Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
3536
 

Değerli olduğunu hissetmek ve hissettirmek...

Bugün rahmetli Erdal İnönü’yü anımsadım. Önceleri üniversite yıllarımda, ben öğrenciyken onun ODTÜ kampusunda o güleç yüzüyle dolaşması aklıma geldi. Yıllar sonra henüz partisinin yeni kurulduğu dönemlerde bir düğünde yine o güleç yüzüyle karşılaşmıştım. Sonraki yıllarda basından onun politik yaşamını izliyor, ilginç kişiliğinin ve fizik dalında bilim adamlığının politik yansımalarını gözlemliyordum. 

Belki sizler de bilirsiniz, rahmetli hiç aşırılığı sevmezdi. Belki fizikçi oluşundandır. Bilemem ama hep denge adamıydı. Nitekim seçmenleriyle karşılaştığında omuzlara alınmaması için hep direnirdi. Hatta bir seçim gezisinde, kendisini omuzlara almak isteyen çevresindeki partililere “sevgili vatandaşlarım, neden böyle bir şey istiyorsunuz ki, siz benden daha az değerli değilsiniz” diye serzenişte bulunduğu bilinir… 

Bir gün bir karşılamada ben de protokolde idim. O tarihte kendisi Başbakan Yardımcısı idi. O önden geliyor protokolde dizili herkesin elini sıkıyordu. El sıkanlar genelde “hoş geldiniz Sayın Başbakan Yardımcımız” veya partili ise “Hoş geldiniz Sayın Genel Başkan’ım” diye hitapta bulunurlarken sıra bana geldiğinde (ben bir bürokrat olarak orada idim) “hoş geldiniz Sayın Hocam” dedim. Arkasından gelen o tarihteki Genel Kurmay Başkanı ve diğer bakanlara aldırmadan, benim önümde durdu uzun uzun gülümseyen yüzüyle baktı ve sonra devam etti…
Belki beni tanımaya çalıştığından, bana değer verdiğini göstermek için durmuş da olabilir, ya da “hocalığa” verdiği değer onu duygulandırmış da olabilir. Her iki halde de karşımda herhangi bir insan değil, değer veren ve değer bulan “saygın bir insan” vardı. Ben de onun yüzüne bu duygularla baktığımı anımsarım… 

Meşhur piyanist Arthur Rubinstein konserlerinden birinde küçük bir kızın hatıra defterini imzalamakta tereddüt etmiş. Ellerinin çok yorulmuş olduğunu ileri sürerek, küçük kızı başından savmaya çalışmış. Kız, tereddüt etmeden şöyle demiş:

"Ellerinizin ne kadar yorgun olduğunu biliyorum ama inanın benim ellerim de sizinkiler kadar yorgun." Arthur Rubinstein anlayamamış ve nedenini sormuş hemen küçük kıza;

"Alkışlamaktan.." demiş küçük kız...."sizi delicesine alkışlamaktan"....

Bazen bize verilen değerin farkında olamama gibi gafletler yaşarız… Bazen başkasına bizim için ifade ettiği değeri gösteremeyiz. Verdiğimiz saatte orada değilsek, bir sözümüzü yerine getirmemekte sakınca görmemişsek, birini dinlemiyorsak, sesimizi yükselterek hatta bağırarak konuşuyorsak, karşımızdakini umursamaz tavırlar sergiliyorsak…
Üzerinde düşünmemiz gerekir!...
İnsanlar arası ilişkideki yaklaşımlar gaflete düşmeyi kaldırmaz!... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1009
Kayıt tarihi
: 24.05.11
 
 

TED Ankara Koleji ve ODTÜ Kamu Yönetimi mezunuyum. Asıl mesleğim bankacılık. Çeşitli kuruluşlarda..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster