Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '21

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
20
 

Dünya Değişirken, Meslek ve İş

Zaman da sahip olduğumuz enerji de çok kıymetli. Ne zamanı geri getirmek mümkün ne de yararsız aktivitelerle harcanan enerjinin aynısını ikame etmek mümkün.

Nereye geleceğim?

İçinden geçtiğimiz dönemde, kâh salgından ötürü kâh bazı iç dinamiklerden ötürü ekonomimiz durağan olarak seyretmekte. Hemen hemen tüm web sitelerinde olsun, gazete haberlerinde olsun, ekonominin yavaşladığına yönelik haber-yorumları okumanız ve dinlemeniz mümkün.

Makroekonomik göstergeler de mikroekonomik göstergeler de olağan dönemlerin altında seyretmekte:

İşsizlik, istihdamda daralma, yoksulluk, hanehalklarının bütçe kısıtlarının temel ihtiyaçları karşılamakta zorlanması vb.

Ezcümle, bu kadar önemli meselelerin veya sorunların bence en önemli sebebi, pekâlâ konjonktürel dalgalanmalar olduğu kadar, eğitim evet eğitim!

Ne alaka denebilir? Vallahi bende bilmiyorum ama bir alaka bulmam/bulmak olanaklı. Birkaç gündür eğitim sistemimiz ve uluslararası arenada eğitim yapımızın sonuçlarına yönelik yazılara denk geldim. OECD raporlarında olsun, PİSA sınavlarında olsun, ülkemiz hani o çok ulaşmayı istediğimiz ülkelerin çok çok altında. Rakamları buraya taşımaya gerek yok. Çağımız bilgi çağı. Bu bağlamda, Google amcaya başvurunca istatistiklere erişmek mümkün.

Gerçekten de 90’lı yılların sonu ile 2000’li yılların başı, dönüşümlerin yaşandığı dönemlerdi. Sanayi toplumu olmanın karakteristiklerinin yavaş yavaş çözüldüğü, eğitimden tutunda ticarete ve geniş ölçekli üretim aşamasına kadar “bilgisayarlaşmanın” ve “robotlaşmanın” atbaşı gittiği bir bilgi toplumuna geçiş sürecini, hep beraber görerek ve deneyimleyerek yaşadık.

Ezcümle…

Artık geleceğin dijital tabanlı bir gelecek olacağını dillendirmenin bir gereği var mı?

- - - - - -

Sanayi toplumu olmanın gerekleri, internet teknolojilerinin ivme kazanması ve iş tanımlarının değişmesiyle demode oldu. Endüstri Devriminin getirdiği iş düzenleriyle, iş yapış biçimleri, sanırım orta vadede tamamen ortadan kalkacak gibi.

Bildiğimiz gibi…

Sanayi Devrimi, Tarım Devriminin/toplumlarının geleneksel üretim biçimlerini sonlandırırken… Dramatik gelişmelere de neden oluyordu. Tezgâhlarda sürdürülen ve ilkel teknolojik araçlarla gerçekleştirilen üretim süreci, Sanayi Devrimi ile beraber, yerini dev fabrikalara bırakıyordu. Mavi yakalı ve beyaz yakalı işçi tanımlamalarının zirve yaptığı dönemde, çalışanlar, artık topraktan bağımsız olarak, evet yine kol gücüyle çalışıyorlardı ama herkes uzmanlaşma ve işbölümüne istinaden üretimin bir parçası oluyordu.

Sanayi Devriminden Post-Modern döneme geçişte de, “bilgi işçileri” önem kazanıyordu. Post-modern dönemde artık “hizmet sektörü” ön plana çıkmakta, artık öyle devasa üretim tesislerinde üretilen yükte ağır pahada hafif ürün konsepti yerini, bilgi işçilerinin ürettiği “bilgi” temelli yükte hafif pahada ağır hizmet/ürün sürecine bırakıyordu.

Demem o ki, artık bizim eğitim sistemimizde köklü bir revizyona gitmemiz gerekmekte. Liselerimizden tutunda yüksek eğitim ve öğretimin ifa edildiği yerler olan üniversitelere kadar, eğitim modellerimiz gençlere bir vizyon ve gelecek vaat edecek bir programla donatılmalı. Otomasyonun ve bilgisayarlaşmanın bu kadar hızlı ilerlediği çağımızda, işsizliği ve istihdam kayıplarını, çağımızın dönüşümlerine göre değerlendirmek durumundayız.

Eskiye has iş tanımlamaları ve meslekler çoktan değişime uğradı. Belki bugün popüler olan meslekler, yarın yapay zekâ çalışmaları ve faaliyetleri sonucunda insan yaşamının içinden silinip gitme tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir. Eğitimimizi, özellikle yüksek eğitimimizi, evrensel değerlerle taçlandırmalı, yine üniversiteleri yüksek lise konumundan sıyırmalıyız. Küreselleşmenin çok baş döndürücü raddede tecrübe edildiği, fiziki ortamdan çalışmanın anlam kaybına uğradığını göz ardı etmezsek…

Meslek ve iş tercihlerinin, bir toplumun geleceğinde, yine o toplumu vareden fertlerin ortalama ömürlerinde sahip olabilecekleri refah payında; kısacası saadetlerinde, huzurlarında, başarılarında ve kazançlarında ne denli çarpan etkisi yaratacağını da görebiliriz.Yani, bırakalım şu boş gevezelikleri de çağa ayak uyduralım: Gelecek bir gün gelecek… Ama, nasıl geleceği, sanki birazda bizim ellerimizde. 

 

Kerim Korkut bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 594
Toplam yorum
: 131
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 78
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster