Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '17

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
6279
 

Davranış Bozukluğu Nedir? Ruh Sağlığı Yerinde Olan Bireyin Özellikleri Nelerdir?

Davranış Bozukluğu Nedir? Ruh Sağlığı Yerinde Olan Bireyin Özellikleri Nelerdir?
 

Davranış Bozuklukları


1. DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI

Davranış ve uyum problemlerine geçmeden önce, ruh sağlığı yerinde olan birey kimdir? bunu tanımlamak gerekir. Ruh sağlığı kavramı ile anlatılan kavram yabancı literatürde “mental health”olarak geçmektedir. Bunun anlamı “akıl sağlığı” olmasına rağmen bizim literatürümüze “ruh sağlığı” olarak geçmiştir ve böyle kullanılmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlık, yalnızca bireyde bir hastalık ya da zayıflığın bulunmaması değil; fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan tam bir iyi olma halidir. Ruh sağlığı ile ilgili olarak Dünya Sağlık Örgütü şu tanımı yapmıştır: “Bireyin sahip olduğu yetenekleri kullanabilmesini, yaşamdaki olağan stres verici olaylarla baş edebilmesini, üretken ve verimli çalışabilmesini, içinde yaşadığı topluma katkı sağlayabilmesini içeren bir iyi olma halidir. Ruhsal olarak sağlıklı olmanın temel ölçütü, herhangi bir ruhsal bozukluğun bulunmaması değil, bireyin tanımda geçen işlevleri yerine getirebilmesidir (WHO, 2004).”

1.1. Normallik ve Anormallik

Ruh sağlığı açısından bireyler normal ve anormal olarak iki grupta incelenir. Hiçbir davranış tek başına ele alındığında anormal değildir. Anormallik belirli bir sosyal bağlam içinde anlam kazanır. Bu açıdan değerlendirilirse, kişinin çevresindeki çoğunluğa uygun davranışlar göstererek uyumlu olabilmesi normal, çoğunluğa uygun davranışlar gösteremeyerek uyumsuz olması anormal olarak nitelendirilir. Normalliği ve anormalliği belirleyen faktörler çevrenin beklentileri ve bireyin davranışlarıdır. Çevrenin beklentileri de,  kişinin yaş düzeyine ve kültürel koşullara göre değişir. Ayrıca belli bir dönemde veya belli bir toplumda normal olan davranışlar, başka bir dönemde veya başka bir toplumda anormal olarak değerlendirilebilir. 

Anormallikte belirli davranışların niceliği ya da miktarı da göz önüne alınır. Örneğin; bir birey yalnız başına veya bir grup bireyle birlikte şarkı söylerse, bu davranış normaldir, ancak bu kişi her zaman ve her yerde şarkı söylüyorsa, bu davranış anormaldir. Yani davranış bir süreklilik boyutunda var olur. Herkeste gözlenen bir davranışı birey hiç göstermiyorsa, bu durum anormaldir. Diğer aşırı uçta ise bir kişi belirli bir davranışı çok sık gösteriyorsa ve başka hiçbir şey yapamazsa, bu durum da anormaldir. Bu iki aşırı ucun ortasındaki davranış ise normaldir.

Sonuç olarak genellikle normallik ölçütünde aşağıdaki ölçütler kullanılmaktadır:

a)   Gerçeklik algısı: Bireyin dış çevreyi, iç çevreyi, kendi yeteneklerini ve davranışlarını gerçekçi algılamasıdır. Örneğin; şizofrenide gerçeklik algısı bozulur, hastanın asılsız düşünceleri (sanrıları) vardır ve olmayan nesneleri (halüsinasyon) algılar.

b)   Davranış kontrolü: Bireyin kendi davranışları üzerinde istekli olarak denetim kurma yeteneğine sahip olmasıdır. Bu kontrol dürtüsel davranışlar (cinsellik ve saldırganlık) ve sosyal normlara aykırı olan davranışlar üzerinde kurulur. Örneğin; dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda davranış kontrolü azalır.

c)   Kendilik değeri, kendine güven, diğerleri tarafından kabul edildiğini bilme ve uyumlu olma: Örneğin;depresyondaki kişi kendini çok değersiz, narsist kişilik bozukluğu olanlar ise çok değerli görür.

d)   Yetenek ve enerjiyi üretken etkinliklere yöneltme, geleceğe dair planlar yapma, bağımsız hareket edebilme: Örneğin; şizofreni hastası bunları gerçekleştiremez.

e)   Topluma uyum: İnsan sosyal bir canlıdır. İnsan sağlığı başkalarıyla yapıcı ve uyumlu ilişkiler içinde olmayla doğrudan ilgilidir. Bu nedenle birey başkalarıyla sevgi ve saygıya dayalı ilişkiler kurabilmelidir. Örneğin; antisosyal kişilik bozukluğu hastası sosyal ilişkilerde hem nitelik hem de nicelik açısından bozuktur.

Anormalin tanımını yapmak daha kolaydır. Ruh sağlığı bozulan kişi, genellikle duygu, düşünce ve davranışlarında değişik derecelerde şu özellikleri taşır: tutarsızlık, aşırılık, uygunsuzluk ve yetersizlik.  Bu 4 temel özellik bir takım değer yargılarına ve normlarına göre ele alınmaktadır. Bu normların bir kısmı evrensel ve kalıcı olup, bir kısmı da çağdan çağa, toplumdan topluma değişebilir. Bu nedenle zaman ve yer göreceliğini göz önünde tutarak bu özellikleri kullanmak gerekir.

Ayrıca herkeste tutarsız, uygunsuz, aşırı ve yetersiz davranışlar görülebilir. Hasta sayılabilecek kişide bu özelliklerin belli oranda şu nitelikleri taşıması gerekir:

      -  Sürekli veya yineleyici (tekrarlayıcı) olması

      -  Bireyin verimli çalışmasını bozması

      -  Kişilerarası ilişkilerini bozması

1.2. Ruh Sağlığı Yerinde Olan Bir Bireyin Özellikleri

1) Kişi kendisiyle uyumlu olmalı, gereksiz ve uzun süren kaygılardan uzak olmalıdır. İnsanın günlük kaygılar ve üzüntüler yaşaması normaldir ancak bu durum uzun süreli olursa insanın ruhsal dengesi bozulabilir.

2) Kişi içinde yaşadığı yakın ve uzak çevre ile ilişkiler kurup, bu ilişkileri devam ettirebilmelidir. Ailesi, akrabaları ve iş alanından oluşan yakın çevresinin dışında arkadaşlıkları olmalıdır.

3)  İnsanlarla iyi geçinmeye çalışmanın dışında, sevgi ve saygı çerçevesinde ilişkiler da kurabilmelidir. Karşı cinsle sevgiye dayalı ilişkiler geliştirebilmeli ve kendi eşini seçebilmelidir.

4)  Kişi kendine güven duymalıdır. Davranışlarını ve yeteneklerini gerçekçi olarak tartabilmelidir.

5)  Kişinin toplumda bir yeri ve görevi vardır. Bu görevlerini yerine getirmek için yeteneklerini geliştirmeli, verimli işlerle yönelmeli ve çalışmalarından zevk almalıdır.

6) Kişi geleceğe yönelik plan yapmalı, bunları gerçekleştirmek için gerekli çalışmaları yapmalıdır. Gerçekleşmeyen istekleri için farklı şekillerde doyuma ulaşmaya çabalamalıdır.

7)  Kişi başarısızlıktan yılmamalı, yeni durumlara uyma esnekliği gösterebilmelidir. Karşılaşılan zorlukların üstesinden gelinmelidir.

8)  Kişi kendi kararlarını alıp uygulayabilme ve sorumluluğunu taşımalıdır. Başarısızlık durumunda suçu başkalarına yüklememeli, kendini eleştirebilmelidir.

9)  Kişi yaşadığı topluma uygun olarak bir değerler inancı geliştirmelidir. Ayrıca yeniliklere açık ve ön yargıdan uzak olmalıdır. Başka inanç ve görüşlere saygılı ve hoşgörülü olmalıdır.

10)  Kişi mesleğinin dışında eğlendirici, dinlendirici ve kendini geliştirici, spor, sanat gibi uğraşlar edinmelidir.

1.3. Ruhsal Sorunların Sınıflandırılması

a) Duygusal-davranışsal sorunlar: Bu sorunlar göreli olarak daha hafif belirtilerle seyreden, bireyin yaşamını daha az olumsuz etkileyen ve bir bozukluk olarak değerlendirilmeyen sorunlardan oluşur.

b) Ruhsal bozukluklar: Bu sorunlar göreli olarak daha yoğun belirtilerle seyreden, kişinin işlevselliğini önemli derecelerde etkileyen ve klinik olarak tanılanan sorunlar yer alır. Ruhsal bozukluk, bireyin önemli ölçüde kötü hissetmesine ve işlevselliğinin bozulmasına yol açan, klinik olarak anlamlı düşünsel, duygusal ve davranışsal değişimlerdir. Fakat her ruhsal sorun, ruhsal bozukluk değildir. Bir sorunun, bozukluk olarak değerlendirilebilmesi için yoğun belirtiler görülmesi, bireyin işlevselliğini önemli derecede etkilemesi ve klinik olarak tanılanması gibi ölçütleri taşıması gerekir.

1.4. Psikopatoloji

Sıklıkla ruhsal bozukluk, akıl hastalığı, davranışsal bozukluk gibi terimler ile eşanlamlı kullanılan psikopatoloji aslında, normal dışı davranışların, düşüncelerin ve duyguların oluşum süreci ve doğası ile ilgilenen bilimsel disiplindir. Nasıl ki, bir kanser tümörünün oluşumunu ve doğasını tıbbın bir dalı olan patoloji inceliyorsa; normal dışı davranış, duygu ve düşüncelerin doğasını da psikopatoloji incelemektedir.

1.5. Nevroz ve Psikoz Ayrımı

Nevroz ve psikoz ayrımı günümüzde artık bilimsel alanda pek kullanılmasa da, günlük kullanımda halen kullanılmaktadır. Nevroz daha basit düzeydeki bozuklukları ifade ederken, psikoz daha ağır düzeydeki bozuklukları ifade eden bir kavramdır.

 

 

NEVROZ

PSİKOZ

1)

Hastalığın şiddeti hafiftir.

Hastalığın şiddeti ağırdır.

2)

Kişilik bütünlüğü ve benlik işlevleri dağılmamıştır.

Kişilik bütünlüğü ve benlik işlevleri dağılmıştır.

3)

Benlik sınırları belirlidir.

Benlik sınırları belirsizdir.

4)

Beden imgesi bozuk değildir.

Beden imgesi bozuktur.

5)

Gerçeği değerlendirme yetisi bozulmaz.

Gerçeği değerlendirme yetisi bozulmuştur.

6)

Hasta hastalığını bilir kabullenir, kendi düşüncelerini, korkularını saçma bulur.

Hastalığı kabullenme olmayabilir.

7)

Duygulanım bozukluğu olabilir. Düşünce biçim bozukluğu yoktur. Bilişsel yıkım yoktur.

Duygulanım ve düşünce biçim bozukluğu olabilir. Bilişsel yıkım olabilir.

8)

Topluma ve işe uyumu yeterli, iyi olabilir. İnsan ilişkileri genellikle bozulmaz.

Topluma uyum ve iş uyumu bozuktur. İnsan ilişkileri bozuktur.

 

Nevrozlara örnek; anksiyete bozuklukları, obsesif-kompülsif bozukluklar, somatoform bozukluklar

Psikozlara örnek; şizofreni açılımı kapsamında ve psikozla giden diğer bozukluklar, bipolar 1 bozukluğu

 

Emre Özden bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 921
Kayıt tarihi
: 10.08.17
 
 

Hem psikolojik danışmanım hem bir klinik psikologum.      Türk Psikologları Derneği "Denetim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster