Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
602
 

Çömlek patladı

Çömlek patladı
 

SOKAKLAR YAŞARDI GECELERİDE


Kaçılamayan, kaçılamayacak paradoksların dünyasından yükselen, kulakları patlatan kelimelerin avaz avaz sessizliğinde, bana ait kelimelerin tıkırtılar çıkardığını anladığımda etrafa verdiğim rahatlıktan dolayı kendimden özür diliyorum.

Neydi bu kaçamadığımız aslında kaçamayacağımız, kaçmak istemediğimiz çelişkiler kumkumaları, mesela normali şudur dimi; Leylek hakan göründüğünde, uzun bacaklarının, takılan adına yakışan sülietlerini gezindirirken mahallenin sokak lambasının altında, elinde salçalı ekmek dilimini iştahla yemeye başlayan, yürürkende cebinde o gün üttüğü misketlerin çıkardığı şıngırtıyla günlük misket ticaretini büyük karla kapatmış olmanın masum mutluluğu ile gelen osmanın görünmesi İle sokağa süzülmenin zamanı gelmişti onun için.

Yine her akşam, aynı tehlikeyi taşıyan evden sokağa çıkma serüveni için, yeni bir defalarca tekrarlanan senaryoyu yazmaya çoktan başlamıştı tertemiz zihninde, en güvendiği şey minicik tecrübesiydi. Pencereden kafasını çıkarıp tamam geliyorum mithat, zagor un bende getiriyorum bekle cümlesinin evin içinde yarattığı etkisini bekliyordu, 10 sn. içinde beklenen tepki gelmemişse o sokak kapısında olacaktı çoktan. Kokusunu her akşam içine çektiği annesi minicik tecrübenin karşısında her akşam yaşanan bu firar senaryosuna ters çevirip bir terliğe geçirerek yamamaya çalıştığı çoraba daha çok önem göstererek, belkide oğluna yazılamayacak ama hep hatırlayacağı edebiyat denen sümüklüböceği kullanmasına izin veriyordu.

Artık Arto, leylek, osman, mithat, serpil, aynur, vasgen ve suat sokak lambasının altında kaçış senaryolarını en güzel edebi eserleri kıskandıracak lezzetle anlatmaya başlamışlardı bile, başarısız senaryoların eve dönünce yenilecek sevgi kokan dayaklara döneceği zamanı sonsuz ileri atmanın keyfiyle çocuk çocuk kokmaya başlamışlardı bile. O ilk ve hiç bir zaman unutmayacağı aşk denen lastiği tek taraflı çekmeye başladığı leylanın yanında en afillisinden yerini almıştı bile.

Küçücük parmağını ağzına sokup ıslatarak çıkardığında, o piti piti karemela sepeti diye ebe seçimleri başlamıştı, ama o kendinin daha sonrada leyla nın ebe olmaması için sayımın kendinde ve leylada bitmemesini nasıl sağlayacağını düşünüyordu, ama birden en son gelen ebe olur denen o müthiş kanun işlemeye başlamış, evden koşarak kaçan hakan ın son gelen ebe son gelen ebe sesleri arasında mahalledeki sokak lambasında 100 e kadar saymaya başlamsı ile etrafa dağılan küçük bedenler heyecan içinde karanlıkta bir anda ortadan kayboluyorlardı, o ve leyla karanlığın aydınlattığı aşklarıyla, nefes nefese makbule teyzenin astığı çamaşırların arkasına çömelmişlerdi bile, ebelenmek ne gam, leyla sobelenmesinde gerisi önemli değildi onun için, biraz onunla oturup belkide kasıtlı olarak sobelenecek, leylanın ebeyi sobelememesi halinde bir yolunu bulup çömlek patlatacaktı. birkaç fısıltılı çocuk çocuk sohbetten sonra sobelenmişti işte, elma dersem çık armut dersem çıkma stratejilerinin en güzel haliyle seslere dönüştüğü gece içinde işi biraz abartıp diğer mahalleleri dolaşıp gelenler bile vardı.

Sonunda çömlek patladı Hakan burnunu çeke çeke tekrar ebe liğe layık görülüp direğe kolunu dirseğinden büküp gözlerini yumarak dayayıp saymaya başladığında osman bakıp bakmadığını biraz ebenin yanında sessizce kalarak kontrol ettikten sonra telaşla uzaklaşmıştı, o ise erken kaçan leylanın hangi karanlıkta kimin yanına düştüğünü merak etmenin kaygısıyla bir oraya bir buraya koşup duruyordu, Leylek her zamanki farklı saklanma arayışı ile ebe nin arkasına çömelerek hakan ın arkasını döndüğünde sobelemek için nefes bile almıyordu.

İşte kaçılamayan, kaçılamayacak çelişkilerin ortasında bugün oynanan oyunların klavyelere sıkışan halleri için günlerce süren saklambaçlara geldik, ebe sobelemek için gözüyle, yada eliyle değmeli bedenlere, sayılmaz.

Zaman geleceğe akmıyor, geçmişi yaratıyor, gelecek geçmiştir.

Ben mi; hiç sobelenmedim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çömlek patlayınca hemen üzerime alındım. Maalesef eldeki imkanlar ancak bu kadar :) Şurada 15 kişi toplansak, dalsak bir mahalle arasına, bir grup ip atlasa, bir grup saklambaç oynamaya kalksa... Ve bu grubun yaş ortalaması 35-40 olsa... Valla değnekle kovalarlar :) Ama yinede şu kan-ter içinde yenen helva-ekmeğin tadını özlüyor insan... Hoşçakalın

Feyhan 
 22.12.2008 13:32
Cevap :
elde olmayan,elden gelen, imkan, gerekliliklerin yaşandığı bir dünyadan bakılan geleceğin geçmişine hayıflanan kuşaklar diyarından gelen kelimeler, onlar hala oynuyorlar, kimi salçalı ekmeğini yiyor, kimi helva arası ekmek, kimide sadece yağ sürülen en güzel menüyle arzı endam ediyor. yılların sayısı vermez ortalamayı sana. gelecekte tutmak gerek hiç yaşanmamış heyecanıyla. elim sende ebesin......  22.12.2008 14:41
 

Bu oyunda oynayan tüm oyuncular ve isimler gerçektir, Leyla dahada gerçek. O ilk aşklar ülkesinde ben yok olana kadar yaşamaya devam edecek.

Cabal babil 
 20.12.2008 10:32
 

Ebe olmanın da bir adı var be Waalcı! Bir ara sobelen de bir dene bakalım...

Muharrem Soyek 
 19.12.2008 14:24
Cevap :
Bir sokak lambası isterim, arnavut kaldırımlı sokaklarımı aydınlatan, o direkte ebe olmaya razıyım hiç sobelenmesemde.  20.12.2008 0:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 477
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

7 ayda tamamlanan embrio gelişimi, 2 burcu olan ama ikisinde de inanmayan, tramvay delisi, acelem..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster