Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
374
 

Dünyada kaybolan canlı: insan

Dünyada kaybolan canlı: insan
 

Bir insanın kötü diye nitelendirilmesi için onu tümüyle tanımaya gerek yoktur. Olaylar karşısındaki duruşuna göre de karar verebiliriz. Küçük bir örnek yeterlidir, yani bu da parçadan bütüne ilişkisini haklı çıkarır. Ağlamak, şiddet,gülmek dışında olaylara başka tepkiler verebildiğiniz zaman insan olursunuz. Gerçek bir insan.

Totaliter rejimlerde insanın içinde bulunduğu konum acınasıdır. İnsan  parası yoksa bir hiçtir. Tozdur ve yok edilmesi en makul çözümdür. Bu yolda da ona her türlü baskı ve işkence uygulanması meşrudur.
 
Basit bir örnekle otobüse binen ve parası olmayan birini inceleyelim. (Özel bir durumdan dolayı bile olsa) kahramanımızın bir şekilde o parayı ödemesi gerekir. Ve “toplum”un diğer “birey”lerinden yardım ister. Modern çağ insanı her koşulda, bencilleştiğini gösterir ve genellikle ilk denemede kahramanımız istediği yardıma ulaşamaz. Bir sonraki denemede ise artık psikolojik açıdan yıpranmasının boyutu artmış ve umutsuzluğa düşmüş olan kahramanımızın pes etmesi söz konusudur.
 
Modern dönemde yozlaşmış insanların birbirlerini yok etmesi bu şekilde gerçekleşir. Herkesin kendine göre küçük hesapları ve büyük konumlara ulaşma amaçları vardır. Ve güç odağı iktidar, böylece koyunlarını güden bir çoban konumuna ulaşır. Çünkü etraftaki koyun sayısı gün geçtikçe artmaktadır. İnsanlar toplum, halk, yurt, millet, teknoloji, modernleşme, ekonomi, medya, kültür kavramlarıyla ezilip yoğrulup bilinçli bir şekilde eklemlenerek insan dışı bir canlı haline dönüşüme hazır konuma ulaşırlar. İktidardaki ise sermayesini giderek artırır ve giderek zenginleşir. Giderek doyumsuzlaşır. İstediği her şeyi yapabilme gücü de tüm bunların yanında gelir. Peki bunu nasıl kullanır iktidar: medya yoluyla olabilir;
 
İktidarın kuklası olarak medya, ilk bakışta görebileceğimiz bir parçadır. Halk nerededir tüm bunlar olurken, bu da ayrıca ele alınması gereken bir konudur. Halk kültürünün günümüzdeki hali kapitalizmin içinde boğulan küçük insanlar topluluğunun yaşadıklarıdır. Bu insanlar evlerinde oturur ve sözde modern halk hikaye anlatıcısı olan spikerlerin anlattıklarını dinleyerek hem dünyadaki yaşamın hızlı bir parçasını görüntüler aracılığıyla izlerler hem de git gide daha da koyunlaşırlar. Ve “folklor” terimi medyanın elinde “fakelore” haline dönüşür. Medya halk kültürünü kullanır. Fakat bu kullanma ondan yararlanma ve varlığını sürdürmenin ya da var olan mitleri,hikayeleri dijital bir hale getirerek sunmak dışında kâr olgusu içinde iktidar tekelinde süren bir anlatı (şov/gösteri) olmaktan öteye geçmez. En önemlisi bunu meşru olarak yapar. Çünkü yönetilendir. Halkın gözünde ise halktan yana olandır ve bu imajını sürdürür, reklamını yaparak insanları ele geçirir. Tek taraflı iletişim sonucunda aile kurumu denen ve aralarında duygusal bağlar olan bireyler birbirinden uzaklaşır. Kaçınılmaz sonuç olarak burada halk hikayecisi denen insan da yok olur. Bireyler arası iletişim kopar. İnsan yalnızlaşır ve birlikte olabilme gücünü unutur.
 
Neo marksizm ve Frankfurt okulunun bu konuyla ilgili görüşleri ve saptamaları önemlidir.
Totaliter rejimlerin ortaya çıkmasıyla aynı dönemde kesişen Frankfurt okulu anlatısı da bu kavramın ideoloji ile kesiştiğini açıkça gösterir. Medyadaki haber spikeri kesinlikle halkı temsil eden ve onun içinden çıkmış bir kişi değildir. İktidarın uygun bir aracısıdır sadece. Ve bunu ilk dönemlerde tek tip ses ve telaffuzla dile getirip alıcıyı etkilemeye çalışırken, sonraları görseller ve bu görsellere uygun tek tip metinlerle kullandığı kelimelerin de ikincil anlamlarını yok saymış ve tek tipleştirilen insanın oluşumuna katkı sağlamıştır.
 
Söz gelimi otobüse bindiğinde parası olmayan kahramanımızın bu noktada yapması gerekense totaliter rejime karşı çıkmak ve hakkını aramaktır.Yani biraz düşünmektir. burada tek kişi olduğunu düşünmemelidir.Çünkü ezilen bütünlük içinde bir parçadır o da ve birleşmelidirler sorunu çözebilmek için örgütlenmelidirler. Baskı unsuru ögelerin ortadan kaldırılması ve bunun sonucunda özgürleşen bireyin mutluluğa ulaşması ancak bu şekilde olabilir. Farklı konulardan yola çıkan bir sistem eleştirisidir bu yazı. Ve devam edecektir. Çünkü insan, insan olduğunu unutmamalı ve olaylar karşısındaki tepkilerini gerek yazı gerek resim gerekse insani başka bir materyal kullanarak anlatmalı ve farkındalık yaratmalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hani insanı hayvandan ayıran en önemli detay düşünebilmesidir ya, işte sistem bu farkı ortadan kaldırma çabasında ve ve bu çaba da karşılık bulmaya başladı galiba

Ediz Nart 
 06.03.2013 15:40
 

Çok güzel yazı,keyifle okudum..Teşekkürler..

Beymihdar 
 06.03.2013 10:56
 

Çok haklısınız Sofiamundsen. Felsefe baskı unsurlarına karşı düşünceyi ve hukuku yaratarak korkuları yenmeye çalıştı yüzyıllarca.Dinler de bu amaçla yola çıktı ancak onlar da birer ganimet kazanma aracı olmadılar mı?Her iki soylu çıkış da insanın çıkarcılık, inatlaşma,ikiyüzlülük,ün düşkünlüğü,egemenlik, iktisadi güç, teknoloji ve ırkçılık tutkuları yüzünden yaygınlaşarak(küreselleşerek) birer oyuncak olmadılar mı? Bu yüzlerce tutkuyu doğru bir biçimde yönetmesi gereken siyaset de ağzını, gözünü, kulağını, beynini (ki madde olarak ) o çıkarcılık şerbetine yapıştırmaya yönlendirildiği için, bütün tasarılar insan odaklı olmaktan çıktı.Çekilen bunalımların özünde bu esrar alışkanlığı vardır bence. Siyaset adlı kirli sarmal 40 Haramilerin 'açıl susam açıl' işbirliğinden başka nedir ki?Onların çıkarcılıklarını az çok örtmek için bağışlanılan kimi özgürlüklerin bedeli olarak insanın üstüne ölüm kusan silahları ile gelen donanımlı şerefsizler ile korkutulmuyor muyuz? MB'a hoşgeldiniz.

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 05.03.2013 6:39
 

Çok harklısınız Safiamundsen.Felsefe baskı unsurlarına karşı düşünceyi ve hukuku yaratarak korkuları yenmeye çalıştı yüzyıllarca.Dinler de bu amaçla yola çıktı ancak onlar da birer ganimet kazancı aracı olmadılar mı?Her iki soylu çıkış da insanın çıkarcılık,inatlaşma,ikiyüzlülük,ün düşkünlüğü,egemenlik,iktisadi güç,teknoloji ve ırkçılık tutkuları yüzünden yaygınlaşarak(küreselleşerek) birer oyuncak olmadılar mı? Bu yüzlerce tutkuyu doğru (!) bir biçimde yönetmesi gereken siyaset de ağzını,gözünü,kulağını,beynini (ki madde olarak var) o çıkarcılık şebetine yapıştırmaya yönlendirildiği için, bütün tasarılar insan odaklıı olmaktan çıktı.Çekilen bunalımların özünde bu esrar alışkanlığı vardır bence.Siyaset adlı kirli sarmal 40 Haramilerin 'açıl susam açıl' işbirliğinden başka nedir ki?Onların çıkarcılıklarını az çok örtmek için bağışlanılan(!)kimi özgürlüklerin bedeli olarak insanın üstüne üstüne ölüm kusan silahları ile gelen donanımlı şerefsizler ile korkutulmuyor muyuz?MB'a hoşgeldiniz.

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 05.03.2013 6:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 416
Kayıt tarihi
: 03.08.12
 
 

Yazan insanımız Ege Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı okumakta, karşılaştırmalı edebiyata me..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster