Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '17

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
544
 

Dolmabahçe'de Fener alayı

Dolmabahçe'de Fener alayı
 

Fenerbahçe, Ziraat Türkiye Kupası maçında,  rakip sahada Beşiktaş’ı  1-0 yenerek  çeyrek finale çıktı.

Grubunu 2. bitiren Fenerbahçe  ile grubunu lider bitiren  Beşiktaş’ın çeyrek finale çıkma kapışması Beşiktaş’ın sahasında oynandığından, maçtan önce  Fenerbahçe taraftarından bile galibiyet için umudu olanların sayısı çok fazla değildi. En azından benim etrafımda öyleydi.

Fenerbahçe’nin geçen hafta Kayseri deplasmanında aldığı ağır yenilgi ve berbat futbol belki de böyle bir düşüncenin var oluş sebebiydi.

Ben hiçbir zaman böyle düşünmedim.  Ayrı bir statü  ve apayrı  havası olan bir maçtı.  Maçın Kadıköy’de oynanmasının bile Fenerbahçe için daha büyük dezavantaj  olacağını düşünüyordum.

Kayseri maçından sonra Rıdvan Dilmen’in  bu maç için  ‘’Fenerbahçe bu tür maçları farklı oynuyor, Beşiktaş  ise ligde Kadıköy’de 2-0 yenildiği maçta  kontrollü oynamayı düşünmüştü, bu maçta gol atmak için oynayacak. Avrupa’da  bu yıl en zor maçlarda bile savaşan Fenerbahçe öyle oynarsa kazanabilir’’  yorumunu yapmıştı.

Öyle oldu nitekim..

Öyle olurken de bir çok sebepler oluştu..

Maçın ilk devresinde Fenerbahçe  sanki ağır bir silindirin altında eziliyor gibiydi. Bunun adı kontrol falan değil, düpedüz dan-dun du. Panik yoktu ama sağdan, soldan ortadan sürekli bastırıp, gol arayan Beşiktaş karşısında Fenerbahçe yardımlaşmayla ayakta durmaya çalışıyor ve  her iki pastan biri geriye ve kaleci Volkan’a gidiyordu.  Öyle ki, topu alan her Beşiktalşlı fıtbolcu  hiçbir engele takılmadan opu 40-50 metre sürebiliyordu.

Böyle bir oyunun futbol literatüründeki adı sistemsizlikti.  Fenerbahçe ilk devre doğru dürüst bir pozisyon bulamadı, fazla bir şey de yapamadı, bu eğer şans değilse,  Beşiktaş’lı oyuncuların becerisizliği idi.  Hamur gibi yoğurdukları  rakiplerine karşı bu kadar etkisiz vuruşlar yapmaları, son pasları atamamaları, son vuruşları yapamamalarını adı da futbol literatüründe  maalesef ‘’kabızlık’tı.

İlk devrenin  son dakikalarında  Beşiktaş’lı  Tocic’in, hırsına hakim olamayarak, hakem Ali Palabıyık’ın önünde  Robin Van Persie’ye attığı kafa, oyundan atıldıktan  görüldü ki rakibe değil,  çeyrek finale atılan kafaydı zira  oyuncu sayısının eksikliği Beşiktaş’ı durdurduğu gibi, 2.yarıda bambaşka bir  futbol seyrettirdi  herkese.

Şimdi oynayan Fenerbahçe,  durdurmaya çalışan Beşiktaş’tı.  Sahanın her yerinde  çoğalan Fenerbahçe,  çok sayıda paslaşmalar yaparak,  sinsice, atılacak  ve üstüne yatılacak bir golün hesabını yapıyordu

Nitekim  50 dakikada  röveşatalar kralı Sow’un  direğe çarpıp dönen rövaşatası  golün habercisi gibiydi.

İlk yarıda  gol bulamayan Beşiktaş,  İkinci yarıda  seyrek de olsa yakaladığı  hücumlarda da kontratak yeme riskini giriyordu sık sık.. Tosic’in bir anlık öfkesinin bu kadar ağır olacağını kimse düşünmüyordu.

Yine başarısız bir hücumda  top kaybeden Beşiktaş  71. dakikada kötü yakalandı.  Süratli kontratakta  Alper, Lens’i gördü. Lens de Robin’a al da dedi ve o da attı.

Bundan sonrası Fener’a aitti.  Geri kalan süreyi istediği gibi yönlendirdi,  hatta 86. dakikada yine bir kontra akında avuta atmanın daha zor olduğu bir kontrada Ozan Tufan zoru başardı. Avuta attı. Yoksa maç o anda bitecekti.

Sonuç olarak  çok gerilimli ve sert bir maç oldu.  Beşiktaş’ın yeni stadında  ilk derbi maçında Fenerbahçe’yi  yenmek istemesi normaldi belki ama  bunun için bu kadar gaza gelmeleri profesyonellikleri açısından  şaşılacak şeydi.  Gereksiz gerilimin faturası kendilerine çıktı.

Fenerbahçe  kendisi için çok zor olan bir maçtan,  ikinci yarıdaki futbola göre kolay  bir galibiyet aldı diyebiliriz.

Onca baskıdan  şans eseri de olsa  bir gol yememiş olmaları ve rakibin 10 kişi kalmasını bu kadar iyi değerlendirecek  daha profesyonel bir  kadro ve teknik adam  yapısına sahip olmaları işlerini  daha da kolaylaştırdı.

Şenol Güneş’in  maç boyu ekranlara yansıyan çatık kaşlı, stresli görüntüsü ile Advacoaat’ın rahat ifadeleri  birbirinden çok farklıydı.  

Beşiktaş’taki bireysel  yetenekli oyuncu fazlası, takım oyununu engelliyor. Daha çok topla oynayıp, daha çabuk yoruluyorlar. Yenilgiyi 10 kişi kalmaya bağlamak bence doğru değil. Onca kaliteli futbolcu transferinden sonra  hala  Quaresma  üzerinden oyun kurmak, her şey ondan beklemek, kolaycılık gibi sanki. 

Sonuç olarak, iki testiden biri kırılacaktı. Rövanşı olmayan bir maçtı:  ‘’Dolmabahçe’den Fenerbahçe çıktı’’ .Hakemin maçı mümkün olduğu kadar iyi yönetmek  istediği, kartları çıkarmakta önceleri çekindiğini gösteriyordu. Bu kadar kötü niyetli futbolcunun olduğu bir maçta hakemlik de zordur.  Sonuca etki edecek bariz bir hatasının olduğunu düşünmüyorum. 

Fenerbahçe’nin lig sıralamasında  üstünde gözüken Beşiktaş, Başakşehir, ve Galatasaray!ı’  yenmesine  rağmen  nasıl altlarında olduğu bir gerçek ise,  Avrupa, lig ve Kupa’da yoluna devam eden tek takım olması da o kadar gerçektir şimdi.

Bu da, başarısız olduğu iddia edilen bir takım için  en büyük ve de övünülecek bir başarıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 439
Toplam yorum
: 146
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 947
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

İstanbul doğumluyum.. İstanbul'un  tramvaylı döneminden bu şehirde yaşıyorum. Gençlik yıllarında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster