Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
159
 

Dur bakalım

Dur bakalım
 

Ara Güler


Deniz kenarı boş bir masayı gösteriyor garson, adını biliyordum ben bu çocuğun ama dur bakalım, ay var, yakamoz, deniz lacivert, sonbahar demlendi ama bahar niyetine, kalabalık velhasıl, şala sarınan kuytusuna sığınmış, büyüğün, küçüğün, deniz börülcesine, kaya koruğuna, kavuna ve illaki beyaz peynire kesmiş ortalık...

Rehavet sinmiş insanların üzerine, bir boş vermişlik, bir adam sendecilik, bir sonbahar akşamı, kimi neşeden, kimi hüzünden, kimine sebep mi lazım yahu!

Bir ağabey var, göbekli, ayakkabıların ökçesine basmış, saçlar; döküldüm dökülüyorum, bıyıklar; Tatyos efendi, ense; maşallah, emekli Kırkpınar pehlivanı kıvamında, bir neşe , bir renk, kısa boylu...

Ağaç olsa; zeytin ağacı olurdu diye geçiriyorum içimden

Ayağa kalkıyor, yüksek sesle şerefi olanların şerefine parlatıyor bir kadeh!

Alkış, kıyamet.

Cümbüş, klarnet, darbuka...

Üç kavruk arkadaş, gündüz ayakkabı boyacısı, güneş battıktan sonra müzisyen ve de sanatçıyız hepimiz.

Çeviriyorlar zeytin ağacının etrafını silkeleyecekler besbelli de zeytin hasadına var daha!

Yağmur başlıyor...

Durup dururken öyle; Ağır roman gibi,  Harmandalı gibi, Zeybek gibi, içinden  geldiği gibi...

Çıkaracağım bu garson çocuğun adını da dur bakalım.

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1108
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster