Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
5742
 

Evrenin kanunu: Dinamik denge

Evrenin kanunu: Dinamik denge
 

"En son nehir kuruduğunda,

En son ağaç kesildiğinde,

En son balık tutulduğunda,

Beyaz adam paranın yenecek bir şey olmadığını anlayacak." (Kızılderili Sözü)

Denge, zihinsel ve duygusal uyum ve istikrardır. Dünyamız da içinde bulunduğu güneş sistemi de olağanüstü bir denge içerisindedir.

Ezoterizm isimli eserde şöyle geçer: “Ezoterik geleneklerde “terazi” ve “kılıç” simgesi çok önemlidir, zahiri olanla Batıni olanın birlikteliğinin sembolizmidir bu. Denge ve orta yol. İbn Arabî insan-ı kâmilin iki tarafa da bakan bir yüzü olduğunu söyler. Hem önünü hem de arkasını görmek gibi bir şey. Ezoterizmden yani içten kopmuş dış kesiktir, dışı olmayan iç de bir şey yapamaz. Bu denge çok önemlidir.”

İnsan bedeni ve ruhu birbirlerinden soyutlanamaz ve mutlak bir denge içinde uyumlu bir birliktelik oluştururlar. Evren de ahenk ve dinamik bir denge sistemi üzerine kuruludur. Evren ve hayat, zıtların dengeli bir ahenginden oluşur. Makro kozmos olan evrende gece gündüz gibi karşıtlıklar; dünyanın artı ve eksi değişen kutupları varken mikro kozmos olan insanoğlunda da zıtlıklar sürekli birbirlerini kovalar. Evrende her şey Ying-Yang gibi bir denge içindedir ancak bu değişmeyen bir denge değildir, zıtlıklardan tamamlayıcılığa geçiştir. Denildiği gibi: “İki kutuplu model herkesin yerini tayin etmesine izin verir. " Karşıtlık gibi görünenler, tamamlayıcıdırlar. Sağlıklı vücut, uyumlu ve dengelidir. Aynı şey dünyamız ve evren için de geçerlidir. “Yukarısı aşağısı gibidir.”

“Ol mahiler derya içredir, deryayı bilmezler.” Yani “O balıklar ki denizde yaşayıp denizi bilmezler.” diyor şair Hayali.

Mükemmel insan veya insan-ı kâmil olma yolunda ağır adımlarla ilerleyenler için denge kavramı yaşamlarının desturudur. Ölçülü olup, aşırılarda gezmemek dengenin temel prensibidir. Sokrates: "Bir adam ortayı bulmayı bilmelidir ve her iki taraftaki aşırılıktan olabildiğince kaçınmalıdır." der. Yüksek irfan düzeyini yakalayan şahsiyetler daima zahir-batın dengesini koruyanlar olmuştur. Kamil İnsan; zaten kendini dengede tutabilmeyi öğrenebilmiş olgun insandır. Şöyle söylenir: “Olgun bir insanı dost edinmek isterseniz tenkit edin, basit bir insanı dost edinmek isterseniz methedin.”

Birçok kadim efsanede hikâyenin farklı kahramanları şeklinde gösterilen kişiler aslında aynı kimliğin farklı yanlarıdır. Kahraman gerçekte kendi içindeki savaşı verir ve kendini fetheder. İhtiraslar dizginlenir, akıl kuvveti yöneterek önder olur ve sonunda da mana maddeye galip gelir. Nefs, iyiye kullanılmak üzere aklın ve gönlün emrine girmiştir. Bilgelik yoldaş olur. Ulaşılmak istenen hedef ise insanlık için ortaya çıkarılan güzelliktir.

Hintli düşünür Osho’nun evrene ilişkin yaklaşımı şöyledir: “Evren canlı bir varlık, organik bir bütündür. Onun içinde var olan hiçbir şey diğerlerinden soyutlanmamıştır, her şey birbirine bağlıdır. En uzaktaki şeyler bile en yakındakilerle bağlantılıdır, hiçbir şey birbirinden ayrı değildir. Bu yüzden kimse kendisinin her şeyden ayrı duran, uzak, soyut bir ada olduğu yanılgısına düşmesin. Her şey bütüne bağlıdır ve sürekli diğerlerini etkilemekte ve onlardan etkilenmektedir. Evren bir aileye benzer, tek bir organik beden gibidir. Soluk aldığımda tüm bedenim bundan etkilenir; aynı şekilde güneş soluk aldığı zaman dünya da etkilenir. Dünya uzak mesafelerdeki güneşlerin hareketlerinden bile etkilenmektedir. En küçük hücre bile o dev güneşlerle birlik içinde titreşir.” Spinoza ise şöyle diyor: “Yaşayan ve düşünen bir evrende yaşamaktayız.”

Aydınlanma yolunda olan birey, içindeki ve dışındaki dünyada denge içinde yaşayan bir örnek olmalı ve karanlıklarda yaşayanların aydınlanması için elinden geleni yapmalıdır zira insanın var oluş nedeni, bilgi ve sevgisini arttırmaktır.

İçimizde olan, evrensel tekâmül merdiveni dengeye ve bütünlüğe giden yoldur. İç ile dışın uyumu ve dengesi önemlidir. Tamer Ayan şöyle diyor: ”Ezelden ebede, sonsuz ve sürekli devridaim, yani dinamizm, evrenin ahenkli dengesinin formülüdür.” Hiçbir şey aynı kalmaz, her şey değişir. Hareketsizlik çöküntü ve sondur.

İnsan gibi insan, dengeler manzumesi bir sistemi temsil eder. O, içimizdeki zıtlıkları törpüleyip, dengelenmemiz gerektiğini bilir. Onun inancı da akılla dengelenir. O, büyük bir düşünür ve cesur bir eylemcidir. Akılcı ve dengelidir. Aristoteles’in de belirttiği gibi gerçek insanın yolu bilgece bir ölçülülük ve orta yoldan geçer, aşırılıklardan değil. Aristoteles’e göre, “nefsine hâkim olma” terimi nefsine hâkim olamama denilen bedensel hazlara gerektiğinden fazla düşkün olma ile bunlara gerektiğinden az düşkün olma arasındaki orta durumu ifade etmektedir. İnsan olabilmiş insanda duygular aklın rehberliğindedir; eyleme geçmede de aklın önderliği çok önemidir. Kuran’da Yunus suresinde şöyle geçer: "Allah, pisliği, akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır."

Gelişen ve evrimleşen birey, bilgi çağının önemini bilerek ona uygun yaşar ve zamanının gerisinde kalmaz. Aklı ve bilimi kendine önder alan çağdaş insan sezgisini de dengeli bir biçimde kullanmayı bilir. Hiçbir uçuk çaba ile vaktini harcamaz, dengeci bir yapıya sahiptir. Cehalete ve bilgisizliğe karşı savaşmaya yaşamını adar. Bilgelik yaşam mottosudur. Âşık Veysel şöyle diyor: “İçme cahil elinden su, ab-ı hayat olsa da.” Hz. Ali şöyle devam eder: “İnsanın kıymeti bilgisi kadardır.”

Mikro ve makro kozmos da bir dengeler sistemidir, evrenin dinamik dengeli sistemi her türlü aşırılıklara karşıdır. Dengenin yolu çok şeritli geniş bir yoldur ve bu yol aşırı uçlara daima kapalıdır. Dinamik denge, çelişki ve gerilimle, farklılık ve çeşitlilikle baş edilmesi ve bundan uyum yaratılmasıdır. Bu denge durağan bir durum değildir. Denge zıtlık gibi görünenlerin dinamik gerilimden, birbirlerine üstün gelme mücadelesinden kaynaklanır.

Zahire bakmakla yetinmeyip batını araştıran ezoterizm, konuşulan değil yaşanan bir süreçtir, eyleme geçiştir. Küreselleşmenin değil, evrenselleşmenin gerekliliğinin bilincine varmaktır. Barış ve sevgidir.

“Ezoterik öğretilerin en önemli anahtarlarından biri zıtlıktan tamamlayıcılığa geçişe dayanır. Kişiler; bir tek gerçeğin bir bütünün parçaları olan şeylerin beraber var oluşlarını kabul edebilmeyi öğrenirler."

Arayışta olanlar için de denge çok önemli bir kavramdır. Kişiliğimiz de hırslarımızı, olumsuz duygu ve davranışlarımızı dizginleyebildiğimiz ölçüde olgunlaşır ve toleranslı bir dengeye kavuşur. Bu felsefe doğrultusunda yaşayan bireyler hayatlarını doğadaki denge sistemine göre sürdürürler. Doğrular sadece bilinmez, aynı zamanda uygulanır. Tamamından sorumlu olduğumuz düşünce, niyet ve eylemlerimiz tutarlılık içermelidir. Dengenin yolu yani olmak için yola koyulmuş bilinçli insanın yolu uyum, hoşgörü, güzel ahlak, sevgi, bilgi, barış, şefkat, doğruluk, güzellik ve iyilik yoludur. Bu çok ince ve dar olan yol üzerinden yürümek ise çok ama çok güçtür.

Demokrıtus şöyle der: “Çoğu insan, en çirkin şeyleri yapar, fakat en güzel sözleri söyler.”

Aristoteles şöyle devam eder: "Bilgi bir hazineyse, uygulanması da bu hazineyi açan anahtardır."

Konfüçyüs ise şöyle son noktayı koyar: “Eskiler, erdem ışığıyla ortalığın aydınlanması için önce devlet işlerini yola koyarlardı, devlet işlerini yola koyabilmek için önce ev işlerini yola koyarlardı, ev işlerini yola koyabilmek için önce kendi kendilerine çeki düzen verirlerdi, kendi kendilerine çeki düzen verebilmek için önce kendi içlerindeki düzeni yola koyarlardı, kendi içlerindeki düzeni yola koyabilmek için önce düşüncelerini yola koyarlardı, düşüncelerini yola koyabilmek için ise önce bilgi eksikliklerini giderirlerdi.”

Berk Yüksel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu güzel makalenizle karşılaşmış olduğum için mutluyum. Makalenizde çok hoşuma giden bir paragrafı yazıma isminizle birlikte taşımak isterim. Sizin onayınızı bekliyorum. İyi çalışmalar

Psikolog Ezgi Basaran 
 30.05.2008 12:13
Cevap :
Elbetteki, onur duyarım. Saygı ve Sevgilerimle.  30.05.2008 15:45
 

Kant ise derki:" Dünyayı bilmek isteyen, onu önce kurmak zorundadır, hem de kendi içinde... Kalıcı durum ölümdür.. Yaşamın peşinden gelen cansızlık ölümdür." Sevgi ve saygılarımla..

Salih ERDAGI 
 13.05.2008 17:49
 

Okurken beslenmek elde değil... Konser gibi:)) Sevgiler

Carolina Isolabella Özgün 
 13.05.2008 11:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 241
Toplam yorum
: 421
Toplam mesaj
: 122
Ort. okunma sayısı
: 30049
Kayıt tarihi
: 09.03.07
 
 

21 Aralık 1973, Ankara doğumludur. Lisans ve yüksek lisansını “İşletme” alanında yapmıştır. Araşt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster