Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '07

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
2109
 

Demirkırat' tan öğrendiklerim...

Demirkırat' tan öğrendiklerim...
 

Mehmet Ali Birand, Can Dündar ve Bülent Çaplı’nın birlikte oluşturdukları, okuyuculara sundukları Türkiye siyasi hayatının en dramatik, en ders alınması gereken dönemini anlattıkları “Demirkırat” bir çırpıda okunacak bir kitap…

Kitabı okurken notlar almak zorunda hissediyorsunuz kendinizi, çünkü olaylar o kadar çetrefilli, o kadar entrikalarla dolu seyrediyor ki hızına okuyarak yetişmek bir hayli güç…

Kitap bittiğinde elimde 10 sayfaya yakın not vardı. İşte onlardan sadece 10 tanesi;

1. Adnan Menderes’i ilk milletvekili yapan Mustafa Kemal Atatürk’tür. 1933’te Aydın ziyaretinde, Adnan Menderes’ten çiftçilerin durumu hakkında bilgi alan Atatürk; “Bugün konuştuğum genç, dikkate değer bir insandır” diyecek ve sadece birkaç ay sonra kurulan mecliste Menderes haberi dahi olmadan, Menderes mebus olacaktı.

2. Menderes 33 yaşında, milletvekili iken daha lise diploması olmadan milletvekilliğini de kullanarak okuma azmiyle Ankara Hukuk’a yazıldı.

3. CHP’nin 1938’deki 1.Kurultayında “partinin değişmez başkanı” olan ve “milli şef” sıfatı alan İnönü’ye bağlılık mesajını CHP’nin en genç azası olarak Adnan Menderes okudu.

4. DP kurulurken Menderes’e sorulan “Bu yeni partinin yeri CHP’ye göre nerdedir?” sorusuna Menderes “belki iki parmak daha soldadır” cevabı verdi ve 1960’larda kurulan Türkiye İşçi Partisinin(TİP) başkanlığını alacak olan Mehmet Ali Aybar siyasi hayatına DP’den aday olarak başladı.

5. Çok partili demokrasi denemelerinden belki de en hazini 1946 seçimlerinde yaşandı. Günümüzde ve modern toplumlarda “kapalı oy, açık sayım”la gerçekleştirilen seçimler, 1946’da “açık oy, kapalı sayım”la gerçekleştirildi. Yani halk hükümet temsilcisinin önünde ayan beyan oy veriyor ve o oylar hükümet binasına götürülüp gizli gizli sayılıyordu. Çok partili seçim için tam bir fiyaskoydu.

6. Cumhurbaşkanlığı’nın tarafsızlığına kesinkes inanmış Bayar, Cumhurbaşkanlığı görevine geldiği seçimler sonucunda ilk iş olarak DP başkanlığı görevinden istifa etti ve yerini Menderes’e bıraktı.

7. DP, 1954 seçimlerinde, CHP genel sekreteri Kasım Gülek için “sünnetsiz” kampanyası düzenlerken, Kasım Gülek; “kızları amma gevezeymiş” diyecekti!..

8. 1955’lerden sonra basın, üniversite ve muhalefet üzerinde baskısını artıran DP, 1956’da SBF dekanı Güneş’in üniversiteyi açılış konuşmasında öğrencilere “nabza göre şerbet vermeyin” mesajının ardından Güneş’i görevden aldı. Mülkiye’de gerçekleşen protesto mitingine DP’li Dışişleri Bakanı ve sonradan idam edilecek olan Fatin Rüştü Zorlu’nun kızı Sevim Zorlu da katılıyordu.

9. 1959 baharında seçimlere giderken, CHP’lilerin Kayseri girişinde Kayseri’ye girmelerinin engellenmesi istendi hükümet tarafından. Kayseri girişinde bir köprü üzerinde bekleyen askerlerin başındaki binbaşıya, İnönü; “Bana ateş mi açtıracaksın?” dedi. Binbaşı; “Size ateş açtıracağıma kurşunu kendi kafama sıkarım”... Ordu ve Hükümet arasında başlayan mücadelenin ilk belirtilerinden biri olan bu olayın binbaşısı Selahattin Çetiner 20 yıl sonra, 12 Eylül kabinesinde İçişleri Bakanı oldu.

10. Basına, üniversiteye, orduya, hükümete baskı var diye yönetime el koyan ordu, DP’lilerin Yassıada’da kötü muamele görmediklerini ispatlamak adına DP’lileri gece yarıları uykularından uyandırıp, yemek yerken, kitap okurken kameraya alıyorlardı. Menderes’e zorla yemek yedirirken seslendirmede “Menderes… Poz vermeden edemez…” deniyordu. Bu film sinemalarda “Düşükler Yassıada’da” adıyla gösterime giriyordu. Buna dayanamayan Celal Bayar kemeriyle intihara kalkışıyor, son anda kurtarılıyordu. Kurtarılırken “Bize Yeşilçam oyuncuları gibi film çevirttiler. Revayı hak mıdır bu?” diye soruyordu.
Aynı ordu ve Milli Birlik Komitesi toplam 235 general ve 5.000 subayı emekliye ayırarak, 147 öğretim üyesini de üniversiteden atarak DP’nin 10 yıl boyunca yaptığından daha fazlasını 6 ay içinde yapacaktı.

Hani derler ya “tarihten ders almak” diye, işte o tarihten ders almak için “Demirkırat”ı okuyun. Tarihten ders almalıyız yoksa onu bir kez daha yaşamak zorunda kalacağız…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Alıntılarınız oldukca dikkat çekici, bunları bizlerle paylaştığınız için teşekkürler

Gezgin Başak 
 15.06.2007 7:07
Cevap :
Ben teşekkür ederim değerli yorumun için Başak. Sağol...  15.06.2007 13:41
 

teşekkürlerrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. sevgilerimi sunuyorum kardeşimm sağol...

Mustafamk 
 15.06.2007 1:15
Cevap :
Yorumun için ben teşekkür ediyorum kardeşim, sağolasın...  15.06.2007 13:42
 

Sanıyorum fotoğrafını değiştirmişsin. Güzel durmuş... **Belgesel niteliğinde bir kitap. Hem de demişsin ya insan not almak zorunda kalıyor diye.. bir gün karşılaşırsak o not alma hikayesinin neredeyse ders çalışma hikayesine dönüşmesini anlatırım:) Çok haklısın yani. Ancak o senin öğrenme tutkundan ve minik ayrıntılara dikkat etmenden kaynaklanıyor bilesin:))

Baver Ergun 
 11.06.2007 21:57
Cevap :
Fotoğraf için teşekkür ederim... Not alma hikayesini zevkle dinlemeye hazırım.. Övgülerin için ise ayrıca teşekkür ederim. Sağol, varol.:)  11.06.2007 22:32
 

Güzel alıntılar yapmışsınız.M. Ali Aybar ile ilgili olanı çok ilginç geldi.Esenkalın!

Fatma Köse  
 11.06.2007 12:15
Cevap :
Daha çok ilginç nokta var, benimki sadece birkaçı... Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Sevgiler...  11.06.2007 12:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 196
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 2787
Kayıt tarihi
: 17.02.07
 
 

1985 yılının bir Nisan sabahında (ki kendisi 15'i olur) sabah ezanından sonra (saat daha bizim kö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster