Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
378
 

Demokrasi içinde uyarı veya muhtıra

Demokrasi içinde uyarı veya muhtıra
 

AKP'nin kendi kendine çalıp söylemesi Genelkurmay'ın muhtıra gibi açıklamasına neden oldu. Yapılan atamalar, ihaleler, Cumhuriyetin değerleri ile yapılan kavga... Doğal olarak artık asker direkt olarak rejime müdahaleyi benimsemiyor. Ama ülkede belli bir grubun sözcüsü, sancaktarı olanlara "Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir, laikliğin koruyucusu anayasanın verdiği sorumluluk ile ordudur!" diyor.

İşbirlikçi medya ile kol kola, cumhuriyetin değerlerini sürekli aşındıran zihniyete verilen uyarı, umarım amacına demokrasi içinde ulaşır. Devlette, makamlara getirileceklerin birinci ölçütünün eşinin türbanlı olması kriter olmaktan çıkar, liyakat belirleyici olur.

Daha önce yazdığım yazılarımda belirttiğim gibi devletin iş gören memuru kendini tarikat veya siyasetin emrinde değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin hizmetine bağlı onurlu bir yurttaş olarak görür ise, bu tür sorunlar yaşamak zorunda kalmayız.

Rejime şu ya da bu şekilde müdahaleyi isteyecek en son kurum Türk Silahlı Kuvvetleri'dir. Kimsenin gözünden kaçmamalıdır.

Ortaya konulan Genelkurmay açıklaması aynı zamanda Atatürk'ün mirasına talip olduğunu savunan sayın Baykal'a ve onun CHP'sinedir. Herkes dersini çıkarmalıdır.

Bundan sonra olacaklara dair biraz fikir jimnastiği yapacak olursak gelecek için fazla iyimser senaryolar yazmanın da pek mümkün olmadığını görmemiz gerekir.

Atatürk'ün ilkelerini ve devrimlerini içselleştirmiş toplum kesimlerini bir araya getirmek, örgütlemek ve iktidara taşımak sorumluluğunu göster(e)meyen Baykal gerekli dersi çıkarmalıdır.

Dünkü Milliyet'te Metin Münir "Tanrım CHP'yi baştan yarat" başlıklı yazısında gerekçeleri ayrıntıları ile işliyor.

Sayın Tayyip Erdoğan'a üç kişi ile cumhurbaşkanı seçiyor diye haklı eleştiriler yöneltiyoruz.

Sayın Baykal'ın feodal beylik yönetir gibi politbüro ile birlikte CHP'yi yönetmesi daha fazla eleştiriyi hak ediyor.

Bu gün gelinen sürecin sorumlusu iktidar ve muhalefet partisidir.

ABD ve AB'nin açıklamaları ve yönlendirmeleri beni bağlamaz. Demokrasi ve uygarlık dersi vermeye kalkışacakların listesini yapsak en sonda yer alırlar.

Türkiye azınlık iktidarını değiştirecektir ama en zorlanacağı ise her dönemin adamı olmak ve çıkar sağlamak ahlaksızlığını düstur edinenlerden kurtulması olacaktır.

Dini kullanarak iktidar elde edenlerin demokrasiyi kendilerine araç olarak gördüklerinin en son örneği cumhurbaşkanı seçiminde yaşanan süreçtir.

Tehlikeli olan, gelinen durumda bir iki davadaşlarını feda edip, medya pompalaması ile halkın belleğini ele geçirip yeniden iktidar olma olasılıklarıdır.

Atatürk ve yakın tarihimiz gerçekten gençlere ve çocuklarımıza anlatılmalı, öğretilmeli.

Kutlu Doğum Haftasını, Cumhuriyet Bayramı'na alternatif gibi sunarak, İslam Peygamberini ve dini kendi çıkarları için kullanan zihniyetin tırmanışı tehlikelidir. Din'den siyaset elini çekmelidir!

Türkiye'nin sıkıntılı günler geçirdiğini, ancak demokrasi ile bunları aşacağına olan umudumu saklı tutuyorum.

ANAP lideri'nin açıklamaları çok demokratik ve ilkeli gibi gözükebilir ancak benim özetle anladığım belli çevrelere gönderilen "AKP yapamadı ben yaparım" mesajıdır. Herkes başını elinin arasına alarak enine boyuna düşünmelidir.

14 nisan Cumhuriyet Mitingi ve pazar günü yapılacak olan 29 Nisan Çağlayan mitinginde ortaya çıkan coşkuyu iktidara taşımak, ülkenin kısa dönemde sorunlarını çözecektir. Umarım "B İ R L E Ş İ N" mesajı iyi okunur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şeriata karşı yüründüğü zannediliyorsa, herkes yanılıyor!!! 14 Nisan dan sonra eski Türkiye'de yaşamıyoruz ve bunu ehveni şer olarak ortaya çıkanlar da görecek... Eline sağlık... Sevgiyle...

Barış 
 30.04.2007 20:18
 

Halkın gerçek sesi artık duyulsun. Biz Atatürk'ün ilkelerinden şaşmayan gençleriz! Ve bu ilkelerden şaşılmasına izin vermeyeceğiz!

Betül KENİŞ ATAR 
 30.04.2007 12:51
 

Bunlardan ne köy olur ne kasaba aslında. Yıllardır birleşememişlerde şimdi mi birleşecekler. Onların tek derdi bir yerlerini koydukları o yumuşacık koltuklar. Onların bu sevdaları yüzünden bugün buralardayız zaten. Onlar birleşse de bir şey olmaz aslında ama... İsterlerse birleşmesinler. Bu halk onları birleştirmesini bilir. Bunu herkes gördü, herkes duydu son mitinglerle. Halkın dayanacak gücü kalmamıştır artık. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Bu mesajları almayanları, almayacak olanları da gözünün yaşına bakmadan siyaset sahnesinden silecektir. Ben kırk yıllık yaşamım boyunca bu kadar farklı meslek guruplarından insanın, milyonların bir araya geldiğini görmedim açıkçası. Umarım bizlerin gördüğünü onlarda görür ve gerekli adımları atarlar. Çünkü gelinen noktada halkın kaybedecek bir şeyi kalmamıştır artık. Kaybedecek bir şeyleri olanlar iyi hesaplasın ne yapmaları gerektiğini. Çünkü kaybedecek bir şeyi kalmayan insanların, toplumların ne yapıp ne yapamayacağını kestirmek zor olmasa gerek.

Ayrıntıda gezinmek 
 30.04.2007 4:27
 

Bana göre Türkiyede ki en büyük hata herkesim komşunun bahçesindeki pisliği görme çabası. Hiç kimse aynaya bakmayı denemiyor. Baykal, Erdoğan'a, Erdoğan diğerine topu ha bire birbirlerine atıyorlar ama, hiç 'ben nerede hata yaptım demiyorlar. Bu yüzden de bir arpa boyu bile yol alamadan ne uzayıp ne kısalan bir ülke haline geldik.. Mesajların doğru anlaşıldığı bir ülkemin olma özlemim hep olmuştu zaten.. Saygılar..

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 29.04.2007 21:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1114
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 823
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster