Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
54
 

Ekranın büyüsü

Ekranın büyüsü
 

Serçelerle canavarların dans ettiği yerdir ekran ve her biri çocuğu farklı etkiler.


Benim çocukluğumda televizyon yoktu. Sinema her zaman gidebildiğimiz bir yer değildi.

Bizim köpeklerimiz, kedilerimiz vardı. Evlerimizin kıyısında pinler* ve pinlerin içinde tavuklarımız, horozlarımız, ördeklerimiz, hindilerimiz, kazlarımız vardı.

Kedileri sahiplenen insan sayısı azdı ama her yerde kediler vardı.
Biz kış mevsiminde kızak kaymaktan, yazın top oynamaktan, su kanallarının önüne engel koyup suyu biriktirip içinde çimmekten hoşlanırdık.

Evlerimiz tek katlı, bahçeliydi. Babamın yaptırdığı kerpiç evin karşısında geniş, boş tarlalar vardı.

Ben ilkokul kitaplarına sahip olduğumda büyük mutluluk duyduğumu hatırlıyorum. Alfabedeki güzel resimleri, yazıları hatırlıyorum. Alfabenin en son cümlesinin “Müjde alfabe bitti” olduğunu hatırlıyorum. Önce harflerin, sonra sözcüklerin, sonra da cümlelerin öğretildiğini hatırlıyorum.

Okuma yazmayı söktükten sonra çizgi romanlar girmişti hayatımıza. Büyük boy Ceylan, 1001 Roman, Teksas, Tommiks, Pekos Bill, Kinova, Karaoğlan, Bahadır okumaya başladık.

Çocuktuk ve bütün bunlardaki maceraların her biri bize farklı dünyaların kapılarını aralıyordu. O doğal yaşamımızın eksik kalan yanını bunlarla tamamlıyorduk.

Elbette sonra diğerleri de geldi. Kaptan Swing, Tom Braks, Tarkan, Red Kit, Tenten, Killing, Cep Foto Romanlar.

Büyüdükçe Kemalettin Tuğcu, Kerime Nadir, Muazzez Tahsin Berkand, Abdullah Ziya Kozanoğlu ve giderek Peyami Safa, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Yaşar Kemal ve kimi yabancı yazarlar.

Bizim vaktimizi geçirebileceğimiz başka şeyler yoktu. Okuduk, okuduk, okuduk. Okumayı öğrendik, sevdik, bağlandık.

*

Önce televizyon girdi hayatımıza; siyah beyaz ve sınırlı süreli yayınıyla. Babamın bütün muhalefetine ve kızgınlığına rağmen eve ilk 44 ekran televizyonun alınmasında rol oynadım. Ekran sahibi olan diğer insanlara biraz geç de olsa yetişmiştik. Başımız göğe ermişti.

Kadın erkek, yaşlı genç milyonlarca insan o gün bu gündür ömrünün önemli bir bölümünü televizyon karşısında geçiriyor. En verimli zamanlarını ışıltılı dizileri, sabun köpüğü programları izleyerek harcıyor.

Akıllı kimseler düzenli ve ölçülü açtıkları televizyondan yararlanırken, zamanı bol olanlarımız gerekli gereksiz, doğru yanlış oturuyoruz önüne ve kanallar arasında gezinip duruyoruz. Bizi ilgilendirmeyen, bize bir şey vermeyen pek çok programa, reklama takılıp duruyoruz.

*

Büyük oğlumun önüne bilgisayarı koyduğumda kendim de bu aletin sarhoşluğunu yaşıyordum. Yazılarımı yazmak için artık daktiloya ihtiyacım kalmamıştı. Yanlışları silmek ya da geri dönüp üzerine çarpı koymam gerekmeyecekti.

Ben de bilgisayarda oynanan kağıt oyunlarını, Mario’yu ve şimdi hatırlayamadığım diğer oyunları oynuyordum.

Bilgisayarların toplum yaşamını hızla değiştirip dönüştüreceğini ve bu arada yeni yetişen gençliğin bütün dikkatini üzerine çekerek onların çoğunu gerçek dünyadan koparıp sağa sola savuracağını tahmin edecek durumda değildim.

Oğlum büyüdü ve onunla birlikte bilgisayarların renkli dünyaları da büyüdü. Sürekli geliştirilen teknolojilerle güncelleşen programlar her geçen gün biraz daha bağladı gençleri ekran başına.

Bilgisayarlar büyük talep gördükleri pazarlarda, sürekli yenilenen yeni sistem ve modelleriyle kapışılırken eskiyenlerin, ikinci el durumundakilerin fiyatları düştü. Fiyatların düşmesi bu cihazların gelir düzeyi düşük ailelere de ulaşmasını sağladı.

Bilgisayar donanım ve yazılımlarının gelişmesine paralel olarak ülkemizin internet olanakları da genişledi. Şimdi evlerin çoğunda iyi kötü, bir ya da birkaç bilgisayar; her köşe başında bir internet kafe var. Şimdi evlerdeki ve kafelerdeki bilgisayarların başında bir kısmı okuldan kaçarak gelmiş çok sayıda gencimiz, çocuğumuz var ve benim büyük oğlum hala onlardan biri. Onların önemli bir bölümü ekranın büyüsüne kapılmış ve ancak ciddi bir yardım ve destek görmeleri halinde bu büyüden kurtulabilecek haldeler.

Pek çoğu çocukluk çağından itibaren silahlı, öldürmeli bilgisayar oyunlarına bağımlı halde. Vakitlerini bilgisayar başında ve o oyunlarla geçirirken gerçek dünya algıları bozuluyor. Dünyayı insanların birbirini öldürdüğü bir ortam olarak algılıyorlar. Ülkemizde de çok sevilen ve tercih edilen bir oyunda polis öldürdükçe, otobüs, uçak, gemi kaçırdıkça puan kazanıyorlar. Bu oyunları oynadıkça bilinç altlarına suçun, cinayetin, polis vurmanın, araç çalmanın yanlış olmadığı yönünde mesajlar alıyorlar.

Onlar, biz işin farkında olan büyüklerin desteğine gereksinim duyuyorlar. Nasıl karanlık, izole, kör bir kuyuda olduklarını bilmeden; dış alemin sesini işitmeden, görüntüsünü görmeden yaşıyorlar. Onlar, biz gündelik telaşlarla meşgul insanların dikkatle dinlemedikçe işitemeyeceği gizli çığlıklar gönderiyorlar.

Bizi, kurumları, devleti göreve çağırıyorlar.


11 Aralık 2011, 22:07


* pin = kümes

 

Çok istemiştin güzel çocuk,
Al sana kocaman bir ekran.

Tıkla pencereler açılsın,
Dünyanın dört tarafından.
Kurtulman kolay olmayacak artık,
Ekranın tuzaklarından.

Bir tıkla ulaşacaksın biliyorum,
Ne varsa,
Aşk, kumar, oyun,
Renkli, renksiz niyetlerle yazılan,
Bir kısmı
Yalanla mayalanan.

Çocuğum, gencim,
İlk göz ağrım,
Karanlık bir tünel görüyorum önünde.
Uzak, yalnız, soluksuz taştan bir heykel görüyorum.
Kalkamazsan eğer,
O her gün,
Saatlerce oturduğun ekranın karşısından.

Yürekler yanıyor,
Ne çok genç beden var,
Yamulan,
Ne çok kirlenen, karalanan ruh var,
Çöken ve kalkamayan,
O silahlı oyunların başından.

Ve ne az meyve alınıyor,
İnternetin,
Bedeva ilim satılan dükkanlarından.

 

Şahbettin Uluat

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 324
Toplam yorum
: 218
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 193
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster