Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '18

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1960
 

Demiryolu Aile Mektepleri, Talebe Pansiyonları ve Ödemiş Balıkçıoğlu Öğrenci Yurdu Faciası

Demiryolu Aile Mektepleri, Talebe Pansiyonları ve Ödemiş Balıkçıoğlu Öğrenci Yurdu  Faciası
 

Ödemiş Balıkçıoğlu Erkek Öğrenci Yurdu


15 Şubat 1975 tarihinde ailelerinden uzakta öğrenim görmek için bulundukları Ödemiş Balıkçıoğlu Öğrenci Yurdunda çıkan yangında yanarak hayatlarını kaybeden 11 eğitim şehidine…

“Ne zaman bir çocuk ölse 
gözü evlerinde 
annesinin kavurduğu 
helvada 
kalır”

               Sunay Akın

Ülkemizin demiryolu ile tanışmasıyla beraber demiryolcular demiryolu ulaşımının güvenli bir şekilde sağlanması için mahrumiyet bölgelerinde de çalışmak zorunda kalmışlardır. Özveriyle çalışan bu personelin en büyük sorunlarından biride çocuklarının eğitimi sorunudur.  Henüz Anadolu-Bağdat hattı yönetimi söz konusu iken sorunun çözümü için “ Anadolu-Bağdat hattının başlıca merkezlerinden uzakta bulunan demiryolları camiasına mensup ailelerin çocuklarının eğitimi için Şimendifer Aile Mektebi açılmıştır.”[1]

Belemedik Aile Mektebi ile başlayan mahrumiyet bölgelerinde çalışan demiryolcu çocuklarının eğitimlerine çözüm arayışı, süreç içerisinde; yatılı ilkokul, pansiyon, Milli Eğitim Bakanlığı pansiyonları ve özel yurtlarla devam etmiştir. Günümüzde ise Dünyada demiryolu teknolojisindeki gelişmeye paralel olarak tren trafiğinin sinyalli işletmecilikle sağlanması, makineli yol bakım ve tamiratlarının yapılması, merkezi yol bakım ekiplerinin kurulması ve bazı işlerin özel sektör eliyle yürütülmesi nedeniyle ara istasyonlarda istihdam edilen personel sayısı azalmıştır. Yine okul sayısının artması ve ulaşım olanaklarının gelişmesi vb. nedenlerle artık demiryollarında pansiyon uygulaması kalmamıştır. Bir zamanlar sosyal devlet olmanın bir gereği olarak önemli bir işlevi yerine getiren bu hizmetin geçirdiği evreler bir tarih dizini içinde incelenmeye çalışılmıştır.

Okulu bulunmayan hizmet yerleri ve ara istasyonlarda görevli demiryolu personelinin çocuklarını okutmak için Belemedik Aile Mektebi dışında ayrıca 15 Eylül 1927 tarihinde Eskişehir’de “Aile Mektebi”  kurulmuştur. Devlet Demiryollarının kurucusu ve ilk Umum Müdürü olan ve “Demiryollarının Babası” olarak anılan, Mehmet Behiç Bey (Erkin)   anılarında Aile Mektebinin açılması nedenini şöyle açıklamıştır:                                           

“ Personelin en büyük derdi, çocuklarının tahsil meselesidir. Bunun için Eskişehir’de bir mektep açtım. O zaman Milli Eğitim Bakanı olan rahmetli Necati Bey’den en iyi öğretmenleri aldım. Çocuklara bakmak için iki Alman kadın getirttim. Bu mektebe sonradan bir de lise kısmı ilave etmek niyetinde idim. Bir çocuğun tahsili, yemesi, İçmesi, giymesi, dâhil ayda 10 lira; eğer aynı memurun çocuğu iki ise, ikisi için ayda 15 lira alınırdı; bu iş personele büyük bir rahatlık verdi.”[2]

Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğünün 1932 Malî Senesi Bütçe Kanunu ile Eskişehir’deki aile mektebinin idaresi Türk Maarif Cemiyetine[3] devredilmiştir.[4] Behiç Bey Aile Mektebinin kapatılmasına karşı sitemde bulunmuştur:

“Ben vekâletten ayrıldıktan sonra, bu mektebin talebeleri diğer mekteplere tevzi edilmiş ve bina bir müddet talebe yatakhanesi olarak bırakılmış, sonra da talebe velilerine iade edilmek suretiyle, mektep tamamen ilga edilmiştir. Hâlbuki benim tasavvurum bu mektebi lise derecesine yükseltmek ve bu mektepte kız ve erkek karışık tedrisat yaptırarak demiryolcuları daha çocuk yaşlarında birbirleriyle tanıştırarak ve bunları demiryolu hizmetine alarak istikbal için demiryolcuları bir aile muhiti içinde birleştirmekti.”[5]

Aile Mektebi, Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğünün 1933, 1934 ve 1935 yıllarına ait bütçe kanunları gereğince anılan yıllarda da Türk Maarif Cemiyeti tarafından idare edilmiştir. Demiryolu İdaresi tarafından mektebe gönderilen öğrencilerin iaşe, barınma ve giydirilme ve eğitim masraflarına karşılık her yıl için Cemiyete 25 000 lira ödenmiştir.[6]

Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğü 1936 Mali Senesi Bütçe Kanunu ile eğitimleri Eskişehir’deki resmi okullarda temin edilmek üzere aile mektebi pansiyona dönüştürülmüştür.[7]

Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğü 1938 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile artan ihtiyacın karşılanması için Eskişehir’deki pansiyonu dışında ayrıca Konya’da ki eski Bağdat Oteli binası tahsis edilmek suretiyle ikinci bir pansiyonun daha açılmasına karar verilmiştir.[8]

1939 tarihi Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğü İş Yerlerine Mahsus Dâhili Talimatnamesi’nde işçi çocuklarının eğitimine bir katkı yapılması da öngörülüyordu. Bu düzenleme 1946 Dâhili Talimatnamesi’nde de aynen yer almıştır:

“ Mektep bulunmayan mahallerde çalışan müseccel(sicilli) işçilerin arzu edenlerine ilk tahsil çağındaki çocuklarının idarece tayin olunan şehirlerde açılan paralı pansiyonda iaşe ve ibateleri (barındırılmaları) temin edilmek suretile çocuklar tahsil ettirilir. Bu çocukların babalarından veya velilerinden iaşe, ibate ve ilbas(giydirilme)  karşılığı olmak üzere 9 ay olan tedris müddetinde ayda maktuan beş lirayı tecavüz etmemek şartile işçi ücretinin yüzde 5’i alınır."[9]

Bu arada 1940’lı yılların başında Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğü bünyesinde Okullar ve Kurslar Dairesi kurulmuştur. Dairenin gelecek dönem yapılacaklar listesinde demiryolu personelin çocuklarının eğitimine verilen önemi görmek mümkündür:

“Dairemiz; demiryolları personelinin çekirdekten yetiştirilmelerine; demiryolculuk hizmet ve vazifelerimizin anane şeklinde, babadan evlada intikal eden bir aile mesleki haline gelmesine çalışacak ve bu hususta, her türlü tenvir, irşat ve propaganda faaliyetlerine önem verecektir.

Büyük merkezlerde, kurslar ve pansiyonlar açılmasına ve pansiyonların çoğaltılarak ilkokul üstündeki tahsil müesseslerinde okuyan memur ve müstahdem çocuklarının buralarda barınmalarına ve hayata hazırlanmalarına yardım edecektir.

Pansiyonların küçük bir maddi fedakârlık mukabilinde tedricen birer ilkokula istihale etmesine ve bu suretle Devlet Demiryolları İdaresine mensup personel çocuklarının, babalarının yerlerini tutacak birer eleman olmalarına yardım edecek şimendifercilik ruh ve terbiyesinin kendilerine küçük yaşlardan itibaren ve kendi müesseslerimiz içinde aşılanması”[10]sağlanacaktır.

Demiryolculuğun bir baba mesleği olmasının nedeni de, demiryolcu çocuklarının aldıkları bu demiryolculuk ruhudur.

1941 yılında Eskişehir’de 120 ve Konya’da 80 olmak üzere toplam 200 demiryolcu çocuğu öğrenci pansiyonlarda barınmak suretiyle eğitimlerine devam etmişlerdir. 1942 yılında Konya Pansiyonu, öğrenci kapasitesini 80’den 100’e çıkarmıştır.[11]1943 yılında EskişehirPansiyonundaki öğrenci sayısı ise 110’dur.[12]

1944 yılına gelindiğinde evvelce Aile Mektepleri Talimatnamesi ismiyle yayınlanmış bulunan talimatnamenin günün ihtiyaçlarını karşılamadığı gerekçesiyle yeni bir talimatnameye ihtiyaç duyulmuştur. Okullar ve Kurslar Dairesince hazırlanan Talebe Yurtları (Pansiyonları) Talimatnamesi 13 Haziran 1944 tarihinde yürürlüğe konulmuştur. Bu Talimatnameye göre;

“Yurtlara çalışan personelin ve vazife başında kaza neticesinde ölenlerin öz çocukları kabul edilir.

Talebenin mensup olduğu memur ve müstahdemin aylık ücretlerinin yüzde onu yurt ücreti olarak tahsil olunur. Ancak her ay tahsil edilecek olan bu meblağın asgarisi on ve azamisi yirmi liradır. Aynı memur ve müstahdeme ait beher fazla talebe için bu ücretin yarısı alınır.

Yurda kabul edilen talebenin giyimi, yiyimi ve bilcümle kitap, kırtasiye ve ders levazımı idare tarafından parasız olarak temin edilir.

Yurtlara kabul yaşları ilkokul birinci sınıfına 7-9, ikinci sınıfa 8-10, üçüncü sınıfına 9-11, dördüncü sınıfa 10-13, beşinci sınıfa 11-15 yaştakiler, orta kısmın birinci sınıfına 12 yaşından küçük ve 16 yaşından büyük olmayan öğrenciler kabul edilir. Lise ve orta kısımların diğer sınıflarına kabul edilecek öğrencinin yaşı buna göre hesap edilir.

Yurtta; yurt müdürü, çocuk ve hasta bakıcı( talebe annesi) müstahdem,(Hademe, silici, ütücü), aşçı, yurt hekimi, muhasip, öğretmenler bulunur. Öğretmenler ve talebe anneleri gece nöbetle pansiyonda yatmak zorundadırlar.

Nakil, ölüm veya kurumdan ayrılan personellerin çocuklarının devam ettikleri okuldan nakil belgeleri alınarak velilere gönderilir ve yurtla ilişkisi kesilir.”[13]

Maarif Vekâletinden de izin alındığı için, Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğü 1944 Malî Yılı Bütçe Kanunu ile dönem Eskişehir ve Konya’da bulunan pansiyonların yatılı ilkokula çevrilmesi ile Kayseri’de 100 ve Buca’da (İzmir)  60 öğrenci kapasiteli iki orta pansiyonu kurulmasına karar verilmiştir.[14]

Sonrasında duyulan ihtiyaç nedeniyle Demiryolu İdaresi tarafından iki ilkokul daha açılması amaçlanmıştır. Bunun için Bakanlar Kurulunca 9 Ağustos 1945 tarihli 3/2981 sayılı Kararla Sivas ve Adana’da yaptırılacak olan 250.000 lira keşif bedelli ilkokul binalarının gerekli malzemesi genel hükümlere göre tedarik edilmek koşuluyla emanetten yaptırılmasına karar verilmiştir.[15]

1944-1945 öğretim yılında Konya ve Eskişehir'deki iki yatılı ilkokulda yatılı ve gündüzlü olmak üzere 376,  Kayseri ve İzmir’deki iki ortaokul pansiyonunda 119 öğrenci barınıp eğitimlerine devam etmişlerdir. Orta pansiyon kontenjanın ise 200’e çıkarılması hedeflenmiştir.[16]

1946 yılında pansiyonlarda 225 (Kayseri 100, Buca 125) yatılı ilkokullarda da 240 öğrenci (Eskişehir 140, Konya 100) kalmıştır. 1947 yılında Diyarbakır’da 100 öğrenci için yatılı bir ilkokul açılması kararı alınmış ve ödeneği de teklif edilmiştir. Aynı yıl Kayseri Orta Pansiyonu öğrencilerini okullarına taşıma işinde kullanılmak üzere Fargo marka bir otobüs alınmıştır. Devlet Demiryolları İşletmesinin sınırlı araç parkındaki tek otobüs budur.[17]

1947 yılında Buca Orta Pansiyonunda 125, Kayseri Orta Pansiyonunda 100,  Eskişehir İlkokulunda 140, Konya İlkokulunda 100 ve Diyarbakır İlkokulunda 90 olmak üzere toplam 555 öğrenci eğitim görmüşlerdir.[18]

1948 yılında Buca Orta Pansiyonunda 175, Konya İlkokulunda 90,  Eskişehir İlkokulunda 120 ve Diyarbakır İlk Pansiyonunda 80 olmak üzere toplam 465 öğrenci eğitim görmüşlerdir. Kayseri Orta Pansiyonunun faaliyetlerine son verilerek öğrencileri Buca’ya gönderilmiştir. Diyarbakır İlkokulu ise ilk pansiyonuna dönüştürülmüştür.[19]

1951 yılında Buca Orta Pansiyonunda 175, Konya İlkokulunda 90,  Eskişehir İlkokulunda 120 ve Diyarbakır ilk pansiyonunda 80 olmak üzere toplam 465 öğrenci eğitim görmüşlerdir.[20]

 25 Şubat 1952 tarihinde kabul edilen 5890 sayılı Kanunla Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Genel Müdürlüğünün 1951 yılı Bütçe Kanunu’nda değişiklik yapılarak “Pansiyonlar ve ilkokullar genel giderleri ile Millî Eğitim Bakanlığı yatılı okul ve pansiyonlarında okutturulan öğrencilerin genel giderleri” hükmü getirilmiştir.[21] Değişiklikle ilgili Meclis Komisyon Raporu şöyledir:

“Hükümet gerekçesinde; Devlet Demiryolları İdaresinde müstahdem memur ve hizmetlilerin çocukları için tesis edilen pansiyonlar masrafı Millî Eğitim Bakanlığı pansiyonları bedeli, ile mukayese edildiği takdirde daha külfetli olması karşı­sında bu çocukların Millî Eğitim Bakanlığı pansiyonlarında okutturulduğu takdirde idarece tasarruf sağlanacağı göz önünde bulundurularak bu maksatla idarenin 1951 yılı Bütçe Kanununa bağlı (A/l) işaretli cetvelin 10 ncu bölümünün 1 nci maddesi unvanının..« pansiyonlar ve ilkokullar genel giderleriyle Milli Eğitim Bakanlığı yatılı okul ve pansiyonlarında okutulan öğ­rencilerin genel giderleri » şeklinde değiştirilmesi ve bu madde hakkında da (R) cetveline bir formül eklenmesi maksadıyla tasarının sevk edilmiş olduğu bildirilmektedir. İdare tarafından okutturulan, çocukların babalarının, Devlet Demiryolları İdaresinin Talebe Yurtları (Pansiyonları) Yönetmeliğine göre, maaş derecelerine göre 10 ilâ 20 lira arasında maaşlarından tevkifat yapıldığı ve ekserisi' dağ başlarında vazife gören bu memur ve hizmetlilerin çocuklarının Millî Eğitim pansiyonlarında okutturulduğu takdirde idarece maddi tasarrufun da mümkün olacağını göz önünde bulunduran komisyonumuz tasarıyı maddede yaptığı kelime değişikliği ile aynen kabul etmiştir.”[22]

Kanun değişikliği gerekçesinde görüleceği gibi demiryolcu çocukları için Milli Eğitim Bakanlığı pansiyonları adres gösterilmektedir.

Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Genel Müdürlüğünün 1952 Yılı Bütçe Kanunu gereğince kadrolarda ve genel giderlerde tasarruf sağlamak maksadıyla Eskişehir Yatılı İlkokulu tekrar pansiyon haline getirilmiştir.  Diyarbakır İlk Pansiyonu ve Konya Yatılı İlkokul Pansiyonları Eskişehir'de birleştirilmiştir. Eskişehir Pansiyonu bu katılımlarla 250 öğrenciyi barındırmıştır. Konya İlkokulu binası da Konya Milli Eğitim Müdürlüğüne kiralanmıştır. Maliyeti benzeri Devlet müesseselerine göre daha yüksek olduğu gerekçesiyle 175 öğrenci ile faaliyetlerini sürdüren Buca Orta Pansiyonunda 1951-1952 öğrenim yılında kapatılarak öğrencileri Milli Eğitim Bakanlığının pansiyonlu okullarına dağıtılmıştır.[23]

1957-1958 öğrenim döneminde Eskişehir İlk Pansiyonunda 180, 17 Şubat 1958 tarihinde Malatya’da açılan ilk pansiyonunda 100, muhtelif ortaokul pansiyonlarında 456 öğrenci barındırılmıştır.[24]

1959 yılında Eskişehir İlk Pansiyonunda 209, Malatya İlk Pansiyonunda 74, Maarif Vekâletinin yatılı orta pansiyonlarında 350 ve yatılı lise pansiyonlarında 148 demiryolcu çocuğu öğrenci eğitim görmüşlerdir.[25]

Açılış tarihi bilinmemekle birlikte Elazığ İlk Pansiyonu 1 Ağustos 1964 tarihinde kapatılarak öğrencileri Eskişehir İlk Pansiyonuna nakledilmişlerdir. Bu kapatma nedeni Başvekâlet Umumi Murakabe Heyeti,  Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi 1963 Yılı Raporu’nda şöyle açıklanmıştır:

“İş mahalleri itibarıyla tahsil seviyeleri ile mütenasip okul bulamayan personel çocuklarının Yatılı Okul ve Öğrenci Pansiyonları Talimatnamesi hükümleri uyarınca TCDD’nin tesis ettiği Elazığ ve Eskişehir ilk pansiyonlarından, Milli Eğitime ait yatılı lise ve özel yurtlardan faydalanmaları suretiyle ilk, orta ve lise öğrenimlerine devamları sağlanmaktadır. Bu cümleden olarak 1962-1963 ders yılında ilkokullarda 211, ortaokul ve liselerde 772 olmak üzere cem’an 983 öğrenci barındırılmış ve okutulmuştur. 1 Mart 1963 tarih ve 219 sayılı Bütçe Kanunu ile pansiyon ücretlerine seyyanen 200 er lira zam yapılmış olduğundan bu konudaki giderler toplamı 2 milyon lirayı bulmuş, ilgili personelde bu masrafa %6 nispetindeki aidatlar toplamı olan 232.204 lira ile iştirak etmiştir. Geçen yıl raporumuzda ilkokul pansiyonlarından her ikisinin de kısmen boş kaldığından bahisle Elazığ’da ki hizmetlerin Eskişehir Pansiyonuna nakli konusundaki teklifimiz, idare tarafından da uygun bulunarak 1.8.1964 tarihinden itibaren Elazığ Pansiyonu faaliyetine son verilmiştir.[26]

Bir yandan pansiyon kapatılırken 1964 yılında Sivas’ta “Demir” ismiyle bir ortaokul olarak açılmış, aynı yıl bu okul pansiyona dönüştürülmüştür.[27]

14 Temmuz 1965 tarihli  657 Devlet Memurları Kanunu’nun da pansiyonlar yer alır. Kanun’un öğrenim bursları ve yurtları başlıklı 199 uncu maddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:

 “ Mahrumiyet yerlerinde çalışan Devlet memurları görev yerlerinde çocuğunun girmesi gereken orta dereceli okul bulunmadığı takdirde, bu dereceli okullarda okuma hakkını kazanmış bulunan çocuklarını yatılı okullarda okutmak isterlerse, pansiyon ücret indiriminden faydalanırlar.

Bu indirim her yıl bütçe kanunu ile tespit olunan pansiyon ücretlerinden en azının çocukların her biri için % 50 si oranındadır. İndirim sonucunda meydana çıkan fark Devlet bütçesinden ödenir.

Ancak, memurlar çocuklarını daha yüksek ücretli okul pansiyonlarından veya Milli Eğitim Bakanlığının denetimi altında faaliyette bulunan özel pansiyonlardan faydalandırmak isterlerse aradaki ücret farkı kendileri tarafından ödenir.”[28]

1968 yılında Eskişehir İlk Pansiyonunda 129, Sivas Orta Pansiyonunda 133, orta ve lise ile Milli Eğitim Bakanlığı lise pansiyonları ile özel yurtlarda 739 orta ve lise öğrencisi okutulmuştur.[29]

1971 yılında ilk ve orta öğretim kademelerinde 1241[30]1973 yılında ise özel ve resmi yurtlarla TCDD’ye ait pansiyonlarda 1025 öğrenci eğitimlerine devam etmiştir.[31]

Sivas Pansiyonu 10 yıl kadar hizmet ettikten sonra 1974 yılında kapatılmıştır.[32] Kurum artık yavaş yavaş kendisi pansiyon işletmek yerine Milli Eğitim Bakanlığı veya özel pansiyonlarını tercih etmeye başlamıştır. Çeşitli il veya ilçelerdeki pansiyonlarda mahrumiyet bölgelerinde çalışan personelin çocukları eğitimlerine devam etme şansı buldular. Pansiyonlar özelde olsa demiryolu idaresi çocukların sağlıklı bir şekilde eğitimlerini sağlamaları için takip görevini bırakmamıştır. Pansiyon bulunan il veya ilçedeki gar müdürü demiryolcu çocuklarının velisidir.

Bu pansiyonlardan biriside Ödemiş Balıkçıoğlu Öğrenci Yurdudur. Yurdun iki binası vardır. Birisinde ilkokul öğrencileri, diğerinde ise ortaokul ve lise öğrencileri kalmaktadır.

Ödemiş Bengisu Mahallesi, Yayla Caddesi’nde bulunan,  ortaokul ve lise öğrencisi 183 kişinin barındığı Balıkçıoğlu Öğrenci Yurdunda 15 Şubat 1975 tarihinde gece saat 01.15 sularında öğrencilerin uyuduğu sırada çıkan yangın kısa zamanda tüm yurt binasını sarmıştır. Dış kapının kilitli olması nedeniyle öğrenciler ölümle karşı karşıya kalmışlardır. Bazı öğrenciler üçüncü katın pencerelerinden atlayarak kurtulmaya çalışırlarken,  diğerleri kiler olarak kullanılan bölümün kapısına yüklenmişlerdir. Olayda maalesef 11 öğrenci yanarak hayatını kaybetmiş, 15 öğrenci ise yaralanmıştır. Hayatını kaybedenler; Ödemiş Endüstri Meslek Lisesi öğrencileri; İbrahim Ütük, Ömer Çelebi, Osman Şenocak, Hasan Kaya, Remzi Yağcı, Nedim Pınar, Musa Dilek, Muzaffer Koç ve Muzaffer Ulutan ile Ödemiş Lisesi öğrencileri Hasan Kırktaş ve Mehmet Sait Alpaslan’dır. Hayatını kaybedenlerden Hasan Kırktaş hariç hepsi demiryolcu çocuğudur. Yangında yararlanan öğrenciler ise Ahmet Kılıç, Muzaffer Dönmez, Osman Sarı, Süleyman Güngör, Cumali Ceylan, Hulki Yılmaz, Ramazan Özdemir, İrfan Çınar, Halil Sarı, Yusuf Taylan, Bekir Dinçaslan, İbrahim Dönmez, Fahrettin Ardıç, Yusuf Özsoy ve İsmet Özdemir’dir.[33]

Yangında hayatını kaybedenler,  yaşları diğer öğrencilere nazaran daha büyük olan üst sınıf öğrencileridir. Kendilerinin kurtulma olanağı varken bunu yapmayarak alt sınıflarda ki kardeşlerini kurtarmak için canlarını tehlikeye atmışlardır.

Olayda hayatını kaybedenlerden birisi olan 17 yaşındaki Osman Şenocak, yangını fark edince hemen koğuşundaki arkadaşlarını uyandırarak kurtulmalarını sağlamıştır. Daha sonra diğer koğuşlardaki arkadaşlarını kurtarmak için çabalayan Osman Şenocak’ı ölüm pencere kenarında yakalamıştır.Olayda yaralanan öğrencilerden Ahmet Kılıç yaşadıklarını şöyle anlatmıştır:

“Osman Şenocak gece kıyafetiyle durmadan ortada dolaşıyor, yataklarında uyuyan arkadaşlarımızı kaldırıyordu. Daha sonra paniğe kapılıp yerlerinden kalkamayanları kucaklıyor, cehennemi alevler arasından götürüyor ve aşağı atlamalarını sağlıyordu. O olmasaydı pek çoğumuz daha ölmüş olacaktık”[34]

Mucize eseri yaralı olarak kurtulan bir başka öğrenci olan Âdem Söylemez ise tedavi gördüğü İzmir Devlet Hastanesindeki anlatımı ise şöyledir:

“Erkenden yatmıştım, gürültülerle uyandım. Her şey bir anda oldu. Alevler ve dumanlar içinde kendimi pencerede buldum ve can havliyle ikinci kattan atladığımı hatırlıyorum.”[35]

Ödemiş Kaymakamı Nusret Saygın, gazetecilere olayla ilgili yaptığı açıklamada; yangının üç katlı yurt binasının birinci katında çıktığını, kısa zamanda tüm binayı sardığını, yangının başlamasıyla ortalığı yoğun bir dumanın kapladığını anlatmış, yurt bekçisinin ikinci kata çıkarak öğrencilere haber veremediğini, yangının çıkış nedenin araştırıldığını belirtmiştir.

Yangın ilçede büyük bir üzüntüye neden olmuş, bir yardım komitesi kurularak öğrencililere gıda yardımında bulunulmuş, açıkta kalan öğrencilerde başka yerlere yerleştirilmişlerdir.[36]

Kaymakam Saygın, bir gün sonraki açıklamasında ise 11 öğrencinin yangın sırasında dumandan boğularak öldüklerini, daha sonra cesetlerinin tanınmayacak duruma geldiğini, Bayındır İtfaiyesi’nden yardım talep edildiği halde olay yerine gelmediğini söylemiştir.Balıkçıoğlu Öğrenci Yurdunun Sahibi ve Müdürü Mehmet Balıkçıoğlu yangın sonrası gözaltına alınıp Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’nce serbest bırakılmış ancak savcının itirazı üzerine tutuklanmıştır. Balıkçıoğlu ile birlikte mahkemeye sevk edilen gece bekçisi ise serbest bırakılmıştır. Yangında kurtulan öğrencilere 10 günlük izin verilerek memleketlerine gönderilmiştir.[37]

Yangının çıkış nedenin belirlenmesi amacıyla oluşturulan bilirkişi kurulu, hazırladığı raporda; yangının çıkış nedenin belirlenemediğini ancak elektrik kontağından çıkmadığı, yangındaki ölü sayısının fazla oluşuna yurt pencerelerinin daha önce iç ve dış kısımlardan çivilenmesi ile demir kapıların kilitli olmasının neden olduğu, yangın gecesi yurtta görevli nöbetçi öğretmenin öğrencilerle birlikte aynı binada kalması gerekirken, yurdu terk ettiğinin anlaşıldığı ifade edilmiştir.[38]

İlçelerinde meydana gelen yangın bütün Ödemişleri çok üzmüştür. Cenazelerin toprağa verileceği gün kucağına çocuğunu alan, tarlasında çiftini bırakan ve erken saatlerde dükkânlarını kapatan Ödemişliler yaşlısıyla genciyle 11 öğrencinin Türk bayrağına sarılı tabutlarının geçtiği yollara doluşarak gözyaşı dökerek kederli ailelerin acılarına ortak olmuşlardır. Sayıları 1500’ü bulan bütün okulların öğrencileri ve 8 binden fazla Ödemişli cenaze törenine katılmıştır. Hastaneden Ödemiş Lisesine oradan da Endüstri Meslek Lisesine getirilen 11 öğrencinin cenazeleri mezarlıktaki mermer kaideye yazıldığı gibi; “genel arzuya uyularak memleketlerine götürülmemiş Ödemişlilerin hamiyet ve dualarına” bırakılarak Ödemiş Zungurlu Mezarlığında toprağa verilmiştir.[39]

Yangın sonrası yurtta kalan öğrenciler değişik illerdeki özel yurtlara transfer edilerek eğitimlerinin devamı sağlanmıştır.

1982 -1983 öğretim yılında demiryolcu çocuklarının kaldıkları Mili Eğitim Bakanlığı pansiyonları;  Ankara Atatürk Lisesi, Balıkesir Cumhuriyet Lisesi,  Elazığ Lisesi,  Erzincan Lisesi,  Erzurum Nene Hatun Kız Lisesi,  Eskişehir Cumhuriyet Lisesi, Gaziantep Lisesi,  Kars Alpaslan Lisesi,  Kastamonu Taşköprü Lisesi,  Kütahya Kılıçarslan Lisesi,  Malatya Turan Emeksiz Lisesi,  Sivas Lisesi,  Sivas Gazi Lisesi,  Yozgat Lisesi,   Amasya Atatürk Lisesi, Adana Ceyhan Pamukeli Ortaokulu, Balıkesir Lisesi, Mardin Lisesi ve Kahramanmaraş Lisesinin bünyesindedir.

1983 -1984 öğretim yılında demiryolcu çocuklarının kaldıkları Mili Eğitim Bakanlığı pansiyonları; Ankara Atatürk Lisesi, Balıkesir Cumhuriyet Lisesi,  Elazığ Lisesi,  Erzincan Lisesi,  Erzurum Nene Hatun Kız Lisesi,  Eskişehir Cumhuriyet Lisesi, Gaziantep Lisesi,  Kars Alpaslan Lisesi,  Kastamonu Taşköprü Lisesi,  Kütahya Kılıçarslan Lisesi,  Malatya Turan Emeksiz Lisesi,  Sivas Lisesi,  Sivas Gazi Lisesi ve Yozgat Lisesinin bünyesindedir.

TCDD İşletmesi Yönetim Kurulunun 19 Kasım 1987 tarihli 29/345 sayılı Kararı ile;  “ Kaynak kullanımının daha rantabal olmasını sağlamak ve Kuruluşumuza yük olmaktan çıkarılması için Adapazarı, Eskişehir ve Sivas Pratik Sanat Okullarının aşamalı olarak kapatılmaları, keza Haydarpaşa, Sivas ve Mersin Eğitim Merkezlerinin de tedricen kapatılarak bunların yerine Adapazarı Pratik Sanat Okulu için yapılan binanın Eğitim Merkezine dönüştürülmesi, Meslek Lisesinin Eskişehir Pratik Sanat Okulu için yapılan binaya, Eskişehir Eğitim Merkezinin halihazır Meslek Lisesi binasına alınması, Eskişehir Eğitim Merkezinden boşalacak binanın da okulsuz işyerlerinde çalışan personelimizin çocuklarının yararlandırmak üzere pansiyon haline getirilmesi (…) hususlarında gerekli düzenlemeleri yapmak üzere Genel Müdürlüğe yetki”[40] verilmiştir.

1988-1989 öğrenim yılında; Balıkesir Cumhuriyet Lisesi, Eskişehir Cumhuriyet Lisesi, Kütahya Kılıçarslan Lisesi,  Kayseri Lisesi, Malatya Lisesi, Ankara Halil Edip Lisesi, Amasya Atatürk Lisesi,  Erzurum Lisesi, Sivas Gazi Lisesi, Muş Malazgirt Alpaslan Lisesi, Niğde Lisesi, Sivas Lisesi, Niğde Bor Şehit Nuri Pamir Lisesi, Muş Lisesi, Manisa Lisesi ve Kars Susuz Kazım Karabekir Öğretmen Lisesi pansiyonlarında toplam 117 öğrenci öğrenim görmüştür. Bu öğrencilerin 16’sı kız 101’i ise erkektir. Öğrencilerin 39’u lise, 78’i ise ortaokul öğrencisidir.

TCDD İşletmesi Yönetim Kurulu’nun 22 Ağustos 1989 tarihli ve 21/349 sayılı Kararı ile ise; “Boş durumdaki Eskişehir Eğitim Merkezi eski binasının geçici kaydıyla Milli Eğitim Bakanlığı emrine tahsisi, devir-teslim şartlarının tespiti ve protokol tanzimi hususlarında, Genel Müdürlüğe yetki”[41] verilmiştir. Bir önceki Yönetim Kurulu Kararında anılan binanın pansiyon yapılması hususunda Genel Müdürlüğe yetki verilmesine karşın binanın Milli Eğitim Bakanlığa devredilmesi nedeniyle

TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı muhtelif illerdeki pansiyonlarda okutulan okulsuz işyerlerindeki personel çocukları 1989-1990 öğretim yılında Adapazarı ve Eskişehir Eğitim Merkezleri ile Sivas Pratik Sanat Okulunda tesis edilen öğrenci pansiyonlarına nakledilmişlerdir.

1989-1990 öğrenim yılında Adapazarı Eğitim Merkezinde 22, Eskişehir Eğitim Merkezinde 66, Sivas Pratik Sanat Okulunda 22, Kars Susuz Kazım Karabekir Öğretmen Lisesinde 3, Ankara Halide Edip Lisesinde 4, Eskişehir Cumhuriyet Lisesinde 5 ve Sivas Gazi Lisesinde 7 olmak üzere toplam 129 öğrenci eğitim görmüştür.

TCDD Öğrenci Pansiyonları Yönetmeliği 1990-1991 öğretim yılında uygulamaya konulmak üzere 2 Temmuz 1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yönetmeliğe göre;

Aşağıdaki yazılı şartları haiz personelin öz, üvey ve medeni kanun hükümleri gereğince tescil edilmiş manevi evlatları, pansiyonlara aşağıdaki sıraya göre yerleştirilir:

Okul bulunmamak kaydına bakılmaksızın; görevleri başında iken iş kazası sonucunda ölen veya 1 nci derecede malul kalan personel,

 Okul bulunmayan görev yerlerinde çalışan personel,

Bulunduğu görev yerinde okul bulunsa bile, çocuklarına bakacak kimsesi olmayan veya kendi imkânları ile çocuğunu okutamayacak olan personel,(eşlerinin, çocuklarına bakamayacak derecede hasta olmaları ve bu husussun her ders yılı başında Sağlık Kurulu Raporu ile belgelendirilmesi kaydıyla)

Ders yılı içinde okulu bulunan bir işyerinden, okulu bulunmayan bir işyerine nakledilen personel.”[42]

Yönetmeliğin pansiyon ücretleri ile ilgili 14 üncü maddesi ise şöyledir;

“ Öğrenci velilerinden alınacak pansiyon ücreti aşağıdaki esaslara göre tespit ve tahsil edilir.

1-Pansiyon aidatı kesinti oranı %9 olup; çocukları okutulan memur ve hizmetlilerin aylık brüt maaşlarından bir çocuğu için %9, ikinci ve müteakip her çocuk için ise %6 oranında ve ders yılını takip eden ocak ayından başlamak üzere 9 ay müddetle kesinti yapılır. Örneğin; üç çocuğu okutulacak personelden %21 kesinti yapılır.

2- Çocukları okutulan işçilerin toplu sözleşme ile elde ettikleri son zamlar da dahil olmak üzere her ay için 225 saatlik ücretlerinden bir çocuğu için %9, ikinci ve müteakip her çocuk için ise %6 oranında ve ders yılını takip eden ocak ayından başlamak üzere 9 ay müddetle kesinti yapılır. Örneğin; üç çocuğu okutulacak personelden %21 kesinti yapılır.”

Okul bulunmamak kaydına bakılmaksızın; görevleri başında iken iş kazası sonucunda ölen veya 1 nci derecede malul kalan personel çocuklarından ücret alınmaz.”

Yönetmeliğin ilgi çeken hükümlerinden biriside öğrenci temsilcisine pansiyon disiplin kurulunda temsil ve aylık olarak hazırlanan yemek listesinin oluşmasına görüş sunma hakkının verilmesidir.

Ancak Sivas Pratik Sanat Okulunun 1989-1990 öğretim yılı sonunda kapatılması nedeniyle meydana gelecek atıl kapasiteyi değerlendirmek ve küçük yaştaki öğrencilerle yetişkin kursiyerlerin bir arada barındırılmasının sakıncalarını önlemek amacıyla Adapazarı ve Eskişehir Eğitim Merkezleri bünyesindeki pansiyonlarda bir kısmının Demiryolu Meslek Lisesi bünyesinde barındırılarak diğerlerinin, TCDD Öğrenci Pansiyonuna dönüştürülen Sivas Pratik Sanat Okulu Pansiyonuna nakledilmesi kararlaştırılmıştır. [43]

1990-1991 öğretim yılında TCDD Sivas Pratik Sanat Okulu Pansiyonunda 67, Ankara Halide Edip Lisesinde 5, Eskişehir Cumhuriyet Lisesinde 4, Sivas Gazi Lisesinde 4 ve Kars Susuz Kazım Karabekir Öğretmen Lisesinde 1 olmak üzere toplam 82 öğrenci öğrenim görmüştür. Bu 82 öğrencinin 14’ü kız, 68’i erkektir. Kızların 8’i ortaokul, 6’sı ise lise öğrencisidir. Erkeklerin 44’ü ortaokul, 24’ü ise lise öğrencisidir.

TCDD İşletmesiYönetim Kurulunun 8 Kasım 1991 tarih ve 28/411 sayılı Kararı ile; “Okulsuz işyerinde çalışan personel çocuklarının eğitimlerinin eksiksiz olarak yürütülmesinde büyük önem taşıyan ve Kuruluşumuzun en önemli sosyal hizmeti niteliğinde bulunan pansiyon hizmetlerinin daha bektin ve verimli şekilde yürütülebilmesi amacıyla Sivas’ta bir TCDD Pansiyon Müdürlüğünün Eğitim ve Öğretim Dairesi Başkanlığına bağlı olarak kurulması ve bu Müdürlüğün TCDD Öğrenci Pansiyonları Yönetmeliğine göre faaliyet göstermesine” karar verilmiştir.

 Sivas’ta yeniden pansiyon hizmete açılmış ise de uzun ömürlü olamamış, “Sivas Pansiyon Müdürlüğünün okulsuz işyerlerinde çalışan personel çocuklarının eğitimlerinin eksiksiz yürütülmesi amacıyla kurulduğu, ancak zamanla Pansiyon Müdürlüğündeki TCDD personeli öğrenci sayısının azaldığı ve bu öğrencilerin Kuruluşumuz tarafından TCDD Öğrenci Pansiyonları Yönetmeliği hükümleri dâhilinde MEB’e bağlı pansiyonlarda ve özel yurtlarda okutulmalarının daha verimli ve ekonomik olacağı” gerekçesiyle TCDD İşletmesi Yönetim Kurulunun 12 Şubat 1998 tarih ve 4/72 sayılı Kararı ile kapatılmıştır.[44]

Facianın üzerinden onlarca yıl geçtikten sonra bile ülkemizde bu anlamda pek değişiklik olmamış gibidir. Yine benzer faciaların yaşanmasına engel olunacak pek fazla bir şey yapılmadığı içindir ki;

1 Ağustos 2008 tarihinde, Konya’nın Taşkent İlçesi Balcılar Beldesinde bir yardım derneğine ait Özel Boğaziçi Öğrenci Yurdunda, LPG tankından gaz sızıntısı olmuş, sabah namazı için kalkan bir öğrencinin elektrik düğmesine basması sonucu patlama meydana gelmiş, üç katlı yurt binası yıkılmış, 17 öğrenci ve bir eğitmen hayatını kaybetmiş, 29 öğrenci de yaralanmıştır.[45]

1 Aralık 2015 tarihinde, Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Karaağaç (Benin) Köyünde Kulp Müftülüğüne bağlı ruhsatsız ve kaçak elektrik kullanılan Kuran Kursu binasında çıkan yangında 6 çocuk hayatını kaybetmiş 6’sı ise yaralanmıştır.[46]

Son olarak ta 29 Kasım 2016 tarihinde saat 19.30 sularında Adana’nın Aladağ İlçesi’nde bulunan, bir cemaate ait, yaşları 11-14 arasında değişen, ortaokul öğrenimi gören 34 kız öğrencinin kaldığı Aladağ Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Orta Öğretim Kız Öğrenci Yurdunda, meydana gelen yangında 11 çocuk ve bir eğitmen hayatlarını kaybetmiş ve 22 öğrencide yaralanmıştır.[47]

Her yangın sonrası yurtlardaki güvenlik önlemleri ve teknik denetimlerin yetersizlikleri tartışılır. Göstermelik önlemler açıklanır, denetimler yapılır.  Facianın sorumluları ya cezasız kalır ya da az bir ceza ile kurtulurlar. Sonra her şey unutulur…

Usta Gazeteci Burhan Felek’te Ödemiş’teki facia sonrası Milliyet’teki köşesinde olayı irdelemiştir:

Elbette öğrenmişsinizdir. Ödemiş’te bir talebe yurdunda gece yarısı yangın çıktı. 11 genç çocuğumuz öldü. 18’i de yaralandı. Yangının sebebi(nedeni değil!) hakkında tahkikat yapılıyor.(...) Bir talebe yurdu -kime ait olursa olsun- yani içinde yüzlerce kimsenin yattığı binanın yangına karşı alınmış tedbirleri olacaktır.

Eskiden beylik dairelerin kapılarından girince ön avluda duvara asılmış bir takım kancalar, baltalar ve yere dizilmiş içi su dolu 10-15 kova göze çarpardı. O zamanın yangınına karşı aldığı tedbir buydu. Fakat bazen bu kovaları kimse çalmasın diye birbirine zincirle bağlarlardı. Gördükçe düşünürdüm: “-Yangın olursa, zincire vurulmuş bu kovaları nasıl kullanacaklar?”  diye…

Yani yakın eskilerde böyle kalabalıkların barındığı yerlerde zamanına göre yangın söndürme tertibatı bulunurdu. Sonradan bunu birtakım köpük saçan aletlerle temine çalıştılar. Fakat en çok bekçiler, bekçi saatleri, bilhassa buraların selametini temine yarar tedbirler arasındaydı.

Acaba bunlar Ödemiş’teki talebe yurdunda var mıydı? Acaba içinde 200 kişinin yattığı binanın gece bekçisi, gece nöbetçisi, nöbetçi idarecisi var mıydı? Acaba Ödemiş Belediyesi veya kazası buranın yangına karşı selametini ne ile sağlamıştı.  Çünkü bu çeşit tedbirlerin alınması Sivil Savunma Kanunu icabıydı. Acaba Türkiye’de böyle binaların kaçında lüzumlu ve daimi kontrol edilmekte midir? Acaba belediye ve mülki amirler bunlarla ne dereceye kadar ilgilenmektedir. ?

Bu soruları hep sorarız ve soracağız. Bu yangının bir mesulü bulunacaktır;  elektrik kontağı denilecektir.

Benim İstanbul Elektrik İdaresi Umum Müdür Muavinliğine kadar yükselmiş, Almanya’da okumuş elektrik mühendisi bir dostum vardır. Ne zaman elektrik kontağından yangın çıksa bana; “ Elektrik kontağından yangın çıkmaz, Çıkarsa, pek büyük ihtimaller ve dikkatsizliklerden çıkar o da ender olur! derdi. Bugün elektrik cereyan o kadar etkisizleşmiş ve kontrol altına alınmıştır ki; kontak yani çıplak iki telin birbirine değmesi hali olursa, bundan doğacak akıbetler önlenivermektedir.  Her şeyden evvel cereyan kesilince, baş suçlu zararsız hale getirilmiş olur. Her çeşit kazada, her büyük can ve mal kaybına sebep olan kazada bu satırları yazarız. Ru’esâyı umur bunu okurlar. Ama hiç birinden bir olumlu ders alınmaz ve bu kazalar olur gider. Beraberinde birçok can birlikte gider.

Türkiye’de mesuliyet, vazife hissi ve bunun derece derece sorumlusu yoktur. (...) Kim verecek Ödemiş’te yanan 11 çocuğun hesabını? Olmaz efendim, bu kadar kayıtsızlık, bu kadar tasasızlık ve sorumsuzluk olmaz.(…)[48]

Hayatını kaybeden öğrencilerin ailelerinden bazılarının Avukatı demiryolcuların yakından tanıdıkları emekli demiryolcu Sami Kuzucu’dur. Avukat Kuzucu’nun anılarında olay için ayırdığı bölümdeki yazdıkları bu tür olayların neden önlenemediğinin ve tekrar tekrar neden yaşandığının nedenleri gibidir:

“(…) TCDD Ödemiş’te özel bir pansiyon sahibi ile anlaşmıştı. Mahrumiyet bölgelerinden getirilen çocuklar, bu pansiyonda kalıyordu ve Ödemiş’te çeşitli okullarda okuyorlardı. Pansiyon sahibi, Ödemiş’te tanınan bir kişiydi ve siyasi yönü de mevcuttu. Pansiyonda geceleri nöbetçi bir memur ve öğretmen bırakmayacak kadar da cesur. Koskocaman pansiyon, geceleri kulağı iyi duymayan bir gece bekçisine bırakılır, o da kapıları içeriden kilitler, artık nasıl görev yapar, bunu kendisi ve yaratan Halik bilir. Bir kış gecesi, yine böyle kapalı kapılar ardında, çocuklar uyurken, yurtta bir yangın çıkar, birçok çocuk yaralanır ve bazıları da yanarak ölür. Ben bu ölen çocukların yakınlarından bir kısmının davalarını almıştım. Açılmış ceza davasına müdahiller vekili olarak iştirak etmekteydim. Olayın akabinde yurt sahibi ve bekçisi tutuklanmış ve dava Ödemiş Ağır Ceza’da açılmıştı. İlk duruşmaya çıktığımda, meslek yaşamımda bazı ilklerle karşılaşmıştım. Sanıklara veya tanıklara bazı soruların sorulmasını başkandan talep ettiğimizde, ya soru noksan soruluyor veya yanıtlar eksik alınıyor veya tam zapta geçmiyordu. Bir takım eksiklikler oluyordu. CMUK hükümleri gereği başkan duruşmayı idare ederdi. Ama idare etme tarzında bir takım aksaklıklar vardı.

Bir ara duruşma savcısı M. Bey, başkandan söz istedi ve taleplerini zapta geçirmeye başladı. Duruşma gününden bir gün önce, olay mahallinde yapılan keşfe gitmek için hazır beklediğini ve her hangi bir davet yapılmayarak, kendisinin yokluğunda keşfin icra edildiğini belirtti. Bugünkü duruşmada ise duruşmanın yönetilmesinde bir takım usul hataları yapıldığını tespit ettiğini ve bu sebeple mahkeme başkanının davadan çekilmesini talep etmişti. Ben bir ilkle karşılaşıyordum. Duruşmaya ara verilmiş. Celse açılınca da mahkeme başkanı, Ağır Ceza Reisinin, davadan çekilmesine şahit olmuştuk.”[49]

1989-1994 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığını da yapmış olan  Türkiye Yangından Korunma ve Eğitim Vakfı Kurucusu ve Onursal Başkanı, İTÜ Makine Fakültesi öğretim üyesi, yangın konusunda Türkiye’nin sayılı otoritelerinden Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç’ın Aladağ Yangını sonrası yazdıkları da acı gerçeği bize gösteriyor:

“Türkiye’de ölüm varsa kaderdendir, yangın varsa elektriktendir”. Olaylara bakış açısının yanlışlığı felaketleri artırmaktadır. Medyada bilgi kirliliği var. Bina içinde her türlü yangın önlemi olsa bile, yangın merdiveni depo olarak kullanılıyorsa, kapıya asma kilit takılıyorsa sonuç farklı olmayacaktır. Bir binada iki adet giriş-çıkış merdiveni varsa ve bunlar yönetmeliğe uygun olarak yapılmışsa, patlama hariç yangınlarda ölüm olmaz. Can güvenliği için önce insanların kaçışı sağlanmalıdır. Ülkemizde tehlikeli olan “var” denilen ama aslında yok hükmündeki önlemlerdir. Görüntüde var olan bir sistemin teknik özellikleri uygun değilse, mesela merdiven kilitliyse veya merdiven depo olarak kullanılıyorsa, söndürme sisteminin suyu yok ise algılama sistemi yanlış alarm veriyor diye kapatılmışsa bunlar yok özellikte demektir. Önce bu zihniyet değişmelidir. Çocukları ortaçağ zihniyetiyle binaya hapsedenler ile bunları sevimli gösterip yardım edenler oldukça, fazla bir şey değişmez. Bir binada yeterli önlem olmadığı takdirde dünyanın en iyi itfaiyesi bile bir şey yapamaz. Zihniyet değişmedikçe de ne kadar önlem olursa olsun sonuç değişmez. Zihniyetin değişmesi için de öncelikle çağdaş eğitim gereklidir.”[50]

 

[1]Kudret Emiroğlu- Ümit Uzmay, Demiryolu Ansiklopedisi, Ankara 2013, s.297. Demiryollar Mecmuası 1 Haziran 1927 tarihli 27 nci sayısında Pozantı Belemedik Aile Mektebinden bahsedilmektedir. Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğünün 1931 Senesi Bütçe Kanunu  (C) cetvelinde Eskişehir Aile Mektebi kadro tablosunun başlığında (Belemedik Mektebi dâhil) denilmektedir.( R.G: 02.07.1931, S:1862.)

Cumhuriyet Gazetesi’nin ödüllü bulmacalarını doğru cevaplandıranlar arasından çekilen kura sonucu Belemedik Aile Mektebi öğrencileri Hadiye Latif (Cumhuriyet, 02.04.1931) ve Muzaffer’in (Cumhuriyet, 05.05.1932) onar kartpostal ödül kazandıkları ilan edilmiştir. Buradan Belemedik Aile Mektebinin en azından 1932 yılına kadar faaliyetini sürdürdüğünü söyleyebiliriz.

[2]Behiç Erkin,  Hatırat 1876-1958, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2010, s.255. Mustafa Necati, 1925-01.01.1929 tarihleri arasında Maarif Vekilliği yapmıştır.

[3]Türk Maarif Cemiyeti 31 Ocak 1928 tarihinde kurulmuş, şu anda Türk Eğitim Derneği adı altında faaliyet sürdürmektedir. Cemiyet, genel olarak eğitimin yaygınlaşmasını sağlamayı amaçlamış olup, bunu gerçekleştirmek için; eğitim imkânı bulamayan fakir öğrencileri ücretsiz olarak okutmuş, yurtlar açmış ve yabancı okulların etkinliğini azaltmıştır. Mevlüt Çelebi, Atatürk’ün Himayesinde Kurulan Türk Maarif Cemiyeti (1928-1933), Tarih İncelemeleri Dergisi,  C:XIX, S:2, Aralık 2004, s.35-53.

[4]Resmi Gazete,  28.05.1932,  S: 2109.

[5]Behiç Erkin,  A.g.e. s.306-307. Behiç Erkin 14.01.1926-15.10.1928 tarihleri arasında Nafıa Vekilliği (Bakanlığı) yapmıştır.

[6]Resmi Gazete, 22.04.1933,  S:2886.Resmi Gazete,  03.06.1934,  S:2717.Resmi Gazete,  04.06.1935,  S:3019.

[7]TBMM Z.C. D:V, C:11,Y:2, 71. Birleşim, 29.05.1936.

[8]Resmi Gazete, 28.05.1938, S:3919. 1912 yılında Anadolu Bağdat Demiryolu kapsamında yapılan en önemli yapılardan biridir. 1980 yılına kadar farklı amaçlar için kullanılmıştır.  Önce 1915’te hastane olmuştur. Güney Cephesi Komutanlığından gelen emirle 13 Kasım 1920’de Komutanlık Karargâhı olmuştur. Kurtuluş Savaşından sonra Demiryolları İşletme Müdürlüğü binası olarak hizmet vermiştir. Daha sonraki yıllarda ise önce ilkokul, 1950’li yıllarda Maarif Koleji olmuştur. Özel sektör tarafından kira ile kullanılmasından sonra1980 yılından beri TCDD Genel Müdürlüğünce restore edilerek misafirhane olarak kullanılmaktadır.

[9]Yıldırım Koç, 1935-1954 Döneminde Demiryolu İşçileri, Mülkiyeliler Birliği Dergisi, Ağustos 1993, C: XVIII,  S:158, s.25.

[10]Okullar Kurslar Pansiyonlar, Demiryolu Dergisi; Ekim-Kasım-Aralık 1943, S:224-225-226, s.50-51.

[11]TBMM Z.C. D:VI, C:25, İ:3, 29.05.1942

[12]Okullar Kurslar Pansiyonlar, Demiryolu Dergisi, Ekim-Kasım-Aralık 1943, S:224-225-226, s.50-51.

[13]Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğü, Talebe Yurtları (Pansiyonları) Talimatnamesi, Alsancak 1944, s.4-24.

[14]TBMM Z.C. D:VII, C:10, İ:1, 65 Birleşim, 30.05.1944.

[15]BCA., Fon Kodu: 030.18.01.02. Yer Kodu:108.50.14.1945-1953 yılları bütçe kanunlarında diğer pansiyon ve ilkokullarla ilgili bilgi olduğu halde Adana ve Sivas ilkokul ve pansiyonlarının faaliyete açılmaları hususunda  bilgi bulunmamaktadır.

[16]TBMM Z.C. D:VII, C:17. TY:2, 66. Birleşim, 30.05.1945.

[17]TBMM Z.C. D:VIII, C:3. TY:1, 25. Birleşim, 27.12.1946.

[18]TBMM Z.C. D:VIII, C:3. TY:2, 27. Birleşim, 30.12.1947.

[19]TBMM Z.C. D:VIII, C:16. TY:3, 27. Birleşim, 27.02.1949.

[20]TBMM Z.C. D:IX, C:5. TY:1, 53. Birleşim, 27.02.1951.

[21]TBMM Z.C. D:IX, C:13. TY:2, 47. Birleşim, 25.02.1952.

[22]TBMM Z.C. D:IX, C:13. TY:2, 47. Birleşim, 25.02.1952.

[23]TBMM Z.C. D:IX, C:13. TY:2, 50. Birleşim, 28.02.1952.Demiryol Dergisi, Haziran 1952, s.63-64. 1952 yılında Edirne Lisesinde 15, Bilecik Ortaokulunda 60, Afyon Lisesinde 30, Niğde Lisesinde 20 ve Denizli Lisesinde 50 öğrenci öğrenimine devam etmiştir.

[24]  Başvekâlet Umumi Murakabe Heyeti, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi 1957 Yılı Raporu, s.74.

[25]Servet Zengin, Türk Demiryolları, TCDD Genel Müdürlüğü, Ankara 1959, s.38.

[26]Başvekâlet Umumi Murakabe Heyeti, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi 1963 Yılı Raporu, s.31-32.

[27]TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü Sivas Eğitim Merkezi Müdürlüğü, Bilgi Notu.

[28]Resmi Gazete, 23.07.1965, S:12056.

[29]TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü, TCDD 44.Yıl 24 Mayıs 1924 - 24 Mayıs1968,  Ankara 1968, s.168.

[30]TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü,1971 Yıllık Özeti,  İzmir 1972, s.15.

[31]T.C. Ulaştırma Bakanlığı, Ulaştırmada 50 Yıl, Ankara 1973, s.69.

[32]TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü Sivas Eğitim Merkezi Müdürlüğü, Bilgi Notu.

[33]Cumhuriyet, 16.02.1975.  Milliyet, 16.02.1975. Hürriyet, 16.02.1975.

[34]Hürriyet, 16.02.1975.

[35]Hürriyet,17.02.1975.

[36]Cumhuriyet, 16.02.1975.

[37]Cumhuriyet, 17.02.1975.

[38]Milliyet, 19-20.02.1975.

[39]Hürriyet,18.02.1975.

[40] TCDD İşletmesi Yönetim Kurulunun 12.11.1991 tarih ve 28/411 sayılı Kararı’nda anılıyor.

[41] A.k.

[42]TCDD İşletmesi Yönetim Kurulunun 02.04.1990 tarih ve 12/113 sayılı Kararı.

[43]TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü Eğitim ve Öğretim Dairesi Başkanlığının 31.08.1990 tarih ve 15141-1/7138 sayılı yazısı.

[44]1998 yılı aynı zamanda TCDD’ye meslek elamanı yetiştiren Demiryolu Meslek Lisesinin de kapatıldığı tarihtir.

[45]Cumhuriyet, 02.08.2008.

[46]Cumhuriyet, 02.12.2015.

[47]Cumhuriyet, 30.11.2016.

[48]Burhan Felek, Ödemiş’te Yangın var!, Milliyet, 20.02.1975.

[49]Sami Kuzucu, Bir Kaplumbağanın Anıları ve Gezi Notları, Pasif Matbaacılık, Ankara 2005, s.70-71.

[50]Abdurrahman Kılıç,  Öğrenci Yurdu Yangını, Yangın ve Güvenlik Dergisi, Kasım-Aralık 2016, Yıl: 23, S:187,  s.8.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 759
Kayıt tarihi
: 10.02.13
 
 

1963 Kars Selim doğumluyum, 1980 yılında TCDD Meslek Lisesinden mezuniyetle TCDD'de çalışmaya baş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster