Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Nisan '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
264
 

Eğitim sanatı

Bugün doğum gününü kutlayan bu köşenin adını “Eğitim Sanatı” olarak verdim. Eğitim artık bir sanat olarak görülmelidir. Özellikle sorunu yaşayan kişiler ve eğitimciler için eğitim sürecinde karşılaşılan sorunlara bir çözüm bulmak sanırım dünyanın en zor işidir. Aynı soruna sahip çocuklara standart bir çözüm üretmek imkansızdır. Çünkü her kişilik farklı olduğundan, kimilerine iyi gelen bir çözüm, bir başkası için neredeyse uygulanması imkânsız bir yol olabilir.

“Balık baştan kokar.” atasözümüz ile yola başlarsak çocuğun genetik olarak başı annesi ve babasıdır. Diğer bir başı da sosyal çevre olarak diğer etrafındaki kişilerdir. Bir de ilkokula ilk başladığımızda edindiğimiz becerilerle en başından, bir eğitim yaşamımızın taşlarını döşeriz. İşte bu taşları döşemek, döşeyebilmek, farklı olanları ayırmak, fazlalıkları çıkarmak, eksiklikleri ekleyebilmek gibi beceriler, eğitim sanatının “püf” noktalarıdır. İşte bu köşede sizlerle, kendi çocuğunuzu çözebilmek, anlayabilmek ve doğru ”baş”langıçlara yönlendirebilmek için bu “püf” noktalarının anahtarlarını paylaşmaya çalışacağım. Bu sanatın ilk “püf”ü çocuğunuzu merak etmek ve onunla ilgili sorular sormaktır. Çocuğunuz hakkındaki her türlü sorununuzun cevabını ancak iyi bir soru sorarak bulabilirsiniz. İşte ilk soru örnekleri:

Bakalım gerçekten bu soruların cevaplarını biliyor musunuz?

Gözleri bozuk olmamasına rağmen hangi gözü ile daha iyi görüyor?
Kulaklarıyla en az ne kadar uzaklıktaki sesleri duyabiliyor?
Dişlerini 6 ayda bir dişçide kontrol ettirdiğinizde ağzında kaç dişi çürük?
Bir müzik aletini çalabilecek kulak yeteneğine sahip mi?
Hangi spor branşına uygun yeteneği var?
Hafızasıyla en uzun kaç kelimelik sözlü cümleyi aklında tutabiliyor?
En son izlemek istediği tiyatro oyununun, sinema filminin yada müzikalin adı nedir?
Kaç tane boya kalemi, boyaları var?
Kaç tane legosu var?
Bu sorular benim aklıma şu anda bir çırpıda geliveren sorular olduğu için, lütfen kendinize bir test yapın ve bulduğunuz cevaplarınızı bana yollayın. Bakalım her şeyden çok ilgilendiğinizi düşündüğünüz çocuğunuzu ne kadar iyi tanıyorsunuz? Ayrıca bu soruların ortak özelliği merak ve tanıma soruları oluşlarıdır. Bir de tespit edilmiş ya da tespit edilememiş sorunlara çözüm arayan sorular vardır. En çok bu sorularla geçiş dönemi ve hayati başlangıç karar anları olan 1., 8. ve 12. sınıflarda yoğun bir şekilde karşılaşırız. Sorun tespitine dayalı bulduğum sorulara örnek şunları verebilirim:

Çocuğumun ödevlerine yardımcı olmalı mıyım?
Ödev yaptıramıyorum. Ne yapmalıyım?
TV seyretmeli mi?
Bilgisayarda durmadan oyun oynuyor. Nasıl vazgeçirebilirim?
Ödül olmadan dersini bitirmiyor. Ne yapmalıyım?
gibi sorular... İşte bu soruların doğru cevaplarına özellikle 1. sınıfta ya da diğer sınıflarda ulaşılırsa, çocuk ve aile mutlu bir eğitim sanatını paylaşıyor ve yaşıyor olacaktır. Ancak sorulara verilecek yanlış cevaplarda aile ve çocuk için, büyük bir belirsizlik ve kaos ortamı yaşatacaktır. Ben bugün 1. sorunun cevabını vereceğim. Tabi ki, çocuğunuzun ödevlerine yardımcı olabilirsiniz. Ama bu yardımcı oluş, onun yerine dersini yapmak şeklinde olmamalıdır. Ödevini nasıl yapacağı, süresi, yeri, araçların temini hakkında tüm yönlendirmeleri yaptıktan sonra belirli bir zaman dilimi içinde ödevini yapmasını sağlamalı, onun kendi ayakları üzerinde durmasına izin vermeli hatta onu uzaktan seyredebilmelisiniz. Gelecek hafta görüşmek dileğiyle sabırla, hoşçakalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli öğretmenim, Eğitimin çok karışık yönlerine değindikten sonra, Eğitimin bir sanat olacağına karar veriyorsunuz. Eğitim bir sanat olabilir ama ancak "Sanatçı" özelliklerine sahip sizin gibi değerli insanların elinde ise... Ama onun içinde 4 yılda kavranacak bilgiler (daha da ötesi) varsa , bu artık sanattan öte "BİLİM" olmaz mı... Lütfen alanımızı küçümsemiyelim ve daraltmayalım... Saygılarımla efendim...

Erdal Ceyhan 
 30.05.2011 19:16
Cevap :
Alanımızı sanat olarak ifade etmemi "küçümseme"olarak algılamanıza şaşırdım.Asıl bence sanat bilimin de ötesinde bana göre ulvi yaratıcı bir eylemdir.Bilim sadece var keşfeder.Sanat sa yaratır.Eğitim sanatı da eğer sanatçı olan öğretmenler becerebilirlerse çocukların geleceğini kişilik özelliklerini geliştirerek yaratabilirler.Çok çalışmam lazım çok.İltifatlarınız için teşekkürler.  30.05.2011 21:21
 

Çok kalteli bir yazı. Her anne ve babanın yanında her öğretmenin de okuması gerekir. Dediğiniz gibi eğitim bir sanattır. Hemde Tanrı sanatı. Çocuklarımızı gözlemek konusunda saydığınız sorulara ben de ; -çocuğunuz hangi oyundan hoşlanır? sorusunu eklemek istiyorum. Sevgi ile kalın.

Ali Günay 
 30.03.2011 7:13
Cevap :
Teşekkür ederim.Beni yazınız çok onore etti.Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle hoşçakalın.  15.04.2011 17:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 693
Kayıt tarihi
: 17.04.10
 
 

İstanbul 1969 doğumlu 1985 Pertevniyal mezunuyum. Lisemizin sitesinde köşe yazarlığı yapmaktayım. Ma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster