemez.

Zaten bu şakşakçı ve destekçilerin çoğu: Çevresinde laf ebeliğiyle tanınmış, şahsi çıkarlarından başka hiç bir şeyi düşünmeyen hırslı kişilerdir.

Liderin ya da lider çevresindeki birkaç kişinin gözüne girip, milletvekili olabilmek için, listenin baş taraflarında yer alabilme sevdasındadırlar.

Eğer bu amaçlarına ulaşabilmişlerse liderin sözünden dışarı çıkma cesareti gösteremezler.

Bunların çoğu parmak kaldırıcıdır. Görevleri odur. Bu nedenle mecliste milletin istekleri değil liderin istekleri yerine getirilir. Çünkü grup kararı vardır. Bu Milletvekilleri kendi hür iradesiyle değil; grup kararına göre konuşur, grup kararına göre oy kullanır. Yani parmak kaldırır. Buna da demokrasi denir.

Düşündüğüm demokrasi bu değil.

Düşündüğüm demokrasi: Seçmenlerin; liderin seçtiklerine değil, kendi tanıdığı ve güvendiği kişileri seçebilmesine ve bu kişilerin mecliste hür iradeleriyle konuşabilmelerine olanak sağlayan bir demokrasidir.

Bu nasıl sağlanır?

Siyaset bilimcisi olmadığımı söyledim. Ama benim düşünceme göre şu şekilde bir sistem uygulanabilir.

Bu günkü sistemde; illerin nüfuslarına göre çıkaracakları milletvekili sayısı bellidir. Büyük şehirler de; bölgelere ayrılmıştır. Her bölgenin çıkaracağı Milletvekili sayısı da bellidir.

Her bölgede, en az beş yıldır yaşamakta olan ve o bölgeden milletvekili olmak isteyen aday adayları; O bölgede hükümet onayı ile kurulmuş, resmi sıfatlı, muhtar, aza, sivil toplum kuruluşları ve saygın kişilerden oluşan bir komisyona başvuruda bulunur.

Bu komisyon; o kişinin özgeçmişini araştırır. Sabıkalı mıdır, değil midir? Ahlaklı mıdır? Milletvekili olmasına mani bir hali var mıdır? Milletvekili olarak bölgeye yararlı olabilecek midir? Bu konuları inceler. Uygunsa; aday olmasına onay verir.

Bu adaylar; yerel seçimlerde olduğu gibi, kendilerini tanıtmak için broşür bastırır, Mülki amirlerin gösterdiği yerlerde ve saatlerde konuşmalarını yapar ve seçimden önce, kendi özgeçmişini içeren, önceden belirlenmiş ölçüde, fotoğraflı küçük bir afişi seçim sandıklarının bulunduğu yerlerde belirlenmiş yerlere asar.

Seçmen oy vermek için gediğinde o afişlere bakar, içlerinden tanıdığı ve güvendiği kişiler varsa; onların oy pusulalarını alıp mühürleyerek sandığa atar. Tanıdığı yoksa resmine bakarak veya, ya şundadır ya şunda diyerek seçimini yapar.

Böylece parti liderinin seçtiklerine değil, kendi seçtiğine oy vermiş olur.

Oylar sayıldıktan sonra da; o bölgeden çıkacak sayıdaki milletvekili en yüksek oy alanlardan seçilerek meclise gönderilir.

Bu milletvekilleri de hiç kimsenin etkisi altında kalmaksızın, mecliste kendi hür iradesiyle konuşur. Çok seslilik budur.

Ve gene kendi hür iradesiyle oyunu kullanarak çoğunluğun dediğine boyun eğer. Demokrasi budur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önerileriniz çok güzel. Tartışılıp geliştirilebilirde.Ancak benim sorum şu: Devletin tepesi hazineden geçinenler tarafından işgal edilmişken böyle bir uygulamaya o zevat izin verirmi? Saygılar...

izmirli doksanyedi 
 15.07.2008 13:34
Cevap :
Yalnız Devletin tepesi değil Sayın Tamtürk esas mesele onları omuzlarına bastırarak yükselten, parmak kaldırıcılarda. Böyle bir uygulama için ikinci bir Atatürk gerek. Yorumunuz için teşekkürler.  16.07.2008 10:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 104
Toplam yorum
: 334
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 706
Kayıt tarihi
: 11.04.07
 
 

6 Mayıs 1927 Simav doğumlu, İstanbul Yıldız Teknik Okulu’nun ( Bu günkü Yıldız Üniversitesi) son sın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster