Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '13

     
    Kategori
    Kişisel Gelişim
    Okunma Sayısı
    123
     

    Daha fazla enerji lazım

    Son zamanlarda artan sıcaklıklar, finaller, ödev yetiştirme telaşı hepimizi bir hayli yordu. Bir adım atacak halimiz bile kalmadı belki de yaz öncesinde. Ama ödül bence gayet güzel. 3 ay tatil. Tabi öğrenciler için. Gelelim çalışan kişilere. Onlar için çalışmak haftasonunun ya da pazar günlerinin tadını çıkarmak uğruna olsa gerek. O iki günde gezsin mi, planlar mı yapsın yoksa ailesiyle vakit mi geçirsin, dinlensin mi  ne yapsin? Dört bir yana bölünmüş bir haftasonu. Bu yüzden daha fazla enerji lazım hayatımızda. Enerji derken hep bedensel hem yaşamsal enerji. Geçenlerde şahit olduğum bir olaydan yola çıkarak bir örnek vermek istiyorum. 55 yaşındaki annem, 28 yaşındaki ablamdan daha aktif, daha çok iş yapıyor ve daha enerjik. Bunun sebebini oturdum düşündüm uzunca bir süre. Bana göre ilk neden eski kadınlarımız zamanında daha çok çalışmış, didinmiş, uğraşmış. Annem suyu bile sokak çeşmesinden doldurup eve taşıdığını söyler. Ama yeni nesil öyle değil. Biz biraz hazıra konmuşuz sanki. Her şey elimizin altında. Hep derim tam zamanında gelmişiz dünyaya diye. Gerçi kime göre, neye göre. Niye böyle diyorum çünkü ben doğduğumda televizyon, telefon, internet, bilgisayar her şey vardı ama bunlar yokken insanlar daha mı mutluydu daha mı calışkandı acaba? Git gide tembelleşiyor muyuz? Böyle düşünenlere bazı çözüm önerilerim var.

    Beynimizi çalıştırmak! Her gün yüzlerce insan işten geldiği gibi televizyona sarılır. Ya dizileri izlemek için ya da haberleri. Bir şekilde herkesin kendini bulduğu bir program vardır. Oysa ki bütün gün iş stresini televizyonla atmak kadar yanlış bir şey yoktur. Dinlendirici gibi görünse de aslında yorucudur televizyon izlemek. İnsanı daha çok strese sokar. Onun yerine yapacağınız kısa bir yürüyüş ya da egzersiz sizi daha zinde yapacaktır. Unutmayalım ki, fiziksel olarak aktif insanlar hareketsiz bir yaşam süren insanlardan çok daha enerjik ve zindedir. Egzersiz kadar müzikte önemli bir yer kaplar hayatımızda. Müzik ne enerjiklik sağlayacak diye düşünsekte aslında tam tersi. Yapılan araştırmalara göre müzik endişeyi giderir, stresi azaltır, kan basıncını düşürür. Yatmadan önce dinleyeceğimiz klasik müzik bile hem rahat uyumamızı sağlar hemde sabaha güzel uyanmamızı.

    Mutlu insanlarla birlikte olmakta yaşam enerjimizi arttırır. Çünkü mutlu insanların enerjileri çok yüksektir. Gün içinde yaşanan en ufak bir olay bile insanı etkileyebilir. Halk arasında modun düştü deriz. Bir anda sebepsiz yere çokta iyi hissetiğimiz durumlarda olabilir. Ufak gibi görünen detayların aslında iç huzura önemli derecede katkı sağladığını görebiliyor insan. Geçenlerde bende buna benzer bir durum yaşadım. Güne gayet güzel başlamışken aldığım bir haber iç huzurumun bozulmasına sebebiyet verdi. Beklediğim sınav notum istediğim gibi gelmemişti. Akşam uykularımı bile kaçıran bu haber bütün enerjimi almıştı. İşte insanların hayatında her gün binlerce böyle ufak tefek mod düşüren olaylar yaşanabiliyor. Bazende anlık güzellikler insanı mutlu etmeye yetebiliyor. Bir çocuğun kahkahası, bir köpeğin sana bakışı gibi. Yeter ki insan mutlu olmayı bilsin. İnsan her anını dolu dolu yaşamalı, olumsuzlukları kendinden uzaklaştırabilmeli her daim. Çünkü yaşanan zaman, biten her an geri gelmiyor. İçinde bulunduğumuz anı ne kadar dolu yaşarsak ne kadar mutlu yaşarsak o kadar iyi. Geriye dönüp baktığımızda pişman olmamak adına, hayata inat mutlu olmak... Bunu yapabildikten sonra her şey çorap söküğü gibi kendiliğinden gelecektir.     

    Gelelim diğer çözüm önerilerine. Güne kahveyle başlamanın insanın uykusu üzerindeki etkisi oldukça etkili olduğu görülse de bu durum alışkanlık haline gelince pek de faydalı olmuyor. Kahve yüklemesi, ani  şeker yüklemesi enerjimizi belli bir zaman sonra düşürebiliyor. Toplumumuzda kahvenin uykuyla bağlantısı sıkça yapılır. Gündüzleri kahve iç uykun açılır cümlesinin yerini geceleri aman kahve içme uykun kaçar cümlesi alır. Bu da kahveyle uyku arasındaki problemi tüm açıklığıyla ortaya koyar. Ama tavsiyem her şeyde olduğu gibi az ve öz olmasından yana. Bence kahveden daha önemli bir şey varsa da o da kahvaltı yapmak. En dopinglisinden. Güne sağlam ve enerjik başlamanın en iyi yollarından biri. Mesela ben hiç bir zaman uykumu kahvaltıya tercih etmedim. İlk mideme giren şeyler hep döner, kola ve ağır yemekler oldu. Düzensiz yemek yeme alışkanlığım ağır yemeklerle birleşince bana halsizlik ve ağırlık olarak geri döndü haliyle. Şimdi dikkat etmeye başladım ve görüyorumki günün en önemli öğünü kahvaltıymış. Tabi bir de gün içerisinde ağır yemeklerde insanın enerjisini etkilemiyor değil. Bunlara dikkatle birlikte formumuzu korumakta zor olmayacaktır diye düşünüyorum. Bir diğer enerjiyi yüksek tutmanın yolu ise günlük plan oluşturmak. Her sabah o gün yapılacak işlerin listesini hazirlamak bizi tüm gün düşünmekten kurtarır. Bir işi bitirmeden diğer ise konsantre olmak daha zordur. Akıl hep bitmeyen işte kalır. Bu da bizim enerjimizi düşürür ve bizi gün boyunca huysuz eder. O yüzden her şeyi planlayıp uygularsak hem bugünün işini yarına bırakmamış oluruz hem de stresten kurtulmuş oluruz.

    Son olarak bir diğer önemli şey ise her şeye pozitif bakabilmeyi bilmek. Pollyana olun demiyorum. Karamsar olmayın diyorum. Bu konuyla ilgili bir çok çalışmalar yapıldı son zamanlarda. Kitaplar yazıldı. Bu kitaplarda evrenin öneminden, iyi düşünürsek her şeyin iyi olacağından bahsedildi. Bahsedildi de bize ne kattı, bize yararı oldu mu, gerçekten her insan pozitifçiliği hayatında uygulayabiliyor mu? Bana kalırsa hayır. Malesef hayır. Gerek günlük yaşamda olsun gerek hayatın her alanında olsun insan hemen demorilize olmaya eğilimlidir. İnsan o an için pozitif olmayı düşünemez yaşadığı sıkıntıyı düşünmekten. Belki de içini, kendini rahatlatsa olaya pozitif bakabilse Secret kitabının dediği gibi iyi düşünebilse her şey iyi olacak. İşin sırrı denemekte. Sizde bir an olsun pozitif olmayı deneyin. İnanıyorum ki göreceksiniz farkı. Olaylara bakış açınızı değiştirdiğiniz an bu iş olmuş demektir. Her an gülmek, gülme kaslarını çalıstırmak insanı ister istemez mutlu edermiş. Bunu da denemekte fayda var derim. Eğer daha enerjik, daha zinde, daha pozitif olmak istiyorsak bunları yapmak, bunlara uymak zorundayız. Ben denedim, işe yarıyor. 

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 123
    Kayıt tarihi
    : 27.05.13
     
     

    Koc Universitesi Isletme ogrencisi ..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster